0.6
Yazar: Sümeyye Demirkan

Sera: Allah'ını seven yardıma gelsin yengemi tokatlamak istiyorum Sercan: ben gelirim hemen Sercan: yalnız kadına el kalkmaz bizde Sera: kanki bu kadın değil ya büyücü Sercan: hiç mi olmaz bizden Sera: ne diyon Sercan Sera: yengem diyorum ben Cengo: birader pes et artık Cengo: Sera Viyana mı anasını satim kuşatıp duruyorsun alamayacaksın işte Sercan: olmazlara tutuluyorum ben de Sercan: neyse biz 1453'ten devam fethederiz belki Sera: yardım istediğim kişilere bakın Cengo; kankacım ne yapalım mesela görünmez pelerinimi giyip yengeni mi boğayım Sera: fena fikir değil Sera: neyse yarın okulda görüşürüz İçeri geçtiğimde yengemin mutfaktan sesini duydum, annemle konuşuyordu. Yanlarına gidip anneme laf takviyesi verecektim çünkü buna ihtiyacı vardı. Ben hissederim bu kadın bayılır laf sokmaya. "Selma daha hiç kilo verememişsin sen de," dedi yengem. "Azıcık dikkat et kendine." "Yenge kadın doğum yapalı birkaç hafta oluyor neredeyse abart," dedim gülerek. "Ayrıca annem senden daha zayıf duruyor." Yengem bozulduğunu belli etmeden gülümsediğinde, "Şimdi dikkat etmezse hiç kilo veremez," dedi. "İyiliği için konuşuyorum." "Valla kimse benim iyiliğimi istemesin," dedi annem umursamadan. "Ben iyiyim böyle kilo bu alırım veririm çok dert değil." "Valla abimin gözü dışarı kayarsa ağlama sonra," diye devam etti. Kaşı gözü ayrı oynuyordu delinin şuna bak ayaküstü büyü yapıyor resmen. Ben de hiç sakınmadım laflarımı. "Babamın gözü annemin üç kilo fazlası yüzünden dışarı kayacaksa basarız tekmeyi kıçına o üç kiloya muhtaç kalır ayrıca lohusa kadına dediğine bak, güzel şeyler söylemek zor mu?" Dudu yengem de gözleriyle iksir kazanı kaynatıyordu. Arsızın utanması zor olur derler ya. "Canım biz de lohusa olduk hiç böyle nazlanmadık. Bak üç tane aslan gibi evlat yetiştirdim her işimi gücümü hallettim." "Hı," dedim dişlerimin arasından sessizce, inşallah duymuştur. "Birinin sabıka kaydı var diğeri girdiği işi eline yüzüne bulaştırıyor öteki de zengin koca bekliyor beni alsın diye..." Derin bir nefes aldım. "Helal olsun yengem madalyan nerede bir gün göster de kıskanalım." "Aman size de laf söylemeye gelmiyor," dedi ve mutfaktan çıkıp içeri gitti. Annem arkasından bakıp hemen bana döndü. "Oku hemen bir de sağa sola bak bir şey bırakmış mı?" Dediklerini yaptım ve kafamı salladım. "Asayiş Berkemal." Ertesi gün okula gittim ama maalesef matematik sınavına yakalandım. Hiç haberim yoktu ya niye böyle oldu? İşime gelmeyince bendir bu arada. Yaren tırnaklarını kemirirken ona bakıp, "Kızım bırak artık şu mereti ya," diye kızdım ona. "Tadı da yok." "Keyfimden değil herhalde," diye çıkıştı. "Az sonra matematik sınavı var farkındaysan." "Çok farkındayım," dedim tepeden bağladığım saçlarımı tekrar yoklarken. Bıkkınlıkla ofladığımda bir çaprazımızda oturan Yamaç'la göz göze geldik. Sol kaşını kaldırıp, "Çalışmadın mı?" diye sordu. "Benim kafa almıyor bu dersi," dedim düz bir sesle. "Bu yüzden babam da beni erkenden sanayiye verdi." Mimimizah şov. Yamaç hafifçe güldüğünde yüzünü bana doğru uzattı ve ben de istemsizce ona doğru çekildim. Ortadaki boşlukta buluşan gözlerimize bakıp, "Kopya veririm," diye fısıldadı. "Normalde sevmem biliyorsun." Evet Yamaç kopya çekmekten ve vermekten pek hoşlanmazdı. Öyle görmüş geçirmiş. Aslında bizim gruba göre fazla efendi ve ağır duruyordu ama neyseki diğer iki delinin yanında sırıtmıyordu. "Sen ve kopya vermek?" diye kaldırdım kaşlarımı. "İlk ve son olur galiba." "Hayır ilk değil," dedi bir anda. "Daha önce bunu yaptım." Yüzüm ekşidi. "Ne zaman la?" Güldü. "Boş ver la." Cengiz bir anda konuya dahil olup yüzünü yaklaştırdı. "Mevzu ne?" "Hiç," dediğimde Yamaç tam tersi konuştu. "Sera'ya kopya vermekten bahsediyorum." Cengiz'in gözler irileşirken elini Yamaç'ın boynuna attı. "Lan köpek madem böyle maharetlerin var niye söylemiyorsun hiç köpek?" Sonra da hafifçe sevdi. "Kardeşim benim tarzım değil biliyorsun," dedi Yamaç. "Bu zamana kadar kopyalarınıza dahil olduğumu gördün mü?" "Evet sen Arka Beşli'nin yüz karasısın," diye tükürdü…