Ben Asi’yim
Yazar: Beyza Kumsal Dumrul

Bir Ay Sonra... Son hazırlıkları tamamladık ve her şey olması gerektiği gibi ilerlerse bu toplantıdan alnımız ak bir şekilde çıkacağız. "Yes, Mr. Morris, one of the most important pieces of our collection is this dress. As you can see, it has a model that drapes from the shoulders, it has a slightly transparent fabric and we tried to reflect the spirit of rain here." Aslına bakılırsa kreasyon içinde benim de en beğendiğim parçalardan biri buydu. "Honestly, Ms. Mahlas, we did not expect such beautiful works. Your hands are magical but as you know, we think we need to see the main piece now. But even without seeing the main piece myself, after seeing these pieces, I have full confidence in you. Please, let's continue with the main piece." Evet, benim de güvenim tamdı yıldız parçama karşı. Ruhumdan geçen en yağmurlu, en fırtınalı gerçekti yıldız parçam. Slaytta son sayfaya geçtim ve işte... Yıldız parçam! "Yes, gentlemen, my star piece is what I want to tell you here. It is the most complex and stormy moment in your soul. I drew my star at such a moment. I don't want you to see it as just a design. Turn inward and listen to your soul, gentlemen, please." Ruhumu bilmeyen kimse anlayamazdı bu çizimi, biliyordum; ama benim şu an için istediğim kendilerini de anlamalarıydı. Ruhumun bir parçasını görmüş olan Batun, masanın bir ucundan bana gururla bakıyordu. Belki de bir tek o beni anlamıştı ama o bile beni tam tanımıyordu. Ama bunda ne vardı ki? Ben de beni hiç tanımıyordum zaten. 🌊 "Seni serseri, nasıl da tavladın adamları!" Sevimlice sırıttım ve kıkırdadım. "Hiç mütevazı davranmayacağım Batun Beyciğim, oldukça güzel bir iş çıkardım." Bütün övgüleri kabul etmek ekibime haksızlık etmek olurdu; en az benim kadar büyük emekleri vardı ama bu Batun'a nazlanacağım gerçeğini değiştirmiyordu. "Evet, mesai bitti. Ne yapmak istersin?" Aslına bakarsanız çok şeyler yapmak isterdim; büyük partiler ve kutlamalar... Ama planlarım vardı. "Evet, yarın seninle büyük bir parti yapacağız ama bugün bir randevum var bebek." Batun büyük bir kahkaha attı ve tek gözünü kırparak "Hayırdır, kim bu şanslı kişi?" bakışı attı. "Evet, geçenlerde sana bahsettiğim biri vardı ya..." Batun büyük bir şaşkınlıkla yüzüme baktı. "Hayırdır Batuncuğum, ne şaşkınlığı bu?" Batun kahkahalarına doyamamış olsa gerek, büyük bir kahkaha daha attı. "Hey!" Küçük bir isyandı benimkisi. "Pardon asi, boşluğuma denk geldi," dedi ve küçük bir kahkaha daha attıktan sonra kendini toparladı. "Senin daha önce vakit geçirdiğin bir adamla randevuya çıkıyor olman beni biraz şaşırttı, kusura bakma boşluğuma geldi." Kendine çeki düzen verdi. "Aslına bakılırsa ben de pek meraklısı değilim ama geçen akşam kafam biraz atıktı ve ben de bir şeyler içmek için dışarıya çıktım. İnanamazsın ama gayet aklı başında bir akşam geçirdim; birkaç kadeh şarap, en fazla üç falan yani," dedim ve ufak bir kıkırtı döküldü dudaklarımdan. "İşte o akşam karşılaştım, tatlı bir sohbet geçti aramızda. Ve ufak bir iddialaşma..." Evet, kaybedeceğimi bildiğim ve küçük bir flörtleşme gibi bir iddiaydı bizimkisi. "İşte ben de modum düşük, yakın zamanda önemli bir sunumum var falan dedim. O da 'yaparsın edersin' falan dedi. tabi ben de biliyorum tabii ki yapabileceğimi ama işte neyse, iddiaya girdik biz de. Ben 'olmayacak, yapmayacağım' dedim, o da 'yaparsın' dedi. O kazanırsa benden küçük bir akşam kazanacaktı; ben kazanırsam 1945 Château Mouton-Rothschild kazanacağım." Evet, çok kıymetli bir şaraptı ama bu akşam ondan birkaç kadeh içeceğime emindim. "Güzel iddia asi! Hem istediğin şarabı içeceksin hem de istediğin adamı alacaksın. İyi eğlenceler bebeğim." Tabii ki de eğlenecektim. "Sen ne yapacaksın yakışıklı kurbağam, sen anlat." Batun derin bir nefes aldı ve camdan dışarıya baktı. "Hey hey, neler oluyor? Ne bu halin minik kurbağa?" Batun yandan "Ne saçmalıyorsun?" bakışı attı. "Bir şey saçmalamıyorum, anlat sen, ne derdin var?" Batun bıkkın bir nefes verdi ve asıl konuya gelmeye karar verdi: "Ne…