21
Yazar: Ked’

bö Aslında bu bölümü burada bitirmeyecek ve aklımda olan birkaç sahneyi daha ekleyecektim ama uzun sahneler olduğu için hem bölüm epey uzayacak, hem de sizi biraz daha bekletecektim ve bence yeterince beklediniz...o yüzden onu size bırakıp kaçıyorum. Sınır aşıldığında görüşelim kuzular! 🐑 Sınırımız 200 oy ve 300 yorum! 🌟 ۶ৎ Geçen uzun dakikalara rağmen bir türlü tam olarak dalamadım. Öyle ki koridorda gülüşen, fısıldaşan herkesini sesini boğuk ve uzaktan da olsa rahatlıkla duyabiliyordum. Bir an kendi ismimi duyar gibi olduğumdan uyku sersemliğiyle gözlerimi aralayıp karanlığı selamladım. Elimi yatağa bastırarak destek alıp hafifçe diklendim ve kısık gözlerle etrafa bakındım. Altan uyumadan camı açtığı için içeri hafif hafif esiyor, beni tatlı tatlı mayıştırıyordu. Birkaç saniye sessizliğin içinde öylece merakla bekledim. Tam hayal gördüğüme kanaat getirecektim ki Altan da hafifçe başını yastıktan kaldırarak, "Beliz?" diye mırıldandı uykulu uykulu. Elini uzatıp varlığımı sorgular gibi çıplak bacağıma dokundu. Sesin nereden geldiğini öğrenmiş olmanın rahatlığıyla elimden destek almayı bırakıp bu sefer çenemi yasladım sırtına. "Hım..." Gözlerini aralayıp omzunun üstünde bana doğru baktı. "Ne zaman geldin sen bebeğim?" "Gece. Söyledim ya sana. Gel, dedin," dedim hala karnında duran elimi hafifçe kıpırdatarak. "Hatırlamıyor musun?" Derin bir nefes alıp başını yastığa bıraktı ve gözlerini tekrar kapattı. Onaylamaz bir mırıltı çıkardı ardından. "Hatırlamıyorum..." Diliyle dudaklarını ıslattı. "Uyuyamadın mı?" "I-ıh...geldim o yüzden." Gülümser gibi oldu bu sefer. "Hoşgeldin." "Hoşbuldum. Altan..." " Altan diye söylenmelerini yerim. Söyle." "Seni çok sıkıyor muyum böyle dibinden ayrılmayarak..." Elimi uzatıp yanağına dokundum hafifçe. "Hım..." Yine onaylamaz bir mırıltı çıkardı. Ardından iki kez hafifçe bacağıma vurup, "kollarıma gel," dedi öylece. Karnım karıncalandı boğuk sesine. "Sığar mıyız ki?" "Sığarız. Gel." Dikkatlice sırtından kalkıp yatağa indiğimde kenara kayıp kolunu kaldırdı. Üstünün çıplak olması çekinmeme sebep olsa da bu yorgunlukla ne kadar uyanık kalacağımızı bilemediğimden daha fazla oyalanmayıp kendimi sırt üstü yatağa bıraktım. Toplamadığım saçlarım ensemi kaşındırdığından huysuzca kaş çatıp onları tek avucuma toparlayarak yastığa bıraktım. Altan beni sabırla bekledikten sonra, "tamam mı bebek?" diye mırıldandı kısık gözlerle yüzümü inceleyerek. Büyük avucuyla alnıma dökülen birkaç tutamı usulca geriye ittirdi. "Hıhı, tamam." Bacağını bacaklarımın üzerine atıp kollarını belime sardığında dudaklarından tatlı bir mırıltı koptu. Bu beni istemsizce gülümsetirken gözlerimi tekrar kapatmıştım. Burnunu ağır ağır yanağıma sürtü. Ardından yumuşak birkaç öpücük bıraktı tenime. "İyi geceler bebeğim." İçten ama yorgun bir gülümsemeyle kollarımı omuzlarına sardım ve dudaklarımı çene kemiğine bastırdım. "İyi geceler, Miláčik ." Sevgilim... 𓆝 𓆟 𓆞𓆝 Kulağıma dolan küçük tıkırtılarla gözlerimi araladığımda odanın içi artık aydınlıktı. Bakış açıma giren ilk şey sırtı dönük bir şekilde küçük banyoda dişlerini fırçalayan Altan olduğunda ise dudaklarımın keyifle kıvrılmasına engel olamadım. Üstü çıplak bir Altan. Başımın altında duran, Altan'ın temiz kokusunun sindiği yastığı çevirip dik bir şekilde kollarımın arasında aldım ve uykulu uykulu birkaç kez yanağımı yumuşak kumaşa sürttüm. Dinlenmiş hissediyordum. Bu iyiydi. İyi ki diretmeyip gelmiştim. Dişlerini fırçaladı, ardından gece uyurken karışan saçlarını nazik hareketlerle düzeltti ve kenara bıraktığı beyaz tişörtü giydi. Maalesef. Bana döneceğini hissettiğim an onu, kelimenin tam anlamıyla dikizlerken yakalanmamak adına gözlerimi alelacele kapattım. Hemen sonra ise sessiz adımlarının sesi yaklaştı ve yatağın bir tarafı çöktü. Avucuyla saçlarımı geri itip kulağımın arkasndaki tutamı oradan kurtardı. Ardından parmaklarının tersiyle yanağıma dokundu. "Bir hafta boyunca beraber uyuyacaksak eve dönüş zor olacak," diye söylendi gülümser bir sesle. Eğilip yanağımı öptü ama hemen…