22.
Yazar: Ked’

mm...ne diyordum, tadını çıkarın mı?😊 Sınırımız 250 oy ve 340 yorum!🌟 ۶ৎ "İçine ne istersin canım?" "Mmm..." Ellerimi arkama bağlayıp tezgah arkasındaki menülere bakınarak hafif hafif sallandım. "Sen ne koycaksın?" "Hepsinden koyuyorum ben." "Tamam, benimki de seninki gibi olsun o zaman." "Acı?" Burun kıvırdım. "Yok, sevmem. Ama soğanı çok olsun. Yani çok çok da değil ama olsun yani," dediğimde bu isteğim onu şaşırtmış gibi tek kaşı havalandı. Yine de üzerine hemen durmayıp adamı oyalamamak adına, "abi iki tane, içinde her şey olsun. Biri acılı, diğeri bol soğanlı," dedi aynı zamanda parmaklarıyla iki göstererek. Orta yaşlardaki adam ödemeyi alıp onu başıyla onayladıktan sonra mutfak tarafına geçtiğinde Altan tekrar bana döndü ve elini nazikçe bel oyuntuma yerleştirip bizi tezgahın önünden biraz kenara kaydırdı. "Soğanı bu kadar seviyor olman dış görüşünle uymuyor." Kollarımı göğsüme bağlayıp kaş çattım. "O niyeymiş gayet?" O da beni taklit ettiğinde görüntüsü neredeyse beni güldürecekti. Çok saftı. "Benim sushi yiyor olmam niye garip geliyorsa o niyeyle gayet?" "Soğan gayet de bütün ülkelerin yemeklerinde var." "Balık ve pirinç de gayet?" Bu sefer verecek bir cevap bulamadığımdan, "of sus!" diye çıkıştıktan hemen sonra, "sen niye acı aldın bu arada?" diye konuyu değiştirdim. "Acı seviyorum?" "Şimdiye kadar yediğin hiçbir şey acı değildi ama?" Dudak büktü. "Bilmem. Vardır bir nedeni." Bakışlarım kısıldı. "Niye gizemli gizemli konuşuyorsun?" Kaş çattım ardından. "Gizem kim Altan?" Saniyelik bir duraksamadan sonra göz kırpıştırdı şaşkınlıkla. "Gizem? Gizem kim Beliz?" "Bilmem, sana sormalı? Gizem kim?" "Tanımıyorum ben Gizem falan kızım." Ayağımı ayağına vurdum. "Sensin kızım." "Tamam, ben olayım kızın. Sen de oğlum ol." Burun kıvırıp dil çıkardım ona. Ardından huysuzluğu bırakıp aradaki bir adımlık mesafeyi kapatarak beline sarıldım. Yanağım göğsüne yaslanırken bakışlarım dürümcünün tabelasında geziniyordu. "Hala biraz yorgun hissediyorum. Yorgun değil de...sersem gibi biraz." "Sersem gibi mi biraz?" Saçlarımı avucuyla okşayıp başımı öptü. "İstersen ateş başına gitmeyip odamıza dönebiliriz yemekten sonra kuzum. İlla dışarda duracağız diye bir şey yok, film izleriz?" Beni düşünmesi çok tatlı olsa da onaylamaz bir mırıltı çıkardım. Ondan ayrılmadan geri çekilip bu sefer göğsüne çenemi yasladım. "Filmi İstanbul'da da izleriz, tadını çıkaralım." Yanaklarımı nazikçe avuçlarına alıp baş parmaklarıyla hafif hafif tenimi okşadı. "Çıkaralım. Ama şimdiden söyleyeyim kuzu, muhtemelen bölümdeki herkes gelecek ve canımızı sıkabilirler." "Zeynepleri mi kastediyorsun?" Başını salladı. Omuz silktim. "Onu o kadar önemsemiyorum. Sıkamaz canımı." "Olası bir durumda seni de alıp giderim oradan." Gülümsedim bu sefer içtenlikle. "Anlaştık." "Anlaşalım tabii bebeğim." Bakışları hızla etrafımızı turladı, ardından eğilip dudaklarıma yumuşak bir öpücük bıraktı. "Anlaşalım. Hep anlaşalım." Kıkırdayarak dudaklarında bulaşan rujumu temizledim. Hemen sonra ise ben de avuçlarımla onun gibi pürüzsüz yanaklarına dokundum. Bakışları yine dudaklarıma düştüğünde dili usulca kendi dudaklarında gezindi. Yine beni öpme girişiminde bulunup eğilecekti ki abinin, "hazır kardeşim," demesiyle bıyık altından bir şeyler homurdanarak siparişlerimizi almaya gitmek zorunda kaldı. Bense hafifçe kıkırdadım göz devirişine. Yanıma döndüğünde poşeti sağ eline almış, diğer elini bana uzatmıştı. Memnuniyetle avucumu avucuna sakladım ve sakin adımlarla yürümeye başladık. "Deniz kenarına mi geçelim?" "Olur ama kumlara girmeyelim aşkım, sonra-" Birden adımları durduğundan ben de durmak zorunda kaldım. Elini elimden kurtarıp kalbine bastırdığında gözlerini kapatıp soluklanır gibi hafifçe öne eğilmişti. "Beliz." Göz kırpıştırdım. "Altan?" Ben de yüzünü görebilmek adına başımı eğip kolunu tuttum. "İyi misin?" "Değilim. Orta yerden bana aşkım deyip durma bak yemin ederim kalpten gideceğim. Şaka yapmıyorum." "Ya!" Sesli bir kahkaha atıp omzunu ittirdim. Ardından bu halleriyle çok eğlener…