Giriş; Hırçın Poyraz
Yazar: leyanyzr

Selamlar canlarım!!! Size yeni bir kurgu getirdim. Bu kurguyu aklıma düştüğü günden beri yazmak istiyordum ama KSD'da biraz daha ilerlediğimde yayınlamayı düşünmüştüm. Ama dayanamadım. Bu güzelim kurguyu sizinle de buluşturmaya karar verdim. Bu kurguyu yazarken içimde hep heyecan var. Karakterler, kurgunun hissettirdikleri beni çok ama çok heyecanlandırıyor ve umarım sizi de heyecanlandırır. Kurgumuz bir Karadeniz kurgusudur. Hem Karadeniz'in hırçınlığıyla hem de hissettirdiği sıcak duygusuyla dolup taşacağız. Neyse fazla uzatmadan giriş bölümümüze geçelim. Ama ondan önce bu kurguyu yazarken en sevdiğim Karadeniz dizisinden esinlendiğimi belirtmek isterim. Sen Anlat Karadeniz dizisinden esinlendim ama bu demek değil ki tıpkısını yazıyorum. Sadece ilham aldığımı belirtmek isterim. Çok uzatmıyorum ve bölüme geçiyorum. İyi okumalar! Yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın! ***  Yazarın Anlatımıyla Trabzon / Sürmene 14.12.2025 Kış ayı tüm Türkiye'yi esir almışken en soğuk bölge Karadeniz bölgesi olmuştu. Son yıllarda görülmeyen bir soğuk vardı Karadeniz'de. Öyle ki hırçın dalgalar mümkünmüş gibi daha asi vuruyordu kayalıklara, karın yağışı gün geçtikçe çoğalıyor yollar birkaç gün açılmayacak kadar kapanıyordu. Bu soğukta tüm Karadeniz bölgesi evlerine kapanmış bir şekilde soğuğun azalmasını ve havaların biraz daha ılımasını bekliyordu. Karadeniz alışıktı hırçın rüzgarlara, dalgalara ama bu yıl olan soğuk normal bir hırçınlık değildi. Bu soğuk ya bir felaketin habercisiydi ya da güzel günlerden önce gelen bir imtihandı. "Kız evinun öninde asilmiş eski elek, Asilmiş eski elek asilmiş eski elek, Dert yurekte saklanur öğretmedi mi felek? Öğretmedi mi felek, öğretmedi mi felek?" Eski radyodan gelen şarkıyla birlikte mırıldanan Fadime Nine hem elindeki örgülüyle uğraşıyor hem çayını yudumluyor hem de şarkıya eşlik ediyordu. Ördüğü örgü torunu içindi. Torununu son beş yıldır görmemişti ama onu görmese bile gizli gizli konuştuğu torunun nasıl şeyler sevdiğini biliyor ve bir gün tekrar bir araya gelirler diye umut ederek ona kazaklar, atkılar ve patikler örüyordu. Kızını ve torununu görmek için yanıp tutuşuyordu ama elinden pek bir şey gelmiyordu. Damadının işleri yüzünden Karadeniz'e gelemiyorlardı. Yani en azından kızı öyle diyordu. "Kiraz dalindan yenur yarali sevduğum Ey yarali sevduğum ey yarali sevduğum Gelur elbet yaz başi benum da bekleduğum Benum da bekleduğum benum da bekleduğum." Fadime Nine gözlüklerini düzeltip çayından bir yudum alırken başını iki yana sallıyordu. Bu soğukta tek başına karlarla kaplı olan evinde tek başına olmak onu üzüyordu ama elinden gelen pek bir şey yoktu. Eşi Mehmet öleli iki sene olmuştu artık yalnızlığa alışması gerekiyordu. Dertli bir iç çekti Fadime Nene, yüreğine bir sıkıntı çöktü ama bunu tansiyonuna bağladı. Akşamları çok yeğince hep yüreğine bir öküz otururdu. "Kız evinun öninde asilmiş eski elek , Asilmiş eski elek asilmiş eski elek, Dert yurekte saklanur öğretmedi mi felek? Öğretmedi mi felek, öğretmedi mi felek?" Radyodan şakı sona erdiğinde Fadime Nine elindeki örgüyü bir kenara bırakmış ve gözlüğünü çıkartmıştı. Başındaki eşarbı düzeltip radyoyu eline almış ve başka bir şeyler dinlemek için radyoyu ayarlamıştı. İlk önce birkaç cızırtı çıkmış daha sonra ise istediği yeri bulmuş gibi radyoyu baş ucuna koyup çay doldurmak için ayağa kalkmıştı. Sobanın üstünde kaynayan çaydanlığı alıp kendine çay doldururken bir taraftan da radyodan gelen hava durumunu dinliyordu. "Karadeniz bölgesinde olan beklenmedik soğuk uzmanları korkutacak bir seviyeye ulaştı." diye bir kadın sesi geldi radyodan. Fadime Nine yüzünü buruşturdu. "Ula nesu varmuş Karadeniz'un," diye mırıldandı huysuz huysuz. Bardağını alıp cam kenarındaki sedire geçerken huysuzca mırıldanmaya devam ediyordu. "Siz daa benum geçluğumdaki soğuğu görmeduz. Evden burnumuzu çıkaramzduk buna soğuk mu diyisiniz?" "Karadeniz bölgesinde; Trabzon, Rize ve Ordu'da yağan sağanak kar yüzünden kapanan yollarla birlikte otobüs, uçak ve tren yolculukları ipt…