BÖLÜM ON İKİ
Yazar: Ceren

Söylediklerimi anlayın Bana sırtınızı dönmeyin Çünkü hayatımın yarısını yanınızda geçirdim Bunu inkâr edemezsiniz* (Ode To My Family- The Cranberries) “Bu evin hâli ne?” diye bağırdım şaşkınlıkla. Ryan’la birlikte eve girdiğimizde etrafın darmadağın olduğunu fark etmiştim. Yerler çamur içindeydi ve koltukların üzerine –tahminen- meyve suyu dökülmüştü. Yastıklar etrafa saçılmış, salonun bütün düzeni değiştirilmişti. Burnuma gelen kokuyla koşarak mutfağa gittim. Ryan da arkamdaydı. “Aman Tanrım!” Tezgâhın üzeri çöplerle doluydu. Mide bulandırıcı kokunun üzerine bir de ocaktaki yanık kokusu eklenmişti. Duvar yemek lekeleriyle kirletilmişti. Yerdeki fayansların da bir farkı yoktu. Koşarak yukarı çıktım. Merdivenlerde de çamur lekeleri vardı. Banyonun tamamının kırmızı bir boyaya boğulduğunu gördüğümde öfkeyle çığlık attım. “İnanamıyorum!” Ellerimle alnımı ovuşturarak ansızın başıma vuran ağrıyı engellemeye çalıştım. Ryan aceleyle yanıma geldiğinde banyoya bakakalmıştı. İşaret ve başparmağıyla alnını sıktıktan sonra bir şeyler mırıldandı. Omuzlarım düşük bir şekilde evin kalanını kontrol etmeye gittiğimde her yerin darmadağın edildiğini gördüm. Benim odam da dâhil bütün dolapların içindeki kıyafetler yerlerdeydi. Çatı katında saklanan tüm koliler odalara konulmuştu ve üzerlerine yapışan tozlar havada uçuşuyordu. Boğazımdan bir hıçkırık kaçtığında bütün vücudum sarsılarak ağlamaya başladım. Ryan endişeyle omuzlarımdan tutarak karşıma geçmişti. “Bunu neden yaptılar ki?” diye hıçkırdım. “Bilmiyorum.” diye mırıldandı. “Burayı temizlemem en az iki gün sürer.” dedim çatallaşan sesimle. “Debbie ve Daniel yarın sabah gelecekler. Bittim ben.” İki eliyle başımı tutarken yanağımdan akan gözyaşımı sildi. “Sana yardım edeceğim, Vic. Burayı bir an önce temizleyeceğiz.” “Gerçekten mi? Onlar gelmeden bitirebilir miyiz?” “Evet, bu pisliği Debbie ve Daniel gelmeden ortadan kaldıracağız. Gerekirse bütün gece uyumayız.” dedi. “Matematik testine çalışamayacağım.” diye mırıldandım farkındalıkla. “Lanet olsun, bunu bu yüzden mi yaptılar?” diye sordum dişlerimi sıkarak. “Bilmiyorum.” dedi Ryan başını eğerek. “Ama bunun hesabını onlara soracağım.” Dudaklarım titrerken sırtımı dikleştirerek etrafa bakındım. “Hemen işe koyulmamız lazım.” “Acaba bir temizlik şirketi çağıramaz mısın?” diye sordu. “Bu kadarına paramın yeteceğini sanmıyorum.” dedim hayal kırıklığıyla. İkimizin de yetmezdi. Bu mesele yüzünden Ryan’ın ailesinden yüklü miktar para istemesine izin veremezdim. Bütün evin baştan yaratılması gerekiyordu ve cebimde sadece temizlik malzemesi almaya yetecek kadar param vardı. “Haklısın...” “Ben en yakındaki markete gidip temizlik için gerekli eşyaları alayım. Sen de gidip bir yerden birkaç kova boya al.” dedim. “Boya mı?” “Banyonun ve mutfağın duvarlarını boyamamız gerekiyor.” Matt ve Leo’nun sırıtan ifadeleri gözümde belirdiğinde dişlerimi sıktım. “Hemen boyaları almaya gidiyorum. Merak etme, halledeceğiz.” dedi çekinerek tebessüm ederken. ♪♪♪ Dış kapının kapandığını duyarak aşağı indim. Ben girişe vardığımda Ryan elindeki kovaları göstererek “Aldım.” dedi. Derin bir nefes vererek içeriye döndüm ve mutfaktaki yanık izlerini kazımaya başladım. Adımı seslenen Ryan’a bakmadan kazımaya devam ettim. O kadar hızlanmıştım ki elimdeki metal kayarak tırnağımı kırdığında acıyla bağırdım. Yaradan hızla kan boşalıyordu. Tırnağım yarısından kopmuştu. “Tanrım...” diye mırıldanan Ryan şok içinde bir elime bir de bana bakarken masadan aldığı peçeteyi parmağımın altına yerleştirerek kanayan yeri mutfak lavabosundaki suyun altına tuttu. Acınası halim ağlamamı tetiklemişti. Hıçkırıklarımın arasında “Çok mu acıyor?” diye sordu Ryan. Gözlerini parmağıma çevirmemeye özen gösteriyordu. “Hayır...” “Sorun ne o zaman?” Hayretle suratına bakarken “Sorun ne mi?” diye bağırdım. “Etrafına bir bak Ryan.” Omuzları hayal kırıklığıyla düşerken bakışlarını kaçırdı. “Sana bunu düzelteceğimizi söyledim.” “Yetişemeyeceğiz.” dedim başımı sallayarak. “Baksana, tırnağım koptu.” Refleksle bakış…