Geri Dönüşü Olmayan Başlangıçlar
Yazar: zeyy

જ⁀➴ ♡ ﮩ٨ـﮩﮩ٨ـ♡ﮩ٨ـﮩﮩ٨ـ Elimdeki bakır tonlarındaki düzleştiricinin açma düğmesine bastım, birkaç saniye sonra açıldığını belli eden yeşil ışık yandı. Dereceyi 200'e ayarlayarak halının boşta bıraktığı zemine gelişigüzel bir şekilde yerleştirdim. Tişörtümün kumaşına sıkıştırdığım siyah mandal tokayı alarak açık kumrala kaçan dalgalı saçlarımı kulak hizamdan olacak şekilde ayırdım. Altta kalan saçları önüne çekerek taramaya başladım. Saçlarımı genel olarak düzleştiriyordum, dalgalı halini kendimde hem görmeye alışık değildim hem de sevmiyordum. Göğsümden biraz aşağıda biten saçlarımı ısınan düzleştiriciyle şekillendirmeye başladım. İnce tutamlar halinde ayırdığım saçları tarakla çekiştiriyor ve üzerinden düzleştiriciyle geçiyordum. Beyaz çerçeveli boy aynamın önünde bağdaş kurmuş bir şekilde oturuyordum. Aynanın yanında duran pembe tabletimden bu sıralar kafayı bozduğum şarkının melodisi yayılıyordu. İçimden şarkıyı tekrar ediyor bir yandan da saçlarımı düzleştiriyordum. Saat 7'ydi. Sabahın köründe bu kadar enerjik olmamın en büyük nedeni gece boyu heyecandan yatakta dönüp durmamdı. Ben Rüya. Rüya Yıldırım. 12. Sınıf öğrencisiyim. Yani bu sene 12. sınıfa geçmiştim, yaşıtlarımın aksine okula erken başlamıştım bu da bir sınıf üstte olmamı sağlıyordu. Bugün nakil aldırdığım okulumun ilk günüydü. Doğup büyüdüğüm şehir olan İzmir'de yaşamış ve okumuştum. Taki bu yaza kadar. Annem İzmir'de küçük bir ofiste genel müdürlük yapıyordu. İşlerine karşı çok titiz ve özenli olduğundan uzun bir süre orada kalmıştı. Üstleri ondan çok memnundu. Bu başarısı ve azmi nedeniyle onu İstanbul bayiliğine yönlendirmişlerdi. İlk başta bizim için gitmek istemese de bazı nedenlerden dolayı zorunda kalmıştı. Kısacası bu yaz İzmir'den İstanbul'a gelmiştik. Taşındığımız için hayatım, onunla beraber okulum da değişmişti. İzmirdeki sınıfımı, arkadaşlarımı ve yaşantımı geride bırakmıştım. Başlarda her ne kadar bu durumu kabullenemsem ve hoşnut olmasamda artık bir geri dönüşünüz olmadığını kabullenmiştim. Elimden geldiğince anneme zorluk çıkarmamaya çalışıyordum, zaten bizi memnun etmek için elinden geleni deniyordu. Tek başına hem iki çocuk bakıyor hem de ev geçindiriyordu. Hayatın toz pembe olmayan kısmındaydı ve bunu bize yansıtmamaya çalışıyordu. Telefonumdan yükselen bildirim sesiyle saçlarımdaki düzleştiriciyi kenara bıraktım. Bacağımın üzerinde duran telefonumu alarak gelen bildirime girdim. Eski okulumda tanıştım ve zamanla en yakın arkadaşlarım olan Eda ve Ahsen ile olan “yok artık daha neler 💅🏼” grubundan gelmişti mesaj. Eda ve Ahsen hâlâ aynı lisede, İzmir'de okuyordu. Şu sıralar haliyle eskisi kadar görüşemesekte samimiyetimizden yana hiç bir değişim olmamıştı. O ikisi benim için lise demekti. Kardeşim gibi gördüğüm yüzlerce anamın olduğu iki kız. Onlarla beraber büyümüştük, birbirinizin her şeyine şahit olmuştuk. Ahsenin attığı tek görünümlük fotoğrafın üzerine tıkladım. Yatağında yayılmış bir şekilde yatıyordu, üzerinde sarı pijamaları vardı ve saçı başı dağınık bir şekildeydi. Yeni uyanmış gibi gözüküyordu ama enerjisi yerindeydi. Telefonu kendinden uzaklaştırarak bedenini kadraja almıştı, dilini çıkartıyordu bir yandan da. Eda'da üst üste bir sürü mesaj atarak Ahsen'e kalkmaması ve hazırlanmamasından dolayı kızmıştı. Yüzümde kendiliğinden küçük bir tebessüm oluştu. Bu halleri hoşuma gidiyordu. Eskiden, yani beraber okuduğumuz zaman bende Eda gibiydim. Her sabah Ahsen'e sövüyorduk beraber. Aramızda en mıydınız hareket eden ve geç hazırlanan Ahsen'di. Hepimiz sokağın çıkışında buluşup öyle gidiyorduk okula. Ahsen hanımın hazırlanmasını ve teşrif etmesini beklerken biz de geç kalıyorduk okula. O günleri özlemiştim. Telefonumun arka kamerasını açarak aynaya doğru tuttum. Kadraja hem kendimi hemde yerdeki düzleştiriciyi alarak bir fotoğraf çektim. Yarısı dalgalı yarısı düz saçlarım pembe şortlu pijama takımımla kesinlikle çok komik gözüküyordum. Fotoğrafı gruba atarak sohbetten çıktım. Saçlarımı neredeyse yarım saatin sonunda istediğim düzlüğe ulaştı…