1. Bölüm
Yazar: Leymerr

Tarih 28.11.2014 Cuma günü; Okulda her zamanki gibi bir gün geçiriyordum yanlız başımaydım. Zaten kimse bana yaklaşmazdı, babam Rıza Hanlıoğlu sayesinde korkarlardı benden konuşsalar da kaçmak isterlerdi. Sadece 3 kişi korkmazdı benden. Ben ise ilk gördüğüm an bu küçücük kalbimle sevmiştim onlardan birini, ama sevmek ne onu bilmiyordum henüz. Ben Ayşe, Ayşe Hanlıoğlu 4. sınıf öğrencisiyim okula iki yıl erken başladım. Babam bu koskoca Karadeniz'in en büyük kaçakçılık kollarındandır ama ne ararsanız yani. Uyuşturucu, silah ve elmas. Bunlar bildiğim şeylerden ibaretti, sırf bu yüzden işlerine karışmıyayım diye gönderdi erkenden beni bu okula. Herkes buna "şans" dedi " bıyık insan olacak sürünmeyecek buralarda "dedi. Şans mıydı bu yani? 4,5 yaşında başladın kızım, şehirde olsan bir yere kadar dedi içimden bir ses. Büyük bir bahçe vardı pekâlâ dışardan bakan bir yer için ev ç mizde, bahçemizde şahane olabilirdi. Ama kim içinde olanı bilirdi? Bahçede dolaşıyordum umursamaz bir tavırla dün bu bahçeye inmem yasaktı,odamın dışına çıkartılmamıştım. Bu sabah okulda mutlu olacaktım çünkü o vardı. Kerem. Neşeli neşeli her sabah olduğu gibi beslenme çantamı kapıp evden çıkmıştım. Ben bu yollardan korkardım yılan çıktı denmişti ama onun sayesinde artık korkmuyordum. Bana yolda şarkı söylersem, bitkilerle konuşursam sesli sesli korkup gelmez demişti bende hep onun bu dediğini yapıyordum. Bir süre sonra okula gelebilmiştir sonunda, umutlu bir şekilde küçük adımlarımla onunla beraber olduğumuz sınıfa koştum. Çantam ağır ve büyüktü ama ona koşarken hiç önemsememişti bu yüreğim. Sınıfa geldiğimde o yoktu. Sahi neredeydi öğretmenimiz 1 hafta olamıcak demişti bugün 8. gündü gelmeliydi. Çantaöı sınıfta bırakıp okula bakmaya karar verdim. Minik ama kararlı ve yere sağlam basan ayaklarımla geçiyordum herkesin arasından. Beraber takıldığımız ortak arkadaşları gör ince yanlarına gitmiştim. Kerem için, "o bir daha gelmez" demişlerdi ama kabul etmedim. Biliyordum, gelicekti. Kendi kendime homurdanıyordum bahçedeki büyük çınar ağacının gövdesine atmıştım kendimi. Ne zaman içim sıkışsa buradaydım. "Ne sandın ha Ayşe o seni sevecek sanki, ula ne edecak senin gibi homurdanmak kizu. Hem düşmanmişuk belki oda öğrendi küstü bağa.. " düşüncelerim beynime zarardı bana da. Bir ses duydum, birinin sesi.. Başkmı yana çevirdim. Bu oydu. O. Kerem... Kerem'i gördüğüm an gülümsedim ama o bitik duruyordu. Zibilyon tane sorun vardı. Neden gelmiyordu ki? Neredeydi? Neden bitikti???? Yanına gitmeye meyil ettiğim sırada ayaklarım sadece tek bir kelimesiyle yere çakıldı. "Defne.." Defne mi dedi ha o..Hangi defne? Komşuları olan defne mi.. Defne ve Kerem birbirine koşup sarılırdı gözlerimin önünde. Ama birşeyi hissetmiştim, kalbimin parçalandığını. Bu da neydi ki neden böyleydi? Hem neden Ayşe'ye değil de Defne'ye koşmuştu.. Sarılmıştı.. Soldaki meleğin sesini duydum o an "işinize bakalım biz bizim cesur olan Defne'ye aşık olmuş ayşe" yalan demek istedim kendi kendime ama o anki kırgınlık küçük yüreğimi öyle acıtıyordu ki tarifi imkansızdı.. Ayaklarım ona koşmak istesede yönünde çevirdim ve oradan uzaklaşmak için yürümeye başladım. Tabii Kerem'in gelip koluma yapışacağından bir haberdim. Başımı kaldırmama gerek yoktu çünkü aynı boydaydık. Yani nerdeyse. "Nereye.. ufaklık vedalaşmicak mısın" diyen Kerem'in duydum. Veda mı.. Ne vedası? Bu şaşkınlığımı dile getirdim tabii "veda derken" dedim peltek bir sesle konuşamıyordum tam hep gülerdi bu halime. Ve gene güldü "ne zaman konuşucaksın, ufaklık" o sakindi ben ise kaşlarımı çatmıştım "nereye gidecen" dedim ciddi ciddi. Tek bir şey dedi. Gözleri nefret doldı anında."Annem ve babam öldü senin dayın mehmet.. o öldürdü gözüme baka baka.. Ne diyeceğimi bilemedim benim dayım mı yapmıştı kolumdaki elini çekti o an geri geri gitti. Bu yaşına rağmen sınırlıydı baya. "söyle o ailene ben intikamımı elbet alıcam ve hepiniz buna razı geleceksiniz, hepiniz. Sende dâhil. " arkasını dönüp gidişini seyrettim sadece sonra bende arkamı dönüp gittim…