AŞKA DAİR VARSAYIMLAR

GİRİŞ - I.KISIM | GÜNEŞ

Yazar:

AŞKA DAİR VARSAYIMLAR – Melisa A. kitap kapağı
AŞKA DAİR VARSAYIMLAR – Melisa A. kitap kapağı

Giriş Çok küçükken büyük hayallerim vardı. Boyumdan büyük işlere kalkışıp başıma sürekli bela açardım, zihnimdeki seslere anlamlar yükler ve onlarla koşup oynardım. Beni bulamadıkları zaman nerede olduğumu tahmin etmeleri için çok düşünmelerine gerek kalmazdı çünkü büyük bir ihtimalle ya evimizin çatı katına sızmış ya da sığınağımın içerisinde arkadaşımla birlikte yere çöküp kitapların üzerini çizmekle meşgul olurdum. O kitapların hikayelerini sıfırdan değiştirir ve benim hikayelerim haline getirirdim. Mesela kırmızı tüyleri olan bir kuş mu vardı hemencecik isminin üzerine çizer ve ona yeni bir ad atardım. Ellerimdeki boya kalemleriyle o kuşa saçlar çizerdim. Ya da üzgün bir ayıcık mı vardı, sorun değildi; artık mutluydu çünkü orada ben vardım. Hiçbir hikâyenin mutsuz bitmesine izin vermezdim çünkü mutsuzluktan kaçmak benim baba mesleğimdi. Çok küçükken büyük hayallerim vardı. Büyüdüm fakat hayallerim hâlâ çok büyüktü, ulaşılmaz ve meşakkatli yollar demekti. Küçükken bilinçsizce yazdığım hikayeler ben yaş aldıkça sıfırdan kurguladığım hayatlar demek oldu. O karakterlerin her birine birer hayat üfledim, her birine birer isim verdim ve her birini sıfırdan yarattım. Küçükken bunu sadece eğlenmek için yapardım fakat büyüdükçe bunun aslında gerçekten de yapılığını öğrendim ve hayalim kademe kademe büyümeye başladı. Yazar olacaktım. İstediğim tek şey buydu. Sıfırdan başlayıp bu yaşıma kadar sürekli yazdım. Üzgün olduğumda, mutlu olduğumda, heyecanlı olduğumda ya da bitik bir halde olduğumda, sorun değildi. İstediğim tek şey onlara mutlu bir gelecek çizebilmekti fakat sonrasında hayatım tepetaklak oldu ve ben koskoca bir hayal dünyasının içerisinden tekmelenerek dışarıya fırlatıldım. “Burası gerçek dünya,” diye bağırdı hayal dünyamın içerisindeki büyük beyaz tavşan, sinirli ve kanlarla kaplıydı. “Mutluluğu bulmak için çok çabalaman gerekiyor çünkü onun seni bulması artık çok zor.” Sadece o beyaz tavşan değil ben de kanlarla kaplıydım. Üstüm başım, sağım solum, adım attığım her yer kanla kaplıydı. Dudaklarımdan dökülen tek şey hıçkırıklarım ve çığlıklarımdı. Yalvarıyordum. Haykırıyordum. Sanki içim sökülüyor, dudaklarımdan dökülüyordu. Ciğerlerimi kaplayan o kan mı akıyordu ağzımdan yoksa içimin acısı mı kanıyordu seçmek zordu. “Bilinci açık biri var.” Bana yaklaşan hemşireye doğru uzatmıştım elimi, zihnimde bana gülümseyen tek kişiydi. Pembe saçlı Barbie’m gibi görünüyordu, uzanıp omuzlarıma vurduğunda ona korku dolu baksam da bana gülümsemeyi asla kesmiyordu. Kalbim deli gibi çarpıyor ve beni nefessiz bırakmak için çabalıyordu sanki. “Adın ne? Bana adını söyleyebilir misin?” Adım mı? Adım neydi ki benim? Sonrasında zihnim karıncalandı, karmakarışık bir yığın görüntü geçip gitmeye başladı. Dudaklarımdan dökülen o çığlıkların acıdan olduğunu hissedene kadar o görüntülerin arasında bir o yana bir bu yana savrulup durdum. “Hadi kızım, söylesene teyzeye adını. Utandın mı? Hiç de senlik değil aslında Güneş.” “Güneş. Güneş Gediz.” “Nasıl da kocaman olmuşsun Güneş, beni hatırladın mı? Senin ilk dadındım ben güzel kızım.” “Biliyorum, güzel dadımdın benim ama sonra gittin. Niye gittin ki?” “Gitmek zorundaydım Güneş ama artık geldim, özledin mi beni?” “Özledim ama bir daha gitme olur mu?” “Olur benim boncuk kızım.” “Adını hiç unutmadım biliyor musun? En sevdiğim mor elbiseli oyuncağıma senin adını verdim çünkü. Abike.” “Kimlikleri kontrol edin. Bilinci kapanmış olanları hızlıca ambulanslara aktarın! Çabuk!” “Beni duyuyor musun?” diye sordu pembe saçlı Barbie. Acıyla araladığım gözlerimle ona baktım. Belli belirsiz başımı salladım. Başım gökyüzüne dikilmişti, gözlerimi etrafta gezdirmek bile çok zordu, görebildiğim tek şey birbirlerine karışmış bir ton renkti. Kırmızı, mavi, sarı, mor, çok fazla kan…. Siluet. “Adın ne?” “Adım…” “Hatırlıyor musun?” Başımla onayladım. “Güneş benim adım.” “Soyadını biliyor musun Güneş?” “Ablam nerede? Babam? Dadım?” “Soyadın ne Güneş? Bana söyler misin?” “Gediz,” dedim ağlayarak. “Güneş Gediz.” Pembe saçlı Barbie…

Bölümün tamamını WritePad'de oku