ANEMON: Kızıl Toprak

10. Bölüm

Yazar:

ANEMON: Kızıl Toprak – 3anemon kitap kapağı
ANEMON: Kızıl Toprak – 3anemon kitap kapağı

"İnsan en çok, kime sığınacağını bilemediği anlarda değil; kimden kaçacağını anlayamadığı anlarda tekinsizleşir." — Franz Kafka 🫶🏻🫶🏻🫶🏻 Apartmanın ağır demir kapısını arkamdan çektiğim anda Çukurca’nın keskin ayazı yüzüme çarptı. Montumun fermuarını çeneme kadar çekip ellerimi ceplerime sokarken az önce merdivenlerden kahkahayla indiğim hâlimden eser kalmamıştı. Birkaç adım attıktan sonra durup başımı kaldırdım ve üçüncü kattaki pencereye baktım. Perdeler kapalıydı; birkaç dakika önce kapının önünde saçlarını dağıttığım kızın gölgesi bile görünmüyordu artık. Onu on üç yıldır tanıyordum. Ne zaman gerçekten canı yansa sesini yükselttiğini, sinirlendiğinde çirkefleştiğini, konu kendi yaralarına geldiğindeyse bütün o gürültünün arkasına saklanıp bir anda sessizleştiğini bilecek kadar uzun bir süreydi bu. Dün bana anlattıklarını düşündükçe içimde belli belirsiz duran öfke yeniden kendini gösteriyordu. Açelya’nın kendi hesabını kendi görebileceğini herkesten iyi biliyordum; onun adına kavga etmeye, karşısına çıkan herkese yumruk sallamaya ihtiyacım yoktu. Ama bu, arkasında durmayacağım anlamına da gelmiyordu. Cebimden telefonumu çıkarıp rehberden Kutay’ın adını buldum. Açelya bunu yaptığımı öğrense muhtemelen önce beni boğmaya çalışır, ardından birkaç gün yüzüme bakmazdı. Dudaklarım bu düşünceyle hafifçe kıvrılsa da fazla oyalanmadan arama tuşuna bastım. Telefon birkaç kez çaldıktan sonra Kutay’ın her zamanki kısa ve ciddi sesi kulağıma ulaştı. “Efendim?” “Günaydın,” diyerek hastanenin olduğu yöne doğru yürümeye başladım. Karşı taraftan gelen kısa “Günaydın Arda,” cevabının ardından birkaç saniye sustum. Normalde ciddi bir konuşmanın ortasında bile saçmalayacak bir şey bulurdum ama bu sefer hiç içimden gelmiyordu. “Müsait misin?” diye sorduğumda Kutay hiç düşünmeden, “Konuş,” dedi. Ayakkabılarımın altında ezilen ince kar tabakasının çıkardığı sese kulak vererek birkaç adım daha attım. Lafı dolandırmanın ikimize de bir faydası olmayacaktı. “Açelya’yla tartışmışsınız.” Telefonun diğer ucuna kısa bir sessizlik çöktü. Kutay ne olduğunu, Açelya’nın bana ne anlattığını ya da neden aradığımı sormadı. Demek ki söylediği hangi sözün beni sabahın bu saatinde kendisini arayacak kadar rahatsız edeceğini gayet iyi biliyordu. “Demek neden aradığımı biliyorsun,” dediğimde sesi her zamanki sakinliğiyle geldi. “Biliyorum.” “Güzel. O zaman uzun uzun anlatmama gerek yok.” Başımı kaldırıp karşımdaki beyazlaşmış dağlara baktım. “Bak Kutay,” Birkaç saniye sustuktan sonra derin bir nefes aldım. “Ben seni uzun zamandır tanıyorum. Ne yapmaya çalıştığını da aşağı yukarı anlıyorum. Onu korumaya çalışmışsın.” Kutay cevap vermedi. Ben de birkaç saniye bekledikten sonra dilimi yanağımın içine bastırıp başımı hafifçe yana eğdim. İçimde tutmaya çalıştığım cümle en sonunda bütün filtresizliğiyle ağzımdan çıktı. “Ama bok gibi yapmışsın.” Karşı taraftan belli belirsiz bir nefes sesi geldiğinde ağzımın bir kenarı istemsizce yukarı kıvrıldı. “Buna itiraz etmeyecek misin?” diye sordum. Kutay’ın tek kelimelik “Hayır,” cevabıysa beklediğimin aksine gülümsememi söndürdü. Onu tanıdığım süre boyunca verdiği kararların arkasında durduğunu çok görmüştüm. Bu yüzden kendini savunmasını, neden öyle davrandığını anlatmasını bekliyordum belki de. Hiçbirini yapmadı. Ayakkabımın ucuyla kaldırımın kenarında biriken karı dağıtırken, “İyi,” dedim. “Çünkü savunacak bir tarafı yok.” “Biliyorum.” Dün Açelya’nın o cümleyi bana söylerken değişen yüzü gözümün önüne geldi. Canının nereden yandığını anlamak için bana uzun uzun anlatmasına gerek yoktu. Başımı kaldırıp arkamda kalan apartmana son kez baktıktan sonra sesimi biraz daha ciddileştirdim. “Ben sana hesap sormak için aramadım Kutay. Açelya’nın kendi hesabını kendi görebildiğini ikimiz de biliyoruz.” “Ne için aradın?” “Bir daha onun yarasından vurma diye.” Bu sefer sessizlik daha uzun sürdü. Kutay konuşmadı, ben de acele edip boşluğu doldurmadım. Söylediğim şeyi düşünsün istedim. Çünkü dün gece Açelya’nın kendisi için kurduğu cümle…

Bölümün tamamını WritePad'de oku