ALDEBARAN&FOMALHAUT
Yazar: Peri1

Sorgulama Raziel bu olaydan sonra bir süre geri çekildi. Aslında bu bir geri çekilme sayılmazdı, kaçtı. Akışa karıştı, uzaklaşmak istedi, düzeltmek istedi ama ne yaparsa yapsın kaybolamadı. Yaşananları inkar edemezdi, görmezden gelmek ise bu olanı inkar etmek için yeterli değildi. Bugün o görmezden gelse yarın başka bir toplayıcının görebileceği bu bilinmezliği anlamak zorundaydı. Zihni sessiz değildi artık durmadan bağıran kendini onarmaya çalışan bir sisteme dönüşmüştü. Bir Toplayıcı için düşünmek bir ihtiyaç değildi. Onlar bilirlerdi. Onlar hissederlerdi. Onlar sorgulamazlardı. Raziel artık sorguluyordu. Işıkların aktığı katmana geri döndüğünde her şey olması gerektiği gibiydi. Ruhlar geçiyor, parçalar alınıyor, sistem kusursuz bir şekilde işliyordu. Fakat bu düzen artık Raziel’e kusursuz görünmüyordu. Bir an durdu. Olanları yok saymak bir çözüm getirmeyecekti bunu biliyordu bir şeyler düşünmek zorundaydı. Durmak fark edilmek demekti. Ama o yine de durdu. Çünkü bir şey yanlıştı. “O beni görüyor.” Bu düşünce, bir yankı gibi içinde tekrar tekrar dolaşıyordu. Bir insan… Bir çocuk… Bir ruh parçası eksik olan bir varlık… Nasıl olur da bir Toplayıcıyı görebilirdi? Bu, sistemde tanımlı değildi. Bu mümkün bile değildi. Ama olmuştu. Raziel, akıştan bir parçayı ayırdı. Bu yasaktı. Ama artık kurallar onun için anlamını yitiriyordu. Işık yoğunlaştı. Bir an zamanın katmanları açıldı. O anı tekrar gördü. Doğum. Berna’nın nefesi. Sözleşmenin yankısı. Koparılan ruh parçası. Bir şey daha. Raziel ilk kez o detayı fark etti. Sadece bir ruh parçası kopmamıştı. O gün evren bambaşka bir geçiş te yaşıyordu. Bir hizalanma gerçekleşmişti. Gökyüzü. Bu insanlığın bildiği türde bir gökyüzü haritası gibi görünüyordu belki ama katmanların ötesindeki sembolleri de anlatan, kadim ve karmaşık bir yapıydı. İki nokta yanıyordu. Biri sabitti. Ağır. Büyük ve gösterişli. Kadim bilgelerin yıldızı. Adalet ve dürüstlükle elde edilen başarıyı sembolize eden; Aldebaran. Diğeri akışkan. Geçiş kapısı gibi. Fomalhaut. Lina’nın doğduğu an bu iki yıldız a ynı eksende kesişmişti. Raziel bir an geri çekildi. Bu bilgi sistemde yoktu. Toplayıcılar yıldızları bilmezdi. Onlar sadece akışı bilirlerdi. Ama bu akışın dışında bir şeydi. “Bu, neden önemli?” diye düşündü. Cevap gelmedi. Sadece bir his içindeki soruları saran bir bağlantıyı huzurla kaplıyordu. Lina’nın ruhu eksik değildi sadece. Açık bir yapıdaydı. Bu bağlantı ona ne anlatmak istiyordu, bu bilgiler ona neden gelmişti? Lina neden bu kadar özeldi ve Raziel neden bu durumla karşılaşırken net değildi? Normal bir ruh, standart, belirli ve kapalı bir döngüdeydi. Gelir. Yaşar. Parçalanır. Gider. Lina o tam kapanmamıştı alınan eksik parçasına rağmen sanki hala tam dı. Bir kısmı burada bir kısmı yine onun içinde derinlerde ama bamb aşka bir yerdeydi ve o başka yer, bu yıldız hizalanmasıyla bağlantılı mıydı? Raziel ilk kez bir kavramla karşılaştığını hissediyordu. Hatırlama. İnsanlar unutarak doğardı, bu sistemin temeliydi. Çünkü hatırlamak dengeyi bozardı. Lina o unutmamıştı. Tam olarak değil. Bu yüzden onu görüyordu. Bu yüzden ondan korkmuyordu. Bu yüzden farklıydı. Bağ kurabiliyordu, görüyordu, hissediyordu katmanları anlayabiliyor gibi duruyordu. Normal insanlar gibi davranmıyordu. Normal biri hem her şeyi görüp hem nasıl susabilirdi. Tepkisiz kalmak zor olmalıydı. Raziel’in ışığı dalgalandı. İçindeki karanlık, geri çekildi. Çünkü bu açlık değildi o bu andan sonra bir toplayıcı gibi hissetmiyordu. Bu saf bir meraktı. “Eğer biri hatırlarsa…” diye düşündü. “Diğerleri de hatırlayabilir mi?” Bu soru başka soruları da getirdi. Neyi hatırlıyorlardı henüz o bile bilmiyordu. Sistemin en tehlikeli sorusuydu bu o da hatırlıyor muydu? Eğer cevap “evet” ise hatırlayan insanlar olacak ise toplayıcılar artık görünmez olmayacaktı. Eğer insanlar görmeye başlarsa… Korku doğardı. Direniş doğardı. Sistem çökebilirdi. Raziel ilk kez diğerlerini düşündü. Diğer Toplayıcılar bunu bilmiyordu. Henüz. Ama hissedeceklerdi. Çünkü Lina’nın enerjisi s…