10.
Yazar: Ked’

Selam, kadınlar günümüz kutlu olsun kedi. Allah yolumuza daima değerimizi bilip bizi çiçeği görecek, sevgisiyle sarmalayıp kalbimizi ısıtacak merhametli adamlar çıkarsın. İyi okumalar🐱🌟 ۶ৎ Akıl sağlığım için dün gece yaşananların sadece rüyamdan ibaret anlar olduğuna kendimi ikna edecektim. Öbür türlü kesinlikle Altan'ın yüzüne bakamazdım, biliyordum. O ne yapacaktı peki? Umarım aklından beni utandırmak geçmiyordu çünkü bu kez kalbim kesinlikle dayanmazdı. Derse gitmek için hazırdım. Üzerime siyah şeffaf bir külot çorap giyip üzerine de aynı renk bir şort giymiştim. Bugün hava o kadar soğuk olmadığından sorun olacağını sanmıyordum. Üzerime boğazlı, koyu kahve dar bir kazak giyip belime de siyah ince bir kemer taktım. Heyecandan mı bilinmez, sabah uyuyamamış, erkenden kalmıştım. Altan'ın odama gelme ihtimaline karşı hediye işini boşverip güzel bir duş almış, ardından bunu uzun zamandır yapmadığım için saçlarımı düzleştirmiştim. Kafam o kadar hafiflemişti ki üşenmesem bunu gerçekten her gün yapardım. Uçlarına hafif şekil verip takılandıktan sonra hazırdım. Makyajım da çok güzel olmuştu. Aynadaki görüntüme bakıp memnuniyetle gülümsedim ve bir daha odaya çıkmamak için çantama ihtiyacım olan her şeyi tıkıştırıp aşağı indim. Abim ve Altan koltukta oturuyordu. Altan'ın sırtı bana döndük olduğundan bunu fırsat bilip derin bir nefes aldım. Abimse çok geçmeden fark etti beni. "Günaydın canım," dedi beni kısık bakışlarla inceleyerek. "Ne bu hazırlık?" Saçma sorusu yüzünden Altan da yersiz bir merakla dönmüştü bana. Elaları gözlerimi bulduğu an bariz bir duraksama yaşadı. Bakışları saçlarıma kaydı. Baktı, baktı, baktı. "Her zaman böyleyim abi?" dedim anlamazca. Sakin adımlarım mutfağa yöneldi kahve hazırlamak için. Altan'ın bakışlarını hala üzerimde hissetsem de elimden geldiğince onu görmezden geliyordum. Onlara sırtımı dönüp kahve makinesinin düğmesine bastım. "Saçın kıvırcık daha güzel, böyle yüzün çok zayıf duruyor," demesiyle kaşlarım çatıldı. Yine hevesimin paramparça olduğunu hissetsem de bozuntuya vermeden, "sana göre hep öyle abi," diye mırıldandım sadece. Altan yorum yapmayacak mıydı? Çalan telefonla abimin ayaklandığını duydum. Bu Altan'ın zil sesi değildi. "Geliyorum," deyip yukarı çıktığında, "alo," demesi de duyulmuştu aşağıdan. Altan'ın kalktığını hissettim. Başta emin olamasam da kendi kıyafetlerini tekrar giydiğinden kolayca burnuma ulaşan güzel kokusu bana yaklaştığının kanıtıydı. "Bana yok mu günaydın?" dedi sakin bir tınıyla. Dönmedim ona. "Günaydın." Dibime kadar girdiğinde parmaklarını saç uçlarımda hissettim. Anında ürperirken hem kahvemi yapmaya çalışıyor, hem de dün aynı bu yerde olanları düşünmemeye çalışıyordum. Ellerini belime koyup tüm bu çabamı altüst etti. Beni nazikçe kendi etrafımda döndürüp kendine çevirdi. "Bana yok mu günaydın?" diye sordu tekrar, bu kez başını hafif bir açıyla omuzuna eğerek. Bakışlarımı kazağından yüzüne çıkardım. "Günaydın." "Günaydın kıvırcık. Ne yaptın saçlarına?" "Bazen böyle kullanmak hoşuma gidiyor," deyip omuz silktim öylece. Abim ve annemin böyle konularda hevesimi kırmak gibi bir alışkanlığı vardı. Ne zaman kendimi güzel bulsam bir şey söyleyip bu düşüncemi kırıyorlardı. Vaktimiz olsa gider saçlarımı yıkardım hemen şimdi. Bir elini belimden çekip bu kez yüzüme gelenlere dokundu nazikçe. "Çok güzel olmuşsun. En az kıvırcık saçların kadar yakışmış kuzu." Dudaklarımı birbirine bastırdım. "Yüzüm çok mu zayıf duruyor?" Göz devirdi. "Böyle özeline girdiğim için üzgünüm beliz ama abinin kız arkadaşı yok değil mi?" "Hayır, yok. Bildiğim kadarıyla yani," dedim alakayı anlamasam da. "Belli." Dudakları konuşmaya devam edecekmiş gibi aralansa da çenesini sıkıp vazgeçti. Gece dudaklarıma değen dudakları. "Ne diyecektin?" dedim yine de merak ettiğimden. "Abin olmasa çok şey söyleyeceğim de, saygımdan susuyorum." Merdivenlere kaçamak bir bakış atıp ardından beklemden eğildi ve yanağımı öptü. "Fıstık gibisin. Sadece elmacık kemiklerin daha belirgin duruyor, yüzünün zayıf falan durduğu yok…