ANEMON: Kızıl Toprak

3. Bölüm

Yazar:

ANEMON: Kızıl Toprak – 3anemon kitap kapağı
ANEMON: Kızıl Toprak – 3anemon kitap kapağı

“Demek o deli yürek sensin?” Çatalım ağzıma giderken elim havada kaldı. Bugün bu sözü çok duymuştum. Neden herkes sözleşmiş gibi bana deli yürek diyordu? Çatalımı nazikçe tabağa bırakırken şaşkınlıkla, “Deli yürek?” diye sordum. Kutay lokmasını çiğnerken başını hafifçe sallayarak beni onayladı. Masadakilere hızlıca göz gezdirdim Kutay’ın hemen sağında oturan Yiğit, bıyık altından hafifçe gülümsüyordu. Eren kafasını tabağına eğmiş, kahkahasını saklamaya çalışıyordu. Ömer Asaf ise tebessümle çayını yudumluyordu. Sabrımın son sınırına gelmiş gibi, “Yeter ama!” diyerek çıkıştım. “Siz yapmayın bari! Arda, sen de gülme!” Benim bu çocuksu isyanıma masadakiler daha çok gülerken, gözüm masanın başındaki adama kaydı. Kutay’ın da o sert çehresinin yumuşadığını, gözlerinin kenarlarının kısılarak hafifçe güldüğünü gördüğümde bir kaşımı kaldırarak ona baktım. “Alt tarafı işimi yapıyorum!” dedim, kendimi savunma içgüdüsüyle. “Birkaç hastamın iyiliğini istedim, jandarmayı her seferinde meşgul etmeyeyim dedim diye benimle dalga geçemezsiniz, duydunuz mu?!” Masa bir anda bıçak gibi kesilen bir sessizliğe büründü. Kahkahalar kesilmiş, herkes bir anda tabağına ya da yanındakine bakmaya başlamıştı. İçten içe bir zafer çığlığı attım; rütbeli askerlerden oluşan koca bir tim üzerinde saniyeler içinde tam bir otorite kurduğumu düşünerek gururla gülümsedim. Ta ki hemen yanı başımdan Arda’nın o tedirgin ve kısık sesini duyana kadar: “Sarışın... Diyorum ki, o elindeki et bıçağını yavaşça masaya mı bıraksan? Şeytan doldurur valla.” Gözlerimi kırpıştırıp elime baktım. Anlık bir yükselişle, hararetle konuşurken elimdeki keskin et bıçağını havada sallayarak adamlara doğru doğrulttuğumu o an fark ettim. Demek ki o ani sessizliğin sebebi kurduğum otorite değilmiş. Karşılarında elinde bıçakla nutuk çeken bir doktor olduğu için susmuşlardı. Askerlerin bu durum karşısında sanki karşılarında silahlı bir tehdit varmış gibi ciddi ciddi susup kalması bir anda o kadar komiğime gitti ki... Kendimi daha fazla tutamadım ve lokantayı çınlatan neşeli bir kahkaha patlattım. Ben gülmeye başlayınca masadakilerin bana karşı olan bakışları daha da tuhaflaştı. Az önce adının Yiğit olduğunu öğrendiğim o iri yarı asker, alt dudağını dişlerinin arasına sıkıştırmış, “Bu kızın durumu gerçekten vahim, deli bu” der gibi endişeyle başını sallıyordu. Onların bu aşırı ciddi ve afallamış hallerini gördükçe gülmemi durduramıyor, daha çok kahkaha atıyordum. Kutay, önündeki bardağa uzanıp suyundan bir yudum alırken gözlerini benden ayırmadı. Dudaklarının kenarındaki o ince tebessüm hala oradaydı. Bardağı masaya bıraktı ve arkasına yaslanarak bana doğru eğildi. “Doktor Hanım,” dedi, sesindeki o hafif alaycı ama kadife gibi yumuşak tonla. “Sınır hattındaki köylere jandarmasız gitme cesaretini nereden aldığını şimdi daha iyi anlıyorum. Karşı tarafa bu bıçak performansını sergiliyorsan, korumaya pek de ihtiyacın yokmuş gibi duruyor.” “Kutay Komutanım çok haklı,” diye hemen araya girdi Göktürk, bardağındaki koladan bir yudum alıp neşeyle atılarak. “Biz çarşıda kendisine uyarımızı yaptık ama o bizi ‘Arkadaşlarımla buluşacağım’ diyerek başından savdı. Bence bizim timi yakında Açelya Hocam eğitecek.” Eren araya girerek “Yakışır Deli yüreğimize!” Diye katıldı. Masada tekrar hafif bir kıkırdama yükselirken elindeki bıçağı tabağın kenarına usulca bıraktım ve yanaklarımın hafifçe kızarmasına engel olamayarak omuz silktim. “Sadece... İnsanların benden çekinmesini istemiyorum. Köylere o koca askeri zırhlılarla, arkamızda silahlı adamlarla girdiğimizde oradaki yaşlı teyzeler, küçük çocuklar korkuyor. Muayene olmak bile istemiyorlar bazen. Benim amacım sadece işimi kolaylaştırmak.” Bu zamana kadar sadece adını söylemek için konuşan Yiğit “Korku, bazen hayatta tutar doktor hanım. Tedbir de öyle.” Dedi. Sözlerindeki o yalın ve vurucu gerçeklik bir an duraksamama neden oldu. Haklıydı. Onları korkutan şey aslında onların koruyucularıydı. Kutay’ın gözlerindeki o alaycı ifade, kurduğum cümlelerin samimiyetiyle bi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku