Tehdit
Yazar: Peri1

Yemekhanedeki o ağır, vakumlu hava bir anda dağıldı. Masalara yığılan öğrenciler, sanki çok derin ve huzursuz bir uykudan uyanıyormuş gibi irkilerek doğruldular. Birkaçı başını ovuyor, diğeri ise elindeki çatalı neden düşürdüğünü anlamaya çalışıyordu. Lina’nın az önce enerjisini tazelediği kız, derin bir nefes alarak gözlerini açtı; yanaklarına hafif bir renk gelmişti ama o da ne olduğunu kavrayabilmiş değildi. Lina, ellerini hala tutmakta olan Raziel’e baktı. Raziel’in bakışları ise başka bir yöne, az önce kızın ruhunu emmeye çalışan o siyah geometrik boşluğa, küçük Toplayıcı’ya kilitlenmişti. Küçük Toplayıcı, Lina’nın patlayan ışığından dolayı sarsılmıştı. Görünmez gövdesi titriyor, frekansı bir parazit gibi cızırdıyordu. Az önce şahit olduğu o muazzam enerjiyi merkeze rapor etmek için sistemsel bir hazırlığa girişmişti. Raziel, Lina’nın elini yavaşça bıraktı ama aralarındaki o frekans bağını koparmadı. Boştaki elini hafifçe havaya kaldırdı ve parmaklarının arasından, Lina’nın kehribar ışığının tam zıttı olan, zifiri karanlık bir duman sızdırdı. Bu duman, küçük Toplayıcı’nın üzerine bir ağ gibi çöktü. "Gördüğün şey bir sistem hatasıydı," diye fısıldadı Raziel. Sesi sadece o varlığın duyabileceği, alt frekansta bir emir tonundaydı. "Aşırı yükleme nedeniyle veri kaybı yaşandı. Kayıtlarını sil ve bölgeyi terk et." Küçük Toplayıcı’nın titremesi durdu. Raziel’in üstün frekansı, onun basit algoritmasını adeta yeniden yazmıştı. Varlık, hiçbir soru sormadan veya itiraz etmeden, havada süzülerek yemekhanenin tavanındaki o görünmez çatlaklardan birine sızıp gözden kayboldu. Raziel tekrar Lina’ya döndü. Yüzü yine o mermer sessizliğine bürünmüştü ama gözlerinde saklayamadığı bir fırtına vardı. "Onu sadece kısa bir süreliğine oyaladım," dedi alçak sesle. "Kharon yakında buradaki enerji boşluğunu fark edecektir. Şimdi, hiçbir şey olmamış gibi buradan gitmelisin Lina. Kimseyle konuşma, arkana bakma." Lina, kalbinin hala normalden hızlı çarptığını hissediyordu. "Neden?" dedi, sesi titreyerek. "Neden beni kurtardın? Sen de onlardansın." Raziel, ceketinin yakasını düzeltirken bir adım geri çekildi. Artık o sıradan, mesafeli ve tehlikeli yabancı maskesini geri takmıştı. "Belki de sadece," dedi, sesi bu kez çok uzaktan geliyormuş gibiydi, "kendi yolumu kaybetmiş olmam, senin yolunun kesilmesini izleyeceğim anlamına gelmiyordur." Cevap vermesini beklemeden, kalabalığın arasına karıştı ve bir gölge gibi kaybolup gitti. Lina, masada tek başına kalmıştı. Etrafındaki öğrenciler gülmeye, yemek yemeye ve hayatın o sığ akışına geri dönmüştü. Ama Lina biliyordu; artık hiçbir şey normal olmayacaktı. Lina apartman dairesinin kapısını arkasından kapattığında, sırtını soğuk ahşaba yaslayıp yavaşça yere çöktü. Bedenindeki bütün kaslar titriyordu. Yemekhanede açığa çıkardığı o güç, damarlarından kan değil de sıvı ateş akıyormuş gibi hissettirmişti. Ama asıl sarsıcı olan ateş değil, ardından gelen o mutlak soğukluktu. Raziel’in ellerinin bıraktığı o karanlık, koruyucu buz hissi avuç içlerine adeta mühürlenmişti. Çantasını bir kenara fırlattı ve zorlukla ayağa kalkıp banyoya ilerledi. Aynadaki yansımasına baktığında nefesi kesildi. Göz bebeklerinin etrafındaki o tanıdık mavi hare, yerini koyu, altın sarısı bir ışıltıya Aldebaran'ın kehribar rengine bırakmıştı. O an, zihninin derinliklerinde, kendi düşüncelerine ait olmayan ama ona evrenden bile daha eski gelen bir ses yankılandı. Bu bir fısıltı değildi; göğüs kafesinde titreşen kadim bir frekanstı. “Mühür kırıldı, küçük köprü. Artık saklanamayız.” Lina elleriyle lavabonun kenarını sıktı. "Sen kimsin?" diye fısıldadı çatlak bir sesle. "Bana ne oluyor?" “Ben senin unuttuğun parçanım. Ve sen, hatırlamanın eşiğindesin. Şimdi uyu. Bedenin bu frekansı taşımakta zorlanıyor. Öğrenmen gerekenler var.” Lina itiraz edecek gücü bulamadı. Odaya nasıl geçtiğini, yatağa nasıl yığıldığını bile hatırlamıyordu. Göz kapakları kurşun gibi ağırlaştı ve dünya zifiri karanlığa büründü. Ama zihni uyumadı. Aksine, hiç olmadığı kadar k…