1.
Yazar: Ked’

okumadıysanız sizden bir önceki bölümdeki kısa uyarıya göz atmanızı rica edeceğim. okuduysanız, iyi okumalar!!🌟 Jana Beliz Manasic ۶ৎ 07 Şubat Sevgili günlük, Bugün istanbula taşındık, burası çok güzele benziyor. Yarın yeni okuluma gideceğim için heyecanlıyım, umarım kendime arkadaş edinirim. Tanrım, varsan eğer... sana da teşekkür ederim. İyi geceler. 08 Şubat Sevgili günlük, İlk günüm bu kadar kötü olabilirdi ancak. Sınıfımda hiç kız yok. Yarın gitmek istemiyorum. 09 Şubat Sevgili günlük, Abim yurt dışından geldi. Onu çok özlemişim. Keşke babam da gelse. 𓆝 𓆟 𓆞 𓆟 𓆝 Üzerime giydiğim gri eteğin altına siyah topuklu botlarımı geçirdiğim gibi soğuk havaya rağmen hazırdım. Evde kimse yoktu. Yani, sanırım? Odamdan çıkıp benimkinin tam yanında olan abimin odasının önüne geçip hafifçe tıklattım. "Abi?" dedim uyuma ihtimaline karşı oldukça kısık sesle. "Gel abim." Tek koluma taktığım çantayı elimle düzeltip kapı koluna asıldım. "Günaydın." "Günaydın canım." Hazırlanmış, bana bakmadan kol saatini takıyordu. "Çıkıyor musun?" "Hıhım," diye mırıldandım başımı hafifçe sallayarak. İstemiyordum hiç. Nihayet bana döndüğünde birkaç adım atıp kolunu boynuma sardı. Boy farkımızdan dolayı oldukça eğilip dudaklarını kıvırcık saçlarıma bastırdı. Abimle aramızda 5 yaş vardı. Buna rağmen çok iyi anlaşsak da yurt dışında okuduğu için çoğu zaman burada olmuyordu. "Ben bırakayım seni." "Olur," demekle yetindiğimde geri çekilip kısık bakışlarını yüzüme dikti. "Ne oldu?" Omuz silktim. "Olmadı bir şey." "Emin miyiz?" "Eminiz." Başını salladı. "Hadi, geç kalma." Ben de aynı şekilde başımla onayladım onu ve evden çıktık. İlk ders bugün amfide değil, grup halinde daha küçük bir sınıftaydı. Mimarlık okuyan öğrenci sayısı çok olduğundan bazı dersler için bizi grup grup bölmüştüler. Yani, onları bölmüştüler. Ben sene ortasında geldiğim için gruplar zaten önceden yapılmıştı, bense rastgele bir tanesine alınmıştım işte. Şansıma da sadece erkekten ibaret olan bir gruba düşmüştüm. Sınıfa geçmeden önce üstümdeki uyku hallerinden kurtulmak adına karton bardaktan koyu bir kahve aldım. Sınıf neredeyse boştu. Kendi kendime omuz silkip arkalarda bir yerde olan yerime geçtim. Kullandığım tek eşya tabletim ve küçük bir defter olduğundan onları ve kalemliğimi masaya bıraktıktan sonra kahvemden sıcak bir yudum aldım. Saçlarımın ağırlık yaptığı kulaklık düşecek gibi olduğundan elimi saçlarımın arasına daldırıp kulağımın içine itekledim onu nazikçe. Ardından dirseklerimi masaya yaslayıp öylece gelirken açtığım podcast 'ı dinleyerek dalgın dalgın bardağımı izledim. Herhangi bir şeye sıfırdan mı başlamak daha zor, yoksa yeniden mi? Yanaklarımı şişirdim sıkıntıyla. Bordo tırnaklarımı hafifçe sıcak bardağın kartonuna sürttüğüm sırada sorunun cevabını düşünüyordum. İkisi de berbat , diye geçirdim içimden. Nefret ediyordum bir şeylere başlamak, veya baştan başlamaktan. Kendimi şimdi o kadar geç kalmış hissediyordum ki, okumak bile tüm anlamını kaybetmiş gibiydi. Belki tüm bunlar yaz aylarında olsa, düzenimi eylülden önce oturtup herkesle aynı anda başlasam bu kadar kötü geçmezdi her şey ve bir şekilde alışırdım, ama olmamıştı. Senenin ortasında gelmiş, hiçbir düzenim olmadan bu kocaman ve yabancı okulda bir şeyleri halletmeye çalışıyordum. Diğer halletmeye çalıştığım her şeyin yanında. Ya tam olmalıydı bir şeyler, ya hiç olmamalıydı . Hep böyle düşünmüştüm. Özensizce yapacağım bir ödevi hiç yapmamayı tercih ederdim mesela. Tam odak çalışamayacağım bir sınava çalışmayı da hep ertelerdim bu sebeple. Sonra sınavdan önceki o gece panik yapar, kriz geçirir her şeyi daha da berbat ederdim. Kısır döngü. Ama yine de, eğer bir cevap vermem gerekseydi sıfırdan başlamayı tercih etmezdim çünkü bilinmezlik beni fazlasıyla yıpratırdı. Herkes bu cevabı seçmez miydi? Bu soruya tek yapabildiğim omuz silkmekti, zira sorabileceğim başka kimsem yoktu. Kulaklıklarıma rağmen duyduğum büyük uğultuluyla bakışlarım kapıya döndü. Sınıftaki diğer öğrenciler oldukça gürültülü bir şekilde sınıfa girmiş, y…