25.
Yazar: Ked’

Bölüm görselleri






hemen geçelim hemen geçelim Sınırımız 250 oy ve 340 yorum! 🌟 ۶ৎ "Hepsi çok güzel baba, çok çok teşekkür ederim." Kuşu eve alışması için kendi haline bıraktıktan sonra babam da beni onlarca hediyeye boğmuş, geçen ayların kırgınlığının zerresini bugüne yansıtmamak için elinden geleni yapmıştı. "Çok daha güzellerini hak ediyorsun güzel kızım." Gülümseyerek yanağına hızlı bir öpücük bıraktım. O ise sevgiyle sağlarımı okşadı. "Hadi kahvaltımızı yapalım, sonra da pastamızı yeriz. Lucia'yla buluşacak mısınız bugün?" Başımı salladım. "Küçük bir seansımız var saat bir buçukta ama istersen erteleyebilirim. Yarın fazla dersim yok." Lucia, Temmuz ayının sonlarından beri görüştüğüm psikoloğumdu. Babama tedavi görmek istediğimi söylediğim günden sonra buna hemen cesaret edememiş, Altan'la aldığım o birkaç kiloyu tekrar vermiştim. Ancak o zaman içimdeki o başa dönme korkusu beni harekete geçirmiş, bir psikiyatristle görüşmeye itmişti beni. Bir takım testlerden sonra bana kullanmam gerekecek ilaçlar vermiş, ardından düzenli görüşmeler için Lucia'ya yönlendirmişti. Tahminen otuz, kırk kaşlarındaki genç kadın bunca yıl bu konuda çektiğim korkuların yersiz olduğunu bana tatlı diliyle kanıtlamıştı. Ne biri beni herhangi bir şeye zorluyordu, ne de başarısız olduğum halde beni yargılayıp kızıyordu. Onunla baş başa sohbet ettiğimiz küçük seanslardan sonra kendisi de beni bir diyetisyene yönlendirmişti. Başlarda kahvaltı hariç günlük öğünler beni zorlamaya devam etse de devamında dengeli menülerle bu durumu toparlamış, öğün sayımı ikiye çıkartabilmiştim. Bu süreç içinde babam her sabah kahvaltımı hazırlıyor, akşam geldiğinde ise hiç üşenmeden bana menüme göre yemeğimi hazırlıyordu. Çoğu- diyetisyenime böyle daha rahat hissedeceğimi söylediğimden -yağsız tarifler olsa dahi babam bir kez bile bu konudan rahatsızlık duymamış, hatta yanında kendine farklı ve daha lezzetli bir şeyler dahi hazırlamayıp her öğünümü benimle birlikte yemişti. Onun bu denli mutlu ve iştahlı yemesi benim de iştahımı açmış, bu süreci fazlasıyla kolaylaştırmıştı. "Gerek yok," dedi başını hafifçe iki yana sallayarak. "Seansını aksatma, gündüz için bir planımız yok kızım ama akşama planın varsa onları erteleyebilirsin." Dudak büktüm. "Ne planım olacak ki baba, arkadaşım mı var sanki." Okullar açıldıktan kısa bir süre sonra artık toparlanmış hissettiğimden eski arkadaşlarımla iletişime geçmek istemiştim. Gerçi doğrusunu söylemek gerekirse bu istediğim sadece Meline'e özeldi ama onun da okuduğu bölümü beğenmediği için bir başka bölüm okuma kararı aldığını, bu sebeple şehir dışına çıktığını öğrenmiştim. Kaydolduğum yeni oluldansa samimiyet kurduğum kimse yoktu. Derslerde ara ara sohbet ettiğim bir iki kız dışında çoğunlukla tek başıma vakit geçiriyor, kitap okuyup telefonla uğraşıyordum. Bunun, babamı üzdüğünün farkındaydım ama kendim için aynısını söyleyemeyecektim. Halimden gayet memnundum. Babam bana yetiyordu. Hem artık kuşum da vardı! Kocaman gülümseyerek kollarımı boynuna sardım ve dizine oturdum. "Benim en yakın arkadaşım sensin. Akşam ne yapacağız?" Güldü keyifle. "Sen de benim en yakın arkadaşımsın güzel kızım." Sırtımı sıvazladı şefkat dolu bir edayla. "Güzel bir yemek yiyelim istiyorum beraber. Ne dersin?" "Olur derim tabii ki." Geri çekilmeden önce yanağına sevgi dolu bir öpücük daha bıraktım ve ayağa kalkarak yerdeki çöpleri toparlamaya başladım. Bütün hediye maketlerini ezip top haline getirdiğim sırada, "nasıl bir yerde yiyeceğiz?" diye sordum merakla. "Ona göre giyineceğim." "Güzel bir restoranda yiyeceğiz, yerimizi ayırttım. Sonrasında bir şey yapmak ister misin?" Dudak büküp kısaca düşündüm, ardından, "eve gelip başladığımız diziyi izleyelim," dedim gülümseyerek. Yarın sekizde dersim vardı ve eve geç gelmek istemiyordum. Sinema keyfi kesinlikle makul bir aktiviteydi. O da çalışacaktı hem. "Anlaştık tatlım." O da ayağı kalkıp, "hediyelerini odana bırakıyorum," dedi ve koltuğa bıraktığım bütün eşyaları toparlayıp onayımla yukarı çıktı. Bense hızla salonu toparlayıp ç…