1. BÖLÜM: HAKKANİYET ÇEMBERİ
Yazar: Betül

+18 İçerik Kurgu Uyarısı: · Bu kitap dark romance ve gerilim temalarına sahiptir · Rehin alma ve suç içerikli sahneler · Ayrıca şiddet/cinayet içerikli olaylar, travma ve travmatik geçmiş anıları işlenmektedir Ek bilgi; · Bu kitabın hiçbir kişi, topluluk ve kurumla ilgisi yoktur; okuduğunuz her şey benim hayal ürünümdür. -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- 1.BÖLÜM Hiçbir şey yapmamakta çok şey yapmaktır aslında. Mesela ben; hiçbir şey yapmadanda çok şey yapan bir insan oldum . Sedece öylece duruyorum ve hayat beni direk seçiyor zaten. Camın önünde bulunan yeşil komidinin üstündeki çalar saatin sesinin tüm odada da yankılanmasıyla irkildim. Siyah lastiğimi ağzıma tutuşturup saçlarımı örmeye devam ederken banyodan çıktım ve nihayetinde alarmı kapattım. Doğrulup camdan dışarıya kısa bir bakış attım; hava biraz bozuktu, büyük ihtimalle yağmur yağacaktı. Bankadaki işimin ne kadar süreceğini müşteri sayısı belirleyecekti. Çıktığımda eğer ki yağmur yağıyorsa kızlarla buluşmaya geç kalabilirdim çünkü yağmur demek trafik demekti. Siyah kot pantolonumun üstüne yine siyah puantiyeli gömleğimi giydim; bu sene modaydı ve ben kendime çok yakıştırıyordum. Portmantodaki gri kabanı ve raftaki botlarımı giyip, bordo çantamı alıp daireden çıktım. Durak apartmana yakın olduğu için çok yürümemek beni hep mutlu ediyordu. Nereden binersem bineyim dönüşüm hep apartmanımın önü oluyordu. Çok geçmemişti ki araç gelmişti. Kartımı cihaza okutup arka taraflarda boş bir koltuğa oturdum. Gideceğim banka çok uzakta değildi ama rüzgarın saçlarımı bozma ihtimalini göze alamadığımdan ve olurda erken gidersem işimi çabuk halleder; kızlarla buluşmaya erken giderim diye düşünmüştüm. Araç durağa yaklaşınca indim ve bankaya doğru ilerledim. Büyük binanın önüne gelince içeri girmeden kafamı kaldırıp şahesere kısa bir bakıp atmıştım sonra iki kapıdan oluşan giriş kapısını tek tek ittirerek içeri girdim. Büyük Şanzi Bankası; dış cephesi yapılırken 17. ve 18. yüzyıllardaki barok tarzı mimariden esinlenilmiş tam bir başyapıttı. Mermer sütunlar ve cam pervazının etrafındaki dalgaları andıran kıvrımlı süslemeler yapıyı bölgedeki en göze çarpan unsur haline getiriyordu. Aleladeden bir günde bile önünden geçen herkes dönüp tekrar bakmak istiyordu. Camların önünde, uzaktan bakınca orada küçük bir balkon varmış gibi görünen ve bir ağacın çiçeklerle süslü dallarını andıran demirden yapılmış korkulukları insanı kendine çekiyordu. Nitekim bankanın içi günümüz binaları gibi ruhsuz ve renksizdi. İçeri girince müşterileri beyaz duvar ve mermerlerin soğukluğu karşılıyordu. Müşteriler kendilerine ayrılan alanda gri, delikli; Tripofobi hastalığı olanları aşırı rahatsız edecek olan banklara oturarak beklemek zorundaydı. En azından 6 gişe görevlisinin ve 4 bireysel işlemde çalışan görevlilerin arkasındaki duvar mavi renge boyanmıştı; ortama biraz renk katılmıştı. Dış cephesinin insanı büyülediği bu bankanın önceden böyle görünmediğini biliyordum; bu yapı eskiden sıradan bir bina görünümünden farksızdı ama sonra ülkenin gündeminde günlerce kalan büyük bir patlama yaşanmıştı ve insanların bu bankaya ilgileri epeyi azalmıştı. Yok olan ilgiyi tekrar canlandırmak için bankanın dış cephesinde böyle bir değişime gidilmişti. Netice de işe de yaramıştı. Girişteki makinadan sıra numaram 38di ve içereside çok kalabalık durmuyordu. Sıranın bana gelmesi an meselesiydi. O soğuk delikli banka oturdum ve beklemeye başladım. Saat 10:30'du. Gişedeki numaralar en son 28. kişiyi çağırmıştı bana son 10 kişi kalmıştı. İçeri hamile bir kadın girdi, yanında küçük tatlı bir kız çocuğu vardı. Numara aldıktan sonra yanıma oturdular. Kızı sürekli çantamın sapına takılı olan tüylü ponpona dokunuyordu, küçük kıza yandan kısa bir bakış attım; saçları iki yandan örülmüş, ucuna çilekli toka takılmıştı. Pembe tulumun içerisinde çok tatlı bir kızdı. Benim ona baktığımı fark etmiş olacak ki kafasını kaldırmadan gözleri ile beni kon…