Alt Üst

9. Bölüm

Yazar:

Alt Üst - Leymerr kitap kapağı
Alt Üst kitap kapağı

Bir Hafta Sonra Kerem’in odasının kapısını ardımdan kapattığım gün, yalnızca onunla arama bir duvar ördüğümü sanmıştım. Meğer insan bazı kapıları kapattığında, arkasında bıraktığı şey olduğu yerde kalmıyormuş. Sesler kapının altından sızıyor, anılar zihninin en kuytu köşelerine saklanıyor, söylenen her cümle gecenin bir yarısı yeniden kulağında yankılanıyormuş. O kapıyı kapatmıştım. Ama Kerem’i dışarıda bırakamamıştım. Yaşananları da… Kendimi de… Aradan bir hafta geçmişti. Yalnızca yedi gün. Fakat aynanın karşısında duran kadına baktığımda, yıllardır aynı yükün altında eziliyormuşum gibi hissediyordum. Bugün nikâhım vardı. İki ay önce geldiğim noktaya yeniden gelmiştim. Yine bir gelin odasındaydım. Yine üzerimde beyaz bir elbise vardı. Yine dışarıda benim hakkımda karar vermek için bekleyen onlarca insan bulunuyordu. Tek fark, bu kez nikâh masasının diğer tarafında oturacak kişinin farklı olmasıydı. İnsan bazen aynı sahneyi ikinci kez yaşadığında sonunun değişeceğine inanmak istiyordu. Belki bu defa başka olurdu. Belki daha az acırdı. Belki yanında duran kişi değiştiğinde kaderin de değişirdi. Ben artık böyle masallara inanmıyordum. Karşımda duran boy aynasına baktım. Üzerimdeki gelinlik, iki ay önce giydiğim gösterişli elbiseye hiç benzemiyordu. Daha sade, daha düz ve ilk bakışta daha zarifti. Kumaşı bedenime yapışmadan belime kadar iniyor, dizlerimin altından itibaren hafifçe genişleyerek balık etek biçimini alıyordu. Belime bağlanan ince kurdele, elbisenin sadeliğini bozmayacak kadar küçüktü. Görünüşe bakılırsa her ayrıntı düşünülmüştü. Ben hariç. Ellerimi yavaşça belimdeki kurdelenin üzerine koydum. Parmaklarım titremiyordu. Buna şaşırdım. Son bir haftadır bedenim, zihnimden bağımsız hareket etmeyi öğrenmiş gibiydi. İçimde fırtınalar koparken yüzüm ifadesiz kalabiliyor, kalbim göğsümü parçalayacak kadar hızlı atarken ellerim sakince yanımda durabiliyordu. Belki de insan bir noktadan sonra korkmayı bırakmıyordu. Yalnızca korkusunu göstermemeyi öğreniyordu. Bakışlarım omuzlarımdan aşağı doğru süzülen duvağa kaydı. Duvağın ucu, arkamdaki koltuğu aşmış, odanın ortasına kadar uzanmıştı. Birkaç kat ince tül üst üste bindirilmiş, kenarlarına belli belirsiz işlemeler yapılmıştı. Güzeldi. Bunu inkâr edemezdim. Fakat gereğinden fazlasıyla uzundu. Başımı hafifçe yana eğdim. Pardon da bu duvak neden bu kadar uzundu? Bir adım atmaya kalksam arkamdaki sandalyeye dolanacak, ikinci adımda yere kapaklanacaktım. Nikâha mı gidiyordum, arkamdan salondaki bütün halıları mı sürükleyecektim belli değildi. Dudaklarım istemsizce kıvrıldı. Gülümsemeye benzeyen o ifade, daha oluşmadan yüzümden silindi. Hem gelinliği hem de duvağı Kerem seçmişti. Benim fikrimi sormamıştı. Daha doğrusu sormuş gibi yapmıştı. Önüme birkaç gelinlik fotoğrafı bırakmış, ben herhangi birine bakmaya fırsat bulamadan kendi seçtiğini işaret etmişti. “Bu olacak,” demişti. Sanki bir gelinlikten değil, imzalaması gereken bir belgeden bahsediyordu. Duvağın uzunluğunu görünce kaşlarımı kaldırmıştım. “Bu kadar uzun olmasına gerek var mı?” Kerem başını bile kaldırmadan cevap vermişti. “Var.” “Neden?” O zaman gözlerini bana çevirmişti. Bakışlarında, itiraz kabul etmeyen o tanıdık ifade vardı. “Başkası sana bakmasın.” Bunu söylerken sesinde şakaya benzeyen tek bir kırıntı bile yoktu. Onun bu tavırlarına eskiden başka anlamlar yüklerdim. Beni kıskanıyor derdim. Önemsiyor… Sahipleniyor… Kaybetmekten korkuyor… İnsan sevdiği kişinin yaptığı her yanlışa güzel bir isim bulmayı ne kadar kolay başarıyordu. Kıskançlığı sevgi sanıyordu. Kontrolü ilgi… Baskıyı koruma… Oysa bir hafta önce Kerem’in odasından çıktığımda, bana öğretilen bütün o isimlerin anlamını kaybettiğini fark etmiştim. Sevgi insana nefes alacak yer bırakmalıydı. Kerem ise çevremde görünmez duvarlar örüyor, sonra o duvarların içinde güvende olduğumu söylememi bekliyordu. Başımı aynadan çevirdim. Gelin odası gereğinden fazla sessizdi. Annem birkaç dakika önce dışarı çıkmıştı. Saçımı yapan kadın eşyalarını toplamış, görevli son ke…

Bölümün tamamını WritePad'de oku