Bölüm 1
Yazar: Zeynep

“1… 2… 3…” Aynı anda denize atladık. Birden hissettiğim soğukla su yüzeyine geri çıktım. Kızlar hemen yanımda sudan çıktılar. Duru, yüzüne yapışmış saçlarıyla yüzmeye devam ederken Elisa yanımda durmaya devam etti. “Bir gün de olsa Selahattin Pala bıyığı görmemek iyi geldi valla.” diyen Elisa’ya döndüm. Matematik hocamıza karşı bulunduğu sitemde haklılık payı yüzde yüzdü. “Adam salmıyor ki, tüm soruları bize soruyor. Hocam, ben Duru değilim diye bağırasım var.” diyerek onu onayladığımı belirttim. Yine öğle arası okuldan kaçıp pek bilinmeyen bir koya gelmiştik. Zaten Antalya’da yaşamak bunu gerektirmez miydi? Bize doğru gelen Duru’nun üstümüze su sıçratmasıyla savaşımız başlamış oldu. Uzaktan gelen motor sesiyle karaya doğru döndük. Ah evet, onlardı yine. Atlas, Berk ve Demir; ayrılmaz üçlümüz, tabii bizden sonra. “Bunların burada ne işi var?” diye sızlanmaya başlamıştım. Ay, bu buz küpü niye burada? Canımın en içi iç sesim de konuya dahil olduğuna göre hikâye gerçekten başladı sanırım. Öncelikle selam ve hayatıma hoş geldiniz efendim. Ben Derin; inatçılığıyla bilinen Derin. Herkese asi, ailesine ve arkadaşlarına dut yemiş bülbül Derin. Arkadaşlar demişken, iki kişiden oluşuyorlar ha, belirtmek isterim. Esila en enerjik ve şıkır şıkır olanımızdı. Herkesle arası iyi olan ama saf olmayan bir deliydi. Etrafında onu kıskanan gözler olduğunu gören ve eğer ona ya da en önemlisi bize zarar veriyorsa onları kudurtmasını bilen biriydi. Ama eğer ona iyi geliniyorsa da papatya tarlası ile karşılayan biriydi. Canım arkadaşım, normalde de açık renk olan saçlarını açtırdığı için sarışın ve açık mavi gözleri olan güzeller güzeli bir kızdı. Favori aktivitesi de bana sırnaşmak ve bizimle dedikodu yapmaktı. Yaşam enerjisi buydu sanırım. Ve benim Duru gibi güzelliği olan Duru’m. Onunla bebeklikten gelen bir arkadaşlığımız vardı. Esila zaten sıcakkanlı olduğundan bu aramızda hiç sorun olmazdı. Duru beynimizdi. Ondaki akıllar bende olsaydı dünyayı fethederdim sanırım. Okul birincisiydi kendileri. Kendisi, kahverengi katlı kesim olan saçlarını genelde dağınık topuz kullanırdı. Kahverengi büyük gözleriyle, kemikli yüzüyle, yani Duru güzelliğiyle göz alırdı. Onu hem daha güzel hem de daha da zeki gösteren gözlüklerini pek çıkarmazdı. Ve ben; siyaha yakın koyulukta, bir tutamı mavi olan, yüzümü çerçeveleyen perde kaküllere sahip olan dalgalı saçlarım… Saçtan oluşuyorum diyebiliriz. Onları seviyorum, özellikle o mavi tutamı. Çok hoca boyatmaya çalıştı, başaramadı. O benim bir parçamdı artık. Onun dışında kahverengi gözlerimle normaldim. İyisin iyisin, taş gibisin maşallah. Duymak istediklerimi bana iletmen çok ince, iç sesim. Rica ederim hayatım, ne zaman istersen biliyorsun. “Selam kızlar.” diye bize doğru gelen Kerem’e dikkatimi verdim.