AŞKA DAİR VARSAYIMLAR

BEŞİNCİ BÖLÜM - PİŞMANLIKLAR VE KEŞKELER RESİTALİ

Yazar:

AŞKA DAİR VARSAYIMLAR – Melisa A. kitap kapağı
AŞKA DAİR VARSAYIMLAR – Melisa A. kitap kapağı

5.Bölüm – Pişmanlıklar ve Keşkeler Resitali Mutlu sonlar sadece masallarda olur derlerdi. İki gerçek aşık birbirini bulur ve sonsuza dek mutlu yaşarlardı. Düşmanları çıkıp giderdi hayatlarından, silinirdi geçmişlerindeki acılar, göğüslerinde yatan ateşler küllerini etrafa savurur ve onlardan uzağa dökülürlerdi. Korkusuz şövalye çekip çıkarırdı prensesi hapsedildiği o şatodan. Peki ortada bir şövalye yoksa ve o prenses asla kurtulamıyorsa şatosundan? O şatosu prensesin hapsolduğu geçmişiyse, pişmanlıklarıysa? Keşkeleriyse? Mutlu sonlar sahiden de sadece masallarda olurdu. Prenses bunu kabullenmişti artık. Şövalyenin derdi de başından aşkın olmalıydı zaten. Bu masal evvel zaman içinde ile başlamayacak, bir öpücükle bitemeyecekti. Gökten üç elma da düşmeyecek, bize de bir tanesi kalmayacaktı. Prenses ve şövalye pişmanlıklar ve keşkeler resitalinden kendilerine farklı zamanlarda birer bilet alacaklar ve gözyaşları eşliğinde izleyeceklerdi o resitali… Gökyüzüne kaçamamıştım bu sefer. Sözler vermekten nefret ederdim. Tutamayacağımı bildiğim sözler vermekten ise daha çok nefret ederdim. Fakat şu an ayaklanıp gecenin bir vaktinde arabayı ablamın yattığı bakımevine sürmek sadece sözümü tutmak istediğim için değildi. Anlamlandıramadığım bir açlıkla yapıyordum bunu. İçimin yangınını birine açmayı ilk kez bu kadar istiyordum. İçimde geçmişin sıcaklığı gibi hissettiren bir yer ona güvenebileceğimi fısıldıyordu ağır ağır. Uraz Karadağ bana iki sorunun şekline bürünmüş tek bir soru sorduğunda aklıma gelen tek şey ablamdı. Acaba soğuk algınlığına yakalandığım için ateşim içime vurmuştu da beynim işlevini mi yitirmişti? Belma’nın sevgilisi Emir’e bile ablamın konusunu açmak için ayları devirmek zorunda kalmıştım. Ve şu an arabayı daha kim olduğuna bile emin olmadığım biriyleyken ablamın yanına sürüyordum. Ablamın kaldığı bakımevi benim evime yakın olduğundan yolumuz uzundu ama kimse tek kelime etmedi. O dışarıyı izledi bense gökyüzüne kaçtığım zamanların hepsini geri ödemek zorundaymışım gibi içimdeki karanlığa saplandım. Arabayı bakımevinin önüne park ettikten sonra anahtarı ona uzattım ama almadı. Ben de cebime atarak dışarıya çıktım. Arabanın kapısını kapatırken bakışları eskimiş bakımevinde geziniyordu. Eminim şu an sayısız düşünce geçiyordu aklından. Ya da… sıkılmıştı. Bilemiyorum. Eğer sıkılmışsa arabada oturabilirdi. Ben buraya kadar gelmişken ablamı görmeden eve adım atamazdım. Fakat hemen arkamdan yürüyordu. Buraya daha önce kimseyle gelmemiştim. Belma üzüleceğini ve ağlayacağını bildiği için gelmeyi asla teklif etmedi. Ben yanındayken ağlarsa beni de etkileyeceğini düşünüyordu oysa ben sadece o andan etkilenerek ağlayacak kadar normal biri değildim. Nefes aldığım her an için için ağlıyordum zaten. Bakımevinin görevlisi uyukluyordu. Beni gördüğünde hızlıca süzdü ve sonrasında uyuklamaya devam etti. Sırf bu yüzden bile bana sunulan bu teklifi kabul ederdim, ablamı buradan çıkarmalıydım. Aslında bu ciddi anlamda bir şanstı. Uraz Damien Karadağ ablamı kurtarmam için hayatıma girmiş bir şans değil de neydi? Hiçbir şey için değilse bile sırf bu nedenle onun yanında olmalıydım. Dadım beni bu şekilde yetiştirmişti. Merdivenlerden yukarıya çıktık. Eski ahşap basamaklar attığımız her adımda gıcırdıyordu. Baştan sona ahşaptan yapılma bir yerdi burası ve neredeyse yüz yıllıktı. Öncesinde sadece huzurevi olarak kullanılırken maddi yetersizlikler baş gösterdiğinde bakımevi şekline de bürünmüştü. Patronum tek kelime etmeden ufak bir çocuk gibi eteğimden ayrılmıyordu. Ezberimdeki yollardan ilerlerken bazen meraklı bakışlarla etrafı incelediğine denk geliyordum. Bu gibi zamanlarda onun zihninin içerisinde olmak isterdim. Yüzü, bakışları ve mimikleri asla ne düşündüğünü belli etmiyordu. Üçüncü katın en sonundaki odanın önüne geldiğimizde avuçlarım kapının metal kulpunu sımsıkı sardı ama o kadar güçsüz hissediyordum ki kapıyı açmak ölüm gibi geldi. Gözlerim daha da yanmaya başladı. Dudaklarım kurudu, nefesim soluk borumu tıkadı. Üç yıl geçmişti. Üç ko…

Bölümün tamamını WritePad'de oku