20
Yazar: Ked’

BİZ GELDİİİİİİKKK Hem de kocaman bir bölümle, sizi çok özledim🐱 Bir önceki bölümün yorum sınırı aşılmadı, yine de bölümü paylaşıyorum çünkü fark etmemişim ama bundan sonraki bölümü sınır geçildikten sonra yayınlayacağım. Düşüncelerinizi okumak istiyorum ki kelime sayısı ve okunmalara göre sınır çok düşük zaten, bunu bana çok görmeyin 🫠 iyi okumalar diliyor, sizi kocaman öpüyorum. Sınırımız 150 oy ve 250 yorum! 🌟 ۶ৎ "Güzelim?" Üst kattan gelen boğuk sesle irkilerek o tarafa döndüğümde abim merdivenleri iniyordu. "Abi, neden kalktın?" "Yolcu etmeye." Uzun saçları hep karışmıştı. Onları es geçerek elini yeni yeni uzayan sakallarına getirip uykulu uykulu kaşıdı. "Ne yapıyorsun?" "Yol için bir şeyler hazırlıyordum. Hazırladım yani. Altan 5 dakikaya gelecek, sen git yat uykun açılmasın." Esneyerek yanıma kadar gelip saçlarımı öptü. "Orada dikkatli olun. Bir şey olursa ara beni hemen." "Ne olacak ki abi," dedim termosun kapağını kapattığım sırada. "Merak etme." Sessiz kalıp buzdolabına doğru adımladı ve yine meyve suyunu alıp yudumlayarak içti. "Bu sıcak ne ya, uyanıp duruyorum gece." "Hıhım, çok sıcak. Yaz geldi artık." "Ben de mi gelsem sizle? Denize falan girerdim," dediğinde sinir bozukluğuyla gülerek göz devirdim. "Almayayım abi." Hazırladığım kahve ve birkaç atıştırmalığı bez çantama koyduğum sırada saat henüz sabahın yedisiydi. Geçen iki hafta boyunca her gün sınavlara girmiştik ve nihayet dinlenme zamanı gelmişti. Sınavlar çoğunlukla hepimiz için iyi geçmişti. Hepimiz den kastım Altan ve bendim. Utku birkaç sınava boş kâğıt bile vermişti çünkü ama doğrusunu söylemek gerekirse pek de umrunda olduğu söylenemezdi. Yerinde olsam benim de olmazdı gerçi. Dün gece heyecandan uyuyamamıştım. Bütün haftayı geçirmek için gideceğimiz kampsa çok uzak olmadığı için neyse ki çok erken yola çıkmamıza gerek yoktu. Az uyumuş olmama rağmen sabah rahatça uyanıp önce eşyalarımı, ardından atıştırmalıkları hazırlamıştım. Telefonumun ekranı aydınlandığında, "geldi," dedim abime. "Anne kalkmadan gideyim ben en iyisi, sorun olmasın." Annem Altan'la gideceğimi tabii ki bilmiyordu. Abim, tartıştıkları o gece ona okuldan biri olduğunu söylememişti. Daha doğrusu söylediğine göre nereden tanıştığımızı sorduğunda onu geçiştirmişti ki okula gittiğimde beni bununla bunlatmasın. İyi ki de öyle yapmıştı, yoksa kampa gitmeme hayatta izin vermezdi. "Bavulun nerede?" "Kapının önünde." O tarafa döndü. Ardından, "bir hafta mı gidiyorsun yoksa temelli mi taşınıyorsun canım?" diye sordu gıcık bir merakla. Bense huysuzca burun kıvırmakla yetindim. Maalesef ne kadar az eşya almaya çalışırsam çalışayım, her seferinde koca bir bavulla evden çıkıyordum. Onunla beraber kapıya adımladıktan sonra ayağıma kahve ve sarı tonlarındaki babetlerimi geçirdim. Hava sabahın bu saatlerinde ferah olsa da devamında çok sıcak olacağını bildiğimden hazırlıklı giyinmiştim. Üzerimde beyaz, kısa ve hafif fırfırlı bir etek vardı. Üstüne ise açık sarı bir kısa kollu giymiştim. Nihayet kapıyı açtığımda Altan'ın kırmızı arabası da evin önünde durmuştu. Beni gördüğü gibi ifadesini ele geçiren geniş gülümsemeyle ben de istemsizce gülümsedim. Abin burada. Abin burada. Arabadan inip kapıyı kapatmadan bize doğru geldiğinde ilk hedefi abim oldu. Tokalaşmak için elini uzattı. "Günaydın." "Günaydın. N'aber?" "İyidir, senden?" "Aynı." Bana döndü bu sefer. Tanrım, çok yakışıklıydı! Saçlarını kestirse de sanırım ben uzun sevdiğimi söylediğim için pek kısaltmamıştı. Onları ayırmış, özenle geriye doğru taramıştı. Üzerinde beyaz bir polo yaka, altında ise gri, beyaz çizgili bir şort vardı. Onun da altına kahve rengi spezial ayakkabılarını giymişti. Parmaklarındaki yüzükler... Bu kadar iyi giyinmesi hiç iyi bir şey değildi. Kesinlikle değildi. Düşüncelerimi okumuş gibi sırıtarak göz kırptı, ardından asla bozuntuya vermeden, "günaydın güz-" diye söze girecekti ki abimin hafifçe öksürmesiyle ikimiz de ona döndük. Dudaklarımı birbirine bastırdım. Altan'ın da aynı şekilde utanıp geri adım atacağını sansam da as…