7.
Yazar: Ked’

biz geldik !!🌟 hatalar varsa affedin, bir ara gelip düzenleyeceğim. oy ve yorumlarınızı bekliyorum, bu bölüm çok içime sindi🙂↔️ ۶ৎ "Bıktım senden!" Bağırışının peşi sıra duvarda parçalanan bardakla gözlerimi sıkıca kapattım. "Keşke doğurmasaydım! Geri zekalı, hiç bir işe yaramıyorsun!" "Doğurmasaydın ya! Doğurmasaydın!" diye bağıran ben oldum bu kez. Yine hararetli bir tartışmanın içindeydik. Annem okulda olanı öğrenmişti. "Bana bağırma!" diye yükseldi sanki başlatan benmişim gibi. Bir hışımla yanıma gelip kolumu tuttu sıkıca. "Beliz, seni öldürürüm," demesiyle baştan aşağı ürperdim. "Ne demek çocuk dövdürmek! Ne demek!" diye adeta çığlık atmasıyla irkilerek geriledim. İzin vermedi. Daha çok sıktı kolumu. Acıyla gözlerimin dolduğunu hissettim. "Anne bırak...acıyor." Elini itmeye çalıştım. "Bırak." Burun çektim ağlamamak için. "Kimseyi dövdürmedim. Çocuk beni tehdit etti, o da savundu. Haklı olan biziz, kanıtları da göster-" yüzüme inen tokatla susmak zorunda kaldım. Dişlerimi birbirine bastırdım. Sabrım tükenmişti. Onu omuzlarından itip elinden kurtuldum. "Bırak ya! İyi değilsin sen, git tedavi ol!" "Beliz!" Bir hışımla yanağımdan akıp giden yaşı silip kapıya adımladım. "Buraya gel, konuşacaklarım bitmedi!" "Kendi kendine konuş dur, ruh hastası," diye mırıldandım kendi kendime. Ayağıma rastgele bir ayakkabı geçirip evden çıktım. Bugün dersimiz olmadığından ev haliyleydim ama dert etmedim. Nereye gittiğimi dahi bilmeden koşararak evden uzaklaştım. Altan'ı aramak aklıma gelse de bugün abisine gideceğini bildiğimden yapmadım. En son sabah haberleşmiştik, şimdiyse akşam olmuştu ve o yazmadığından meşgul olduğunu varsayarak ben de yazmamıştım. Uzun diyebileceğim bir süre koştuktan sonra oldukça işlek bir caddeye gelmiştim. Derin derin soluklanarak etrafa bakındım. Adrenalin ve koşmamın sebep olduğu yanma hissi buz gibi rüzgarla karışıp kesinlikle beni kaçınılmaz sona itiyordu.Titremelerimin sebebi hangisiydi emin değildim. Umarım sokağın ortasında kriz geçirmezdim. Dudaklarımı birbirine bastırdım. Hala sızlayan yanağımı görmezden gelerek etrafa bakındım sığınabileceğim sıcak bir yer arayarak. Butik falan yok, sadece küçük yemek esnafları vardı ve çoğunun içi adam dolu olduğundan gitmeye bile yeltenmemiştim. Zaten yanımda para da yoktu şu an. "Pşşt, yavru," diye bir grup serserinin laf atmasıyla içimdeki korkuya rağmen onlara ters bir bakış attım. Neyse ki üstelemeden gitmiştiler. Hava kararmıştı, şu an başka şansım olmadığına kanaat getirip istemeye istemeye telefonumu çıkardım onu aramak için. Çok sıkılmıştım bundan. Ben sürekli birilerinden yardım isteyecek biri değildim, bir erkekten hiç ama hal buyken yapabileceğim ne vardı ki? Hem... Altandı . İyi ki oydu, yoksa yapamazdım. Bu son, diye geçirdim içimden. Son. Aramama hemen yanıt geldiğinden o kadar da meşgul olmadığını düşünerek biraz olsun rahatlasam da her derdim olduğunda onu aramak canımı öyle böyle sıkmıyordu. Babam yanımda olsaydı böyle bir duruma düşmezdim. Onu da durmadan rahatsız etmez, onun yaptığı gibi sadece iyi anılar biriktirmeye bakardım onunla. "Altan," dedim sesimin titremesine engel olamadan. Hüngür hüngür ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. "Beliz? Bir şey mi oldu, ne bu sesin?" "Altan...annemle tartıştık yine ama bu sefer çok abarttı. Evden çıktım ben." Etrafa bakındım rüzgardan kısılan gözlerle. "Nerede olduğumu bilmiyorum ve adamlar var çok. İşin yoksa beni alır mısın? Özür dilerim, seni durmadan rahatsız ediyorum ama senden başka kimsey-" Anında ayaklandığını durmak içimde bir şeylerin kopmasına sebep oldu. "Geliyorum." Tek ricama bakıyordu. Açıklama bile beklemiyordu benden. Tek bir 'gel' dememe bakıyordu. "Altan, özür dilerim," dedim bunun kırgınlığıyla ağlamaya başlarken. "Özür dilerim." "Kızım sen akşam akşam neden tek başına dışarı çıkıyorsun? Arasana beni," diye özürümü umursamadan kızdı bana hafifçe. "Rahatsız etmek istemedim abinde olursun diye." Burun çektim. Yanağım sızladı yine. "Çok tartıştık. Canımı yaktı," diye mızmızlandım çocuk gib…