0.5
Yazar: Sümeyye Demirkan

"Sera akşam çok gecikme annenle ben uğraşıyorum sonra," dedi babam, kafasını eğdiği arabanın torpidosundan kaldırmadan. "Biraz da sen uğraş baba karın nasıl olsa," diye çantamı boynumdan aşağı sarkıttım. "Şaka şaka tamam gecikmem." Babam bir şeyler homurdanmaya devam ederken önüme döndüğüm sıra biriyle çarpıştım ve kafamı kaldırıp, "Dikkat etsene," diye homurdandım. Bu geçen günkü çocuktu, hani tostumu çok beğenmişti ya... Memnuniyetsiz bir bakışla gözlerine bakarken gülerek, "Asıl sen dikkat et," dedi. "Tost becerilerin ayakların kadar iyi değil sanırım." Gözlerimi devirdim. "Abicim otuz katlı düğün pastası yapmadık alt tarafı tost ya hiç mi yemedin?" "Kaç yaşındasın?" "On sekiz olacağım yakında," dedim. "Niye sordun ki?" "Hiç, abi deyince kendimi çok yaşlı hissettim de," dedi ve tekrar gülerek ekledi. "Fatih bu arada ben." "Hıı," dedim bana ne der gibi. "Sen kaç yaşındasın ki? Pardon siz?" Mahsustan gözlerini kaçırır gibi tavır takındı. Karizmatik olmuyorsun ya çocuk belki biraz ama hiç sevmem poz kesen bebeleri. "Yirmi iki." İç geçirdim. "Neyse size iyi günler amca." "Abartmasak?" diye dikildi önümde. Bundan hoşlanmadım. Eleman beni etkilemeye falan çalışıyordu sanırım ama yemezler oğlum, benim kota dolu. Pardon? Neyse şu an anten sana çekmez işte demek istedim. "Bir yere yetişmem gerek çekilir misiniz gideyim?" "İstersen ben bırakayım?" "Ne münasebet," dedim ve onu arkamda bırakıp. "İyi günler." Bakın arkadaşlar bu kabalık değildir, ilgi her kızın hoşuna gider ama beklediği yerden gelince. Bu beklenmedik biri ve haz etmedim zorlama flört tavırlarından. Bu ne biçim cümle? Sonuna üç harfli küfür ekledim sayın. ARKA BEŞLİ Cengo: la neredesiniz kızlar? Yaren: kanki babaannemin ilaçlarını aldım eczaneden geliyorum ama Cengo: kıyamam Hatice nineme Yaren: adı Hatice değil ki Cengo: ne Yaren: Ecrin Cengo: o ne la ilk kez z kuşağı babaanne görüyorum Yaren: şaka ya Adile Yaren: neyse geliyorum on dakikaya bir şey lazım mı Cengo: he gelirken iki kilo krampon al Sercan: ponpon olabilir la Yaren: of tek başıma sallayamam Cengo: Sera var Yaren: o hayatta ponpon sallamaz anca tesbih falan Sera: bir yerlerde kadınlık yeteneklerim sınanıyor Sera: ponpon ne ya 23 Nisan müsameresi gibi ana avrat söverim etkili olur Yaren: ne kadar zarif bir hanımefendi Sercan: tam benlik Cengo: Sercan tamam abi Yamaç: kızlar biriniz bana havlu getirebilir mi? Çoktan geldim ama unutmuşum çantama atmayı. Parasını atarım. Yaren: kanki ben çoktan geçtim o yeri ya tüh Sera: çantamda sanayide kullandığımız yağlı havlular var olur mu? Yamaç: ne kadar yağlı? Sera: Hindistan sokak lezzetlerinden üç porsiyon çıkar Yamaç: tamam kalsın Şaka yaptık bu da hemen kandı. Yalandan olur deseydin bari. Neyse dur giderken yol üzerinde çeyizciye uğrayayım da havlu alayım nakışları falan olsun hatta süslemeli yarın da gelinlik bakarız. Of iç sesim acayip salak kes sesini! Yol üzerinde bir çeyizci buldum, demek isterdim navigasyon beni oraya buraya sürükledi on beş dakika oyalandıktan sonra her ay düzenli olarak devasa indirime giren ama asla indirim olmayan bir çeyizci mağazasına girdim. Pamuklu diye polyester olduğu belli olan havluyu aldım ne yapayım başka yoktu, sanki padişaha hizmet çok bile bu. İki dakikada tekstil sektörüne salladıktan sonra doğruca maçın yapılacağı yere gittim. Oho maç çoktan başlamıştı. Yaren el sallayarak beni yanına çağırdı. "Nerede kaldın kızım?" "Havlu aldım," dedim çantamı kenara koyarak. "Havlu mu? Kime?" "Çeyiz düzmeye başladım da," diye alay ettim. "Yamaç'a kime olacak Yaren?" "He," dedi umursamadan ve çekirdek uzattı. Sorgusuz çekirdeği alarak, "Skor ne?" diye sordum. "Bizimkiler üç karşı taraf bir," dedi keyifle. "Goller kimden?" "İlkini Emre diğer ikisini Yamaç attı," dediğinde gözlerim Yamaç'ı buldu. Öylece baktım ve derin düşüncelere dalar gibi çekirdeğimi yemeye devam ettim. Arkadaşlar konunun Yamaç'la alakası yok şu an overthink saatim maalesef. Hipnoz olmuş gibi çekirdek çitlemeye devam ederken Yaren alkış yaptığında irkildim. "Gol be!" Uç…