Abim Gibi.
Yazar: Beyza Kumsal Dumrul

Üç Gün Sonra... Evet, Serkan dallaması ile toplantımız üzerinden üç gün geçmişti ve Deniz Hanım -aslında bey olan -bugün iş başı yapmıştı ve ben kendisine Acarlarla ilgili detayları aktarmıştım. Ve neden kadın zannettiğimle ilgili en ufak bir fikrim bile yoktu. Kendisi ile sabah saatlerinde tanışmıştım ve kendisi oldukça 'vay anasını avradını' bir beyefendi idi. Ama her ne kadar da çekici olsa dahi iş prensiplerine oldukça sadık bir beyefendiydi. Bütün bunların aksine o gün neden toplantıya katılmadığına dair hâlâ açıklayıcı ve mantıklı bir açıklaması yoktu. Ama şu an benim için bir sorun yoktu; önemli olan bundan sonra ne yapacaktı, işine nasıl bir disiplin ile devam edecekti. Asıl önemli olan buydu ve oldukça hızlı bir giriş yapmıştı. Sabahki görüşmemizden sonra hemen işlerin başına geçmiş ve iki konseptten de iki farklı çizim getirmişti ve 4/2'si oldukça başarılıydı. Ben çizimlerden ikisini de çok beğenmiştim ve eğer daha iyilerini çıkarmazsa iki konseptten de birer elbise hazırdı. Ve ben %100 daha iyilerini çıkaracağına emindim. Deniz'e bu kadar güvenmem normal miydi bilmiyorum ama daha Türkiye'ye gelmeden önce bile tasarımları bir harikaydı ve bende sanırım bunun güveni vardı. Açıkçası Acarların projesini de bu kadar kolay ona vermem de buna bağlıydı; ona ve çizimlerine daha o gelmeden güvenmeye başlamıştım ve şu ana kadar beni pişman etmemişti, edecek gibi de gözükmüyordu. Harıl harıl çalışıyordu, tam bir Alman disiplini vardı ve içten içe 'Almanya'dan geldi de bizi mi kandırıyor acaba?' düşüncesine kapılmadan edemiyordum açıkçası. Bu işin şakası tabii ki ama oldukça başarılı bir iş çıkartıyordu Deniz. Ve 'iyi insan' misali kapımda beliriverdi. Açık olan kapıma iki kez tıklattı, içeriye girdi ve hiç beklemeden geliş sebebini söyledi. "Kolay gelsin Asi Hanım, en son yaptığım çizimler için revizyon istemiştiniz. En son hâllerini görmeniz için size getirmiştim, eğer müsaitseniz." Evet, en sevdiğim anlardan birine şahitlik ediyorsunuz: yeni bir tasarımla karşılaşma. Yeni doğmuş bir yavru kedi görmek kadar büyüleyici ve heyecan verici bir an. "Evet, müsaittim. Şu an bakabilirim çizimlerine." Kendinden emin bir halde masama yaklaştı ve çizimleri bıraktı. Ve ben büyülenmek ne demek, onu anlamaya çok yaklaştım. Bu çizim benim için hem sonbahardı hem ilkbahardı. Çizimdeki mankenin üst kısmında bir yelek vardı ve üstünde sonbahar yaprakları... Bana kurumuş çınar yapraklarını anımsatıyordu. Ve çizimi tamamlayan ise altındaki geniş paça pantolondu. Onun üzerinde ise pembe bahar çiçekleri açıyordu ve her iki parçanın da üzerinde yağmurdan sonra biriken ufak su damlaları vardı. Benim için bu, iç huzuru temsil ediyordu. Hem baharı hem yağmuru... Benim için bahar, ilkbaharda yağan tatlı tatlı yağmur damlaları iken aynı zamanda sonbaharda düşen hırçın damlardı. Ve baharı şu an gözlerimle görebiliyordum. Bu gerçekten çok iyi bir parçaydı. Bakışlarımı Deniz'in gözlerine çevirdim ve oradaki kendine olan güveni ve benim gözlerimdeki memnuniyet parıltılarını gördüm. Başımı hafifçe birkaç kere salladım ve beğendiğimi belli ettim. "Evet Deniz, güzel bir iş çıkarmışsın. Sana ne istediğimi tam olarak anlatmasam bile istediğim her şeyi bu tasarım ile karşıma çıkardın." Deniz başını salladı ve devam etmem için bekledi. "Güzel, hatta harika bir çizim. Bunu sunum dosyamıza ekleyeceğim ve altına da senin adını ekleyeceğim." Deniz tebessüm etti ve izin isteyerek odamdan çıktı. Normal şartlarda sunum dosyasında sadece Batun'un ya da benim ismim geçerdi ama böylesine baharı anımsatan ve bu proje için biçilmiş kaftan olan Deniz'i hiçe saymayacak ve onun da adını bu sunumda geçirecektim. 🌊 Evet, her ne kadar çalışmak için yaratıldığımı düşünüyor olsam da günün en sevdiğim kısmı kesinlikle iş çıkış saatleri oluyordu. Ve evden içeriye attığım o ilk adım... İşte o hiçbir şeye değişilmezdi. Güzel bir duş ve ardından kendisi ile güzel bir dizi keyfi ve diziyi izlerken kendisi ile uyumak... İşte bunun üzerine hiçbir şey çıkmazdı. Bu güzel anları yaşamama çok a…