Karanlığı Senin İçin Tutacağım!
Yazar: Peri1

Lina: “Peki neden oradayım?” Sessizlik. Derin olduğundan uzun gelen bir sessizlik. Sonra cevap geldi: “Çünkü sen seçtin.” Lina’nın kalbi duracak gibi oldu. “Ben…?” Varlık: “Evet.” “Bu bir gönderilme değildi, bu bir seçimdi.” Bir görüntü açıldı, bu bir anıydı. Lina’nın hatırlamadığı hatırlatılan eski bir anı. Kendisi. Ama farklı. Daha parlak. Daha bütün. Yanında başka varlıklar vardı, her biri onun gibi, aynı frekansta, aynı ışıkta. Ve bir karar anı. “Ben giderim.” Bu ses Lina’ya aitti. Ama bu Lina değildi. Bu, tam haliydi, parçalanmamış, eksik kalmamış hali. Lina’nın nefesi hızlandı. “Ben neden?” Varlık: “Çünkü sen…” durdu. “Dayanabilecek olanlardandın.” Lina: “Buna mı?” Göğsüne dokundu. “Evet.” “İki katmana da ait olabilmek her ruh a uygun değil.” Lina: “Ne yapmam gerekiyordu?” Varlık bu kez daha net konuştu: “Hatırlaman.” “Ve…” çok kısa bir duraksama. “…hatırlatman.” Lina’nın gözleri büyüdü. EN KRİTİK CÜMLE “İnsanlar unutur.” “Bu sistem böyle çalışır.” “Sen, unutmamak için geldin.” Lina: “Kharon…” Bu isim ilk kez burada söylendi. Varlık başını eğdi. “Onlar dengeyi korur, ama değişimi anlamazlar.” Alan titredi. Bağ zayıflıyordu. “Gitmen gerekiyor.” Lina panik yapmadı sadece bir özlem ve merakla sordu. “Tekrar gelebilecek miyim?” Varlık: “Burası yalnızca bir yer değil.” “Bu sensin ait olduğun yer öz’ün burada.” Varlık yaklaştı ve Lina’nın alnına dokundu. Bir ışık yayıldı bir aktarım. Bir his: “Hazırsın.” Lina’nın gözleri bir anda açıldı. Yatağındaydı, nefesi hızlıydı, ama kalbi sakindi. Bu kez farklıydı, çünkü artık biliyordu. Lina fısıldadı: “Ben gönderilmedim, gözlerini kapattı. “Ben geldim kendi irademle ve uygun görülerek.” Gözleri açık. Tavana bakıyordu. Nefesi yavaştı. Dengeli. İlk kez içinde bir karmaşa yoktu. Sessizlik vardı. Ama bu sessizlik boşluk değil, yerleşme ydi. Lina yavaşça doğruldu. Ellerine baktı. Parmaklarını hareket ettirdi. Her şey tanıdıktı. Ama bu kez uzaktan bakıyor gibiydi. “Ben…” durdu. “…biliyorum.” Göğsüne dokundu. İçindeki o ikinci katman artık yabancı değildi. Oradaydı. Baskı yapmıyordu. Sessizdi. Uyumluydu. Bekliyordu. Lina gözlerini kapattı. Zorlamaya gerek yoktu. Oradaydı onu hissediyordu. BAĞ “Raziel…” Bu bir seslenme değildi. Bir çağrıydı. Ama kelimelerle değil. Frekansla. Bir an hiçbir şey olmadı. Sonra oda hafifçe değişti. Hava yoğunlaştı. O tanıdık mavi titreşim yavaşça ortaya çıktı. Raziel. Raziel Lina’ya baktı. Ama bu bakış alıştığı gibi değildi. Bir şey farklıydı. “Ne oldu?” Sesinde bir acele vardı. Lina ona baktı. Hafifçe gülümsedi. Bu küçük bir değişimdi. Ama büyük bir anlam taşıyordu. “Hatırladım.” SESSİZLİK Bu kelime alanı durdurdu. Raziel’in frekansı bir an kesildi. “Ne…” devam edemedi. Çünkü Lina’nın enerjisi farklıydı. Daha dengeli. Daha bütün. Lina ayağa kalktı. Acele etmedi. Her hareketi bilinçliydi. “Benimle biri konuştu.” Raziel hemen cevap verdi: “Kharon” Lina başını salladı. “Hayır.” Durdu. Gözleri derinleşti. “Benimle…” çok kısa bir duraksama. “…ben konuştum.” Bu cümle… Raziel’i susturdu. Çünkü bu beklediği bir şey değildi. “Ne gördün?” Bu soru yumuşaktı ama içinde korku vardı. Lina pencereye yürüdü. Ama dışarı bakmadı. Hatırladığı yere bakıyordu. “Oraya gittim.” Raziel: “Nereye?” Lina: “Geldiğim yere.” Raziel’in enerjisi aniden yoğunlaştı. “Bu mümkün değil.” Lina yavaşça döndü. “Benim için mümkün.” “Bedenimi gördüm.” “Buradaydım ama değildim.” “Ve biri vardı.” Raziel hemen odaklandı. “Kim?” Lina: “Rehber.” Bu kelime yeni bir kapıydı. “Bana her şeyi söylemedi.” “Zaten gerek de yoktu.” Raziel: “Ne söyledi?” Lina’nın sesi bu kez çok netti. “Ben gönderilmedim.” Kısa bir duraksama. “…ben geldim.” Raziel geri çekildi. Bu fiziksel bir hareket değildi. Ama hissedildi. Çünkü bu bilgi sisteme aykırıydı. “Bu…” “Bu mümkün değil.” “Ben seçtim.” “Buraya gelmeyi ben seçtim.” “Kim izin verdi?” Bu soru sertti. Ama gerekliydi. Lina durdu. Bu kısmı tam olarak bilmiyordu. “Bilmiyorum.” Ama sonra ekledi: “Henüz.” Raziel Lina’ya baktı. Uzun süre. Çok uzun. Onu anlamaya çalıştı. “İçindeki kat…