3. Bölüm
Yazar: U.N

Efnan Aryadan Bilinmeyen numaradan gelen mesajları okurken bi anda kafama yediğim terlikle çığlık atmam bir oldu. "Ağğagağağ kafaaaamm yarıldı galiba oy oy oy" Kendimi dayak yiyormuş gibi bi taraflara atarken bununla övünerek göğsünü kabartan on dokuz yaşındaki arkadaşımla bu evde yaşıyordum. Yaşı büyük ama tam olgunlaşamamış. Suyunu mu az koyduk toprağının malzemesinden mi çaldık anlamadım ki! "Efnan, neye bakıyorsun sen kaç saattir? Bende bakayım." Zaten iki saattir tepemdeydi üstüne bir de tam kurtuldum derken kafama terlik yemişken bu sözler çok manidardı be yavrum.. Sinirle kaşlarım çatıldı ve onu azarlamaya başladım. "Ben sürekli seninle mi uğraşacağım be! Bi git başımdan nefes aldır." Bana gözlerini devirip yıllardır söylediği o saçma ihtimalsiz şeyi tekrar söyledi. " 'Be' mi? Artık bırak şu kelimeyi kullanmayı kaç yaşında karı oldun. Hayır önceden ağzına yakışmıyordu şimdi hem ağzına yakışmıyor hem yaşına. Sonra da 'evde kaldım' diye ağlarsın." Ellerimi belime yerleştirip sinirle telefonumu koltuğa bıraktım ve ayağa kalktım. Ellerim kendimi savunmak için yerini -yani belimi- bulurken savunma hattından karşılık gelmişti. "Herkesin bi kusuru vardır ki bu bence kusur bile değil bir kelime yüzünden evde kalacak değilim herhalde!" Sinirlenmeme göz devirirken o da benim gibi ellerini beline yerleştirip bilir kişi edasıyla söylenmeye devam etti. "Sadece o mu ya sadece o mu? Yatağını toplamıyorsun hayır bi de savunman da savunma olsa!!!" Bu söyledikleriyle çatık kaşlarım daha da çatılırken söylenmeye başladım. "Ne var yani topluyken kendi odam da gibi hissedemiyorsam, olamaz mı?" "Yaa hadi onu da geçtim yediğin tabağı kaldırmıyorsun be kızım, üstelik savunman yaptığından da beter!" Bu saçmalıkları daha fazla dinlemeye sabredemeyecektim. "Bana bak bücür ben senin ablanım ablan kendine gel!" Ağzından 'hah' diye bir ses çıkartıp belini sallayarak beni çıldırtacak o kelimeleri söyledi. "Bana bücür diyen de uzun olsa 1.55 boyun hem 3 ayın lafını mı yapıyorsun?" Bende aynı şekilde ona karşılık vermeye devam ettim. İkimizde birbirimize bağırırken bunu sinirden değil de her zaman ki gibi eğlenmek için yapıyorduk. Nasıl olsa yan daire boştu alt kattaki de bir şey demiyor diye rahattık. Muhtemelen alt kattaki komşumuz sağırdı. Buraya yeni taşınmışlar, önceden arka mahallede oturuyorlarmış. Velet çocuğuda takmıştı bana mesaj atıp duruyordu ve ben Aslı'yla boş muhabbetten mesajına dönmeyi unutmuştum. Aslında onun çocuk olmadığını ve kapıma dayanacağını nereden bilebilirdim ki. "Benim boyum 1.57 yanlış ölçtüler diyorum sana!" "Tabi efendim bende 2.10um ayıp olmasın diye taklit yapıyorum." Gülmemek için kendimi zor tutarken onunda benden bi farkı yoktu. Sonunda kendimizi tutamayıp kahkaha atmaya başladığımızda telefonumdan gelen bildirim sesleriyle ikimizin de bakışları koltuğun üzerindeki telefonuma gitti. Aslı benden önce davranıp koşarak telefonumu aldı. Kafamı iki yana sallayıp bunu yapmamasını istediğimi söylerken beni umursamadan mesajlarımı sesli okumaya başladı. O gülerek mesajlarımı okuyor bende onu kovalayarak ona bir şeyler fırlatıyordum. Bilinmeyen numaranın yazdıklarını okurken ona bir şeyler atmaktan söylediklerine odaklanamıyordum. Taa ki son mesajı okuyana kadar.. "Pekala yanına geliyorum, umarım o sesler senin evinden gelmiyordur." Şok içinde Aslı'yla göz göze geldiğimizde elimdeki dakikalar önce bana fırlattığı terliği alnının ortasına fırlattım. Ama eğilmesiyle zavallı terlik masaya çarpıp yere düştü. "Hemen ver telefonumu gerizekalı!" Bu sefer durum ciddi olduğu için telefonumu aceleyle bana getirdi. Sonuçta evde ikimizdik ve tanımadığımız biri geleceğini söylüyordu. Muhtemelen bizi öldürmeye kalksa Aslı'yı bırakıp kaçardım. "Aferin sana aptal." Telaşla bilinmeyen numaraya mesaj yazarken daha mesajımı gönderemeden kapı şiddetle çalmaya başladı. Biz şimdi naneyi yemedik mi?