BÖLÜM ON ÜÇ
Yazar: Ceren

Sınırı mı aştım? Fazla mı dürüst bir şey söyledim de kaçıp saklandın? Küçük bir çocuk gibi korkmuş halde Gözlerinin içine baktım Bir an için seni tanıdığımı sandım ama şimdi emin değilim O halde, her şeyin hiçbir şeye dönüşmesine içelim İçimi acıtan bu sessizliğe içelim* (Forever & Always- Taylor Swift) Lola'yı aradım. Telefon uzunca bir süre çaldı. Heyecandan yerimde duramıyordum. "Vic?" diye mırıldandı Lola uykulu sesiyle. Odası karanlıktı. Yüzünü telefonundan yansıyan ışık sayesinde zor da olsa seçebildim. "Bu saate neden uyanıksın?" diye sordu esneyerek. "Lo..." diye fısıldadım heyecanla. Kalbimin gümbürtüsünden düşüncelerimi duyamaz olmuştum. Ağzım kulaklarımda ekrana baktım. Lola'nın doğrularak gece lambasını yakmasını izledim. "Beni korkutuyorsun, Vic." dedi yüzümdeki ifadeye kaşlarını çatarak. "Delirdin mi?" "Henüz değil." diye fısıldadım. Gerçi... Bugün delirmeme ramak kalmıştı. "Ne oldu öyleyse? Kafayı yemiş gibi gülümsüyorsun." "Sanırım ondan hoşlanıyorum." dedim. Gözleri kocaman açıldı. Uykulu halinden eser kalmamıştı. "Yoksa seni öptü mü?" diye bağırdığında elimle telefonun hoparlörünü hızla kapattım fakat oldukça yüksek sesle bağırmıştı. "Sessiz olsana!" dedim hiddetle. "Herkesi uyandıracaksın." Soruma cevap beklercesine ekrana bakmaya başladı. "Teknik olarak aynı anda adım attık ama ikincisinde ben onu öptüm." "İki kere mi?" diye fısıldadı heyecanla. Daha doğrusu fısıldamaya çalışmıştı. "Sakin ol." Gülerek başımı salladım. "Olamam." derken ayaklanmıştı. "Tanrım, yerimde duramıyorum." diyerek zıplamaya başladı. Avcumla ağzımı kapatmaya çalışsam da istemsiz kahkaham dudaklarımdan kaçarak karanlıkta yankılanmıştı. "Sana anlatmam gereken başka şeyler var." dedim karşımdaki bulanık görüntüye. Koordinesiz bolca zıplama ve dönmeden sonra nefes nefese durdu. "Dinliyorum." Partiden döndükten sonra yaşanan utanç verici anıları es geçerek sabahtan beri başımızdan geçenleri anlatmaya başladım. "Birlikte basketbol oynadık..." "Çok romantik..." diye mırıldandı. "Bildiğimi tahmin etmeden basketbolun kurallarını anlattı. Ben de ona yakınımda olmak için böyle bahaneler kullanmasına gerek olmadığını söyledim." "O ne dedi?" diye sordu heyecanla. "Sana yaklaşmak için bahaneye ihtiyacım yok." dedim Ryan'ın sesini taklit ederek. "Vay canına, çocuğu resmen kendine bağlamışsın." Utanarak bakışlarımı kaçırırken omuz silktim. "Sonra..." diye sordu sabırsızlıkla. "Ödevimiz için prova yaptık." diye devam ettim. "Sahnenin sonuna doğru yakınlaşmaya başladık ve bir de baktım..." Sessiz bir çığlık attı. Neredeyse ağlayacak gibiydi. "Filmlerdeki gibi..." diye mırıldandı erimişçesine. "Öyle mi?" diye sordum gülümserken. "Tanrım, şu haline bir bak! Otuz iki diş gülümsüyorsun." dedi parmağıyla ekrana vurarak. "Devamında ne olduğunu duymak için sabırsızlanıyorum." "Az daha basılıyorduk." dedim temizlik için gelen görevlilerden bahsederek. "Neden daha önce aramadın?" diye sordu sitem ederek. "Gelelim o kısma..." Ona ikizlerin başıma açtığı belayı anlattım. En az benim kadar öfkelenmişti. "Çok üzüldüm Vic. Keşke haber verseydin. Benny'yle yardıma gelirdik." dedi. "Hafta sonunuzu berbat etmek istemedim." dedim. "Neyse ki Ryan yanımdaydı ve yardım etti." "Neyse ki..." derken kaşlarını imalı bir şekilde oynattı. Gözlerimi devirdim. "Debbie'nin döneceğini biliyorlardı. Aklınca bana oyun oynamaya çalıştılar ama ben onların asıl amacını biliyorum." Sözlerime dikkat kesildi. "Büyük iddiamızı kazanmak için kendince plan yapıyorlardı." dedim Lola'ya anlaması için. "Pazartesi günü gireceğimiz matematik testi için çalışmamı engellediler. Daha doğrusu denediler." "İnanamıyorum." dedi şaşkınlıkla. "Şeytan ikizler." Başımı salladım. "Her şey yoluna girdi mi yani?" diye sordu sonunda. "Henüz teste çalışamadım ama her şeyin yoluna gireceğine eminim. Ryan buna söz verdi." dedim tebessüm ederek. "En azından aşk hayatındaki düğümler çözülüyor." dedi sırıtarak. "Benim düğümlerim kördüğüm oldu." "Peki ya Brian Miller?" diye sordum. "Dün çok heyecanlıydın. Aranızda bir ş…