0.4
Yazar: Sümeyye Demirkan

"Sera ocağın altını kıs," diye bağırdı annem. Gözlerimi devirerek ocağın altını kıstım ve bin beş yüzünce defaya izlediğim Yaprak Dökümü'nü telefonumdan açıp kaldığım yerden devam ettim. O sırada salata malzemelerini çıkardım. Annem, "Dizinin sesini çok açma bebek uyuyor," diye tekrar bağırdı. "Sen bağırdın ya hiç uyanmaz tabii," dedi söylenerek. "17 sene sonra unuttun bebek bakmayı ya hatırlayalım dedik!" "Babana bakıyorum hala unutmadım," dedi kapıdan içeri girdiğinde. Günden güne kendini toparlamaya başlamıştı ama lohusalığı devam ediyordu. Ocağa bakıp çorbayı şöyle bir karıştırdı ve sandalye çekip oturdu. "Hiç aklım yok cidden! Bunca zaman sonra bebek senin neyine?" Gözlerim dizimde kulağım annemde havucu rendelemeye başladım. "Valla ben kendimi düşünüyorum bu sene üniversite sınavım var ama kimse beni düşünmüyor." "Senin yerin hazır kızım sanayi işte!" Anneme ters bir bakış savurduğumda gülmeye başladı ve bu hoşuma gitmedi. Annem ayaklanıp yanağımdan öptü. "Kızma şaka yapıyorum." "Kara mizah ha?" dedim dalgaya alır gibi. "Sanayide tost yapıyorum diye yerim de hazır üniversite benim neyime?" Sesimi kıstım ve huysuzca homurdandım. "Tosta sürüklenen Sera." "Çalışmak zorunda değilsin," dedi annem ortalığı toplamaya yardım ederken. "Para kazanmayı kendin istedin!" "O yavşak, amcam babamı dolandırmadan önceydi," dedim. "Bir ton borç kaldı üzerimize aile ekonomisine katkı yapıp kendi harçlığımı çıkarmak istiyorum." "Sus sus," dedi annem sinirlenerek. "Sorsan yılan yengen bizi suçlar, kayınbabadan kalan iki yüz metre tarlayı bile dalavere yapıp sattılar zehir zıkkım olsun." "Babama da anlam veremiyorum ama," diye devam ettim işimi yapmaya. "Öyle olmasına rağmen hala kardeşine kıyamıyor." "Salak çünkü." "Tamam öyle deme yine de," dedim sessizce. "Öyle öyle," dedi annem. "Bak bebemiz oldu hangi biri arayıp hayırlı olsun dedi. Uzak olsun lazım değil hiçbiri ama sorsan babana ona da bir kulp bulur. Buldular benim adam gibi safını ben olsam ben de dolandırırım." "Anne ya!" dedim gülerek. Annem bir şeyler daha söylediğinde telefonuma yaklaşıp, "Sen de bunu kaçıncıya izliyorsun sınav senende anca dert yüklüyor adama, şu adamın çektiği ne bu evlatlardan!" diye konuştu. "Benim derdim bu aile artık," dedim düz bir sesle. "Seni bazen Hayriye olarak görüyorum." "Aman ağzımın tadı bozulmasın," dedi gülerek. Kadın ne yapsın gide gele öğrendi tüm replikleri. İçeriden kedi yavrusundan hallice bir ağlama sesi yükselirken annem, "Daha on dakika olmadı uyuyalı," diye üzüldü. "Yarasa mı doğurdum ne yaptım ya?" "Kalk hadi mızmızlanma," diye kaldırdım sol kaşımı. "Benim bebem değil ya bakamayacaksan doğurma kardeşim!" Annem mutfaktan söylenerek çıktığında salatayı bitirdim ve akşam yemeğine geçtik. Aradaki boklu bez seremonisi, metan gazı birikimini ve başarısız uyku denemelerini atlattıktan sonra tabii. Valla hiç elimi süremem, banane kardeşim bunca zaman sonra kromozom partisi yapıp hormonlarını date'e çıkarırken düşüneceklerdi. Odama geçtim ve kulaklığımı takıp yalandan biraz ders çalıştım. Zekiydim ama çalışmıyordum. Ciddiyim bu arada. Test kitaplarıyla biraz boyama savaşı yaptıktan sonra gruba girdim. ARKA BEŞLİ Sercan: yarınki maça geliyorsunuz değil mi kızlar? Sercan : özellikle sizin gelmenizi isterim Sera hanım Cengo : o kız seni sevmiyor güzel kardeşim Yaren : gene başladı gene başladı Sercan : anayasanın ilk üç maddesi misiniz kardeşim siz salın beni Yaren : değişmez Cengo : bu arada maç işi uzayabilir kızlar Sera : kaçtaydı? Sercan : 6 gibi Sera : kanka ben işe gidiyorum ya Sercan : izin yazdırsan Sera : devlet memuru değilim kardeşim ne izni Sercan : bir şans be Sera : bakalım isterim ben de kanki Cengo : okumuş etmiş kız tabii bizden olmaz demek yerine her cümleye bir tabir ekliyor Sera : bizden olmaz Sercan sal beni abi sal Yamaç : beyler güzel orta açıyorsunuz ona göre Cengo : kardeşim beni biliyorsun Yamaç : forvet benim ya hani ona göre hatırlatayım dedim Sera : hangi takımlıydın sen Sercan : Beşiktaş Sera : @yamaç? Yamaç : Galatasa…