İKİNCİ BÖLÜM - YAZ DİZİSİ
Yazar: Melisa A.

Merhaba, umarım bölümü severek ve keyifle okursunuz. Yorumlarınızı merakla bekliyorum. Bana ulaşmak için tüm platformlarda @mariematisse_ şeklinde aratabilirsiniz. ... 2.Bölüm – Yaz Dizisi Dürüst olmak gerekirse kendimi rahat hissetmediğim ortamlarda bulunmaktan pek hoşlanmazdım. Bu davette tanımadığım bir adamla birlikte olmak demek ise benim için başlı başına bir rahatsızlıktı . Ama bu kadarını tahmin edemezdim, bu kadar gergin ve diken üstünde olacağımı bilseydim Belma’yı binlerce kez geri çevirmeye çalışırdım. Uraz Karadağ doğrudan karşısındaki yaşlı kadının suratına bakıyordu. Bakışlarındaki o saf öfkeyi resmen hissediyordum. Bugünkü yaz havasını saniyesinde alıp götürmüştü, kar kristallerini tenimde ağırlıyordum. Şu an yaşanan durumu algılayamıyormuş gibi başını iki yana sallayarak Fransızca bir şeyler homurdandı, sanırım küfür etmişti. “Bu yaz ekranlarda ol?” diye yineledi karşısındaki kadını. Aksanı olduğunu bilmiyordum, sanırım oldukça sinirli olduğunda ortaya çıkan türdendi. Fransızca kulağıma her zaman fonetiği diğer dillerden daha yumuşak ve soft gelmişti, daha kibar ve daha derin. Fakat o konuştuğunda resmen kabalaşmıştı. “Bu yaz ekranlarda olacaksın Uraz,” dedi annesi düz bir sesle. “Verdiğin sözün er ya da geç karşına geleceğini bilecek kadar zeki biri olarak yetiştirdim ben seni.” “Beni sen değil babam yetiştirdi!” dedi bir an dahi düşünmeden. Ayağa kalkacaktı ki annesi onu durdurdu. Elindeki, senaryo olduğunu düşündüm ciltli defteri, ona uzattı fakat defter uzun süre alınmadığında yüzünden mimik dahi oynamadan doğrudan bana çevrilmişti. İkisinin ortasında kalmış gibi hissediyordum. Ne yapacağımı bilmeyerek Uraz Karadağ’a baktım. O ise dişlerini sıkarak annesine bakıyordu. “Sözünü başka bir şekilde tutacağım, sözü yok saymıyorum sadece bu şekilde karşıma gelmeyin Bayan Karadağ!” Kalkıp buradan defolup gitmek istiyormuş gibi parmaklarıyla masaya ritim tutuyordu. Bense hâlâ bana uzatılan senaryoyu alıp almamak arasında gidip geliyordum ve bu koca bir kaos demekti. Anksiyetem tavan yapmak üzereydi, bir an önce buna son vermeliydiler yoksa arkama bakmadan kaçıp gidecektim. “O sözün sana ne şekilde döneceğini asla konuşmadık, bu konu hakkında oturup tek kelime etmedik. Sadece söz verdin ve ben de senin yüzüne bakarak tek bir soru sordum,” hafifçe öne doğru eğildi ve elindeki senaryo masaya oldukça gürültülü bir şekilde çarparken gözlerini benden kopartmıştı. Doğrudan oğluna bakıyordu. “ ’Emin misin Uraz?’ diye sormuştum, çünkü bu benim nezdimde, ‘Ne olursa olsun sözünü tutacağına söz veriyor musun?’’ demekti. Ne olursa olsun!” Kelimelerin üzerine resmen uzun uzun bastı, her bir sözcük dudakları arasından kurşun gibi döküldü, saplandı ve eminim kanattı da. “Ve sen de bana bakarak, ‘Eminim anne, ’ dedin. ‘Onun için ne olursa olsun yaparım.’ ” Ellerini iki yana açarak avuçlarını yukarıya doğru çevirdi. “E o halde şu an neyin savaşını veriyoruz? Ne olursa olsun yapacağını söylemiştin. O halde ne olursa olsun yapacaksın!” Ortamdaki sessiz savaş daha da şiddetlendi. Bakışlarımı bir anlığına Fırat Bey’e dokundurduğumda en az benim kadar o da diken üstünde görünüyordu. Anlamlandıramadığım o kadar çok şey vardı ki şu an dahi düşüncelerime dökmek ve onlara anlam aramakta zorlanıyordum. Zihnime dökülen ve beni çepeçevre saran tek bir soru vardı. Uraz Damien Karadağ bir basketbolcuydu fakat şu an ona neden bir senaryo uzatılıyordu? Hatta bir yaz dizisi senaryosu ? Oğlunun tek kelime dahi etmesini beklemeden tekrardan bana döndü ve bakışları ilk kez beni gerçekten taradı. Yüzümden, saçlarımdan, makyajımdan ve üzerimdeki kıyafetten ne anlamlar çıkardı bilemiyorum ama beni tarttığı belliydi. O bana bakarken garip bir his karnımda toplanmıştı. “Sen?” diye sordu. Bakışları oğluna değip sonrasında bana baktı. “Kimsin?” Olay bir anda nasıl bana dönebilmişti? “Güneş,” dedim hızlıca. “Bugün Uraz Bey’e eşlik ediyorum, Belma Öztürk’ün yakın arkadaşım fakat kendisi şu an Maldiv’de olduğundan onun yerini almış bulundum.” “Ne mezunusun?” Bu…