9.
Yazar: Ked’

Düzenlemeden atıyorum, şimdiden kusura bakmayın iyi okumalarrrrr🌟 ۶ৎ "Yarın doğum günü." Utkunun söylediği şeyle yüzümü şaşkınlıkla ona döndüm. Rüzgardan uçuşan saçlarım yüzüme geldiğinden onu doğru düzgün göremiyordum. "Cidden mi?" Altan'ın maçı vardı yine ve bu kez tek değildim, utku da benimleydi. Dün konuştuktan sonra gitmişti, bense babamı aramış, uzun uzun onunla konuşmuştum. Filmi bile bitirememiştik abim yüzünden. Tam bir gıcıktı gerçekten. Bu sabahsa dersimiz yoktu, yani sadece maçı için gelmiştim şimdi okula. "Hıhım," diye mırıldandı utku bana bakmadan. "Bunu neden şimdi söylüyorsun ya? Ne zaman hediye alacağım ona ben?" "Kusura bakma ya, bir dahakine 5 ay önceden yazarım sana!" diye huysuzlandı bu kez mavilerini gözlerime dikerek. "E yaz bir zahmet!" Sırıttı. "Bir zahmet mi? Senin kelime haznen o kadar geniş miy-" Koluna yumruk attığımdan susmak zorunda kalıp içten bir kahkaha attı. "Seni şu tribünlerden aşağı atarım utku." Tehditimi asla umursamayıp gülmeye devam ederken ben de tekrar sahaya döndüm. Doğum günü yarınsa benim şimdi gitmem lazımdı ama ilk yarının bitmesini bekleyecektim. Öylece gitmek içime sinmemişti. "Bir şey var mı aklında?" diye sordum ona tekrar döndüğüm sırada. "Yani akşam bir yere falan gidecek misiniz?" Cık'ladı. "Nefret eder Altan öyle şeylerden. Sevmez doğum gününü. Hatta sana benim söylediğimi de söyleme ona. Huysuz herifin teki, başımı şişirecek sonra." Kaş çattım dediğine. "Sensin huysuz." Dudakları kıvrıldı keyifle. Gülünce mavi gözleri o kadar kısılıyordu ki neredeyse kapalı olduklarını sanabilirdim. "Siz beraber misiniz?" "Hayır." "Neden?" "Nasıl neden?" diye sordum çatık kaşlarla. "E ikiniz de birbirinizi seviyorsunuz, ne bekliyorsunuz?" "Saçmalama," diye mırıldandım tekrar sahaya dönerek. "Yok öyle bir şey." Eğilip tekrar bakış açıma girmeye çalışarak, "yok mu gerçekten?" dedi imalı bir sesle. "Arkadaşız." "Salaksınız." Çatık kaşlarla yine ona dönüp koluna vurdum. "Doğru konuş." Yine zerre etkilenmeden güldü. "Benden sır çıkmaz yabancı kız, benimle paylaşabilirsin." Yüzümü buruşturdum. "Yabancı kız ne be?" "Ya Allah Allah, biz sana yaranamıyoruz he. Altan'a da böyle gıcık mısın yoksa sadece ona özel bir uysallığın mı var? Yoksa çocuğu sabrı için tebrik edeceğim." "Hayatta kalırsan edersin, seni cidden aşağı atmama çok az kaldı. Sus. Sus. Sus," diye bıkkınlıkla üsteledim. Gülerek eliyle başımı ittirdi hafifçe. "Komik kızsın." Bense ona karşılık, onun aksine sertçe ittim onu. "Ne itiyorsun be!" Oturduğu yerden sendelediğinden elleriyle banktan destek almak zorunda kaldı düşmemek için. "Yuh! Bu nasıl güç az daha cidden aşağı düşüyordum lan!" diye hayrete düşmesiyle kendimi tutamayıp güldüm. "Eline koluna sahip çık." Göz devirip ardından, "eee söyle," diye ekledi ani bir konu değişikliğiyle. "Ne söyleyeyim?" "Onu sevdiğini?" Kısık bakışlarım yüzünde gezindi. "Hiç güvenilir birine benzemiyorsun, biliyor musun?" Hayrete uğramış gibi kaşları havalandı. "Lan o kanıya nereden vardın?" Yüzünü pis bir sırıtma ele geçirdi. "Sonuca yani. Kanı sonuç demek, sen bilmezs-" Topuklu ayakkabımı ayağına bastırmamla acı bir nefes çekip yine cümlesini yarıda bıraktı. "Bir dahakine kafana geçireceğim onu. Haberin olsun." "Tamam, tamam. Korkuyorum ben. Demedim bir şey. Özür dilerim." Başımı iyi edersin dercesine sallayıp tekrar sahaya döndüm. Daha çok Altan'a. Topu kaptırmadan önce son anda takımından birine pas vermiş, ardından sanırım tekrar alabilmek için koşmaya başlamıştı. Maç başlayalı baya olduğundan terlemişti ve yine geri tutturduğu saçları nemlenmiş, iyice karışmıştı. Yüzünde nadiren gördüğüm o ciddi ifade içimde bir şeylerin kıpırdanmasına sebep olurken dudaklarımı birbirine bastırdım. Çok fenaydı...öyle böyle değildi. "Daldın gittin." "Utku, sana bir şey soracağım." Ona döndüm yine. "Sor." "Sana öpücük desem," dediğinde bakışlarım herhangi bir mimik yakalamak için yüzünde geziniyordu ki buna hiç gerek kalmadı. Laf ağzımdan çıktığı gibi kahkaha atmış, birkaç bakışın bize dönmesine sebep olmuştu.…