26.
Yazar: Ked’

Bölüm görselleri


Yeter bu kadar beklediğimiz...değil mi😊 Bu son haftalar ev taşımak, okul işleri falan derken oldukça yoğun geçtiği için bölümü inceden düzenleme fırsatım olmadı. Yine de sizi daha fazla bekletememek adına beraberiz, tek tük yazım hataları için şimdiden kusura bakmayın. İyi okumalar kuzu !🪽 Sınırımız 280 oy ve 400 yorum! 🌟 ۶ৎ Birkaç saat önce, Altan'ın anlatımıyla. "Saat kaç oldu lan, burada mı yatmayı düşünüyorsun?" Beni daldığım işten koparan isyankar sesle istemsizce irkildiğimden elimdeki lokma anahtar az kalsın yüzüme düşüyordu. Uğraştığım işi yarım bırakma imkanım olmadığından onu aceleyle bitirip ardından üzerine uzandığım küçük tekerlekli sürünme tahtasını bacaklarımla kaydırarak arabanın altından çıktım. Utku, iki elini beline sabitlemiş bir şekilde çatık kaşlarla tersten bana bakıyordu. "Hasta olacaksın aptal." Ağır ağır kalkarak ellerime bulaşan araba yağını üzerimdeki kirli iş giysilerine sildim. "Bir şey olmaz." Göz kırptım. "Hayırdır, niye geldin?" "Seni görmeye geldim." Memnuniyetsize süzdü beni. "Para kazanacağım diyorsun eyvAllah da kendini çok zorluyorsun Altan." Bıkkın bir nefes verip aletlerin yanına bıraktığım, dışı kirlenmiş pet şişeyi aldım ve avucumda ezerek içinde kalan az miktardaki suyu mideme indirdim. Beliz gittikten sonra hem paraya ihtiyacım olacağını bildiğimden, hem de kafamı dağıtmam gerektiği için hiç beklemeden iş aramaya başlamıştım. Yazın, gündüzleri bir kütüphanenin kafesinde, akşamları ise şu an çalıştığım sanayide çalışıyordum. Okullar açıldığında ise artık ikisinden birine veda etmem gerekmişti ve saatlerime uymadığından bu, kafe işi olmuştu. Şimdi ise dört aydır derslerden sonra bu küçük tamirhaneye geliyor, elimden geldiğince bir şeyler kazanıp kenara koyuyordum. Kolumla alnıma düşen saçlarımı geri ittim. "İyiyim ben. Sadece bugün iş uzadı biraz." "Sadece bugün uzamadı. Eve 10'dan önce gelmiyorsun." Başımı bıkkınca omzuma eğip, "Utku," dedim bu sohbetin daha fazla uzamasını istemediğimi belli ederek. "Neyi neden yaptığımı biliyorsun o yüzden yorum yapma kardeşim." "Beliz öğrense gelip benim ağzıma sıçacak niye izin verdin diye. Kusura bakma ama yorum yapacağım. Çalış, ona bir şey demiyorum ama birkaç saatlik uykuyla nereye kadar dayanmayı planlıyorsun?" Yanıma gelip omzumu sarstı. "Hale bak. Suratından uyku akıyor." Gözlerimi kapatıp ağır ağır yutkundum. "Elimden...başka hiçbir şey gelmiyor." Anında boğazıma oturan yumruyu yok etmek ister gibi yutkundum. Burnum sızladı. "Aylar oldu yüzünü görmeyeli, sesini duymayalı. Yarını tahmin edemiyor, hiçbir plan yapamıyorum Utku en azından bunu yapayım. En azından çalışayım ve para kazanayım ki olur da bir gün bir fırsat sunulursa bana, parasızlık bir engel olmasın." Gözlerimi açıp doğrudan mavi gözlerine baktım. "Anlıyor musun? Yemin ederim artık dayanamıyorum." Elimdeki anahtarı sıkarak yumruğumu hafifçe göğsüme sürttüm. "Buram ağrıyor. Geceleri yalnız uyurken acaba o uyuyabiliyor mu diye düşünmekten, yemek yerken acaba o yedi mi , hava eserken acaba sıkı giyindi mi, belleri açık mı veya hasta oldu mu diye düşünmekten aklımı kaçıracağım artık." Acıyla dolan göz pınarlarımdaki yaşları bileğimle sertçe yok ettim ve yanından geçerek tekrar eski püskü duran arabaya adımladım. "Ben de diyorum ki buna artık son ver. Nereye kadar böyle devam edeceksin?" Arkam dönük bir şekilde birkaç saniye duraksayıp derin bir nefes aldım, ardından çatık kaşlarla ona döndüm. "Nasıl vereyim?" O da ağır ağır bana dönüp tekrar önüme geldi. "Evlen." Göz devirdim. "Bu konuyu konuştuk Utku." "Oğlum yaşa takılıyorsun da siz ayrılmadan önce de zaten evli gibi yaşıyordunuz," diye iki elini açıp isyan etti bu cevabım onu tatmin etmediğinden. "Kampta geçirdiğimiz bir hafta aynı odada uyuyup uyanıyor, her şeyinizi beraber yapıyordunuz, ne farkı var?" "Fark şu Utku; evlilik öyle ha deyince olmuyor. İşin içine aile-" "Bahane." Sözümü kestiği için kaş çattığımdan ne var der gibi başını salladı gıcık bir ifadeyle. "Ne bakıyorsun, yalan mı? Hepsi bahane abicim, tek gerçek şu ki…