BÖLÜM ÜÇ
Yazar: Ceren

Nereye gidersen git, seni takip edeceğim Herhangi bir yer ama ezbere bildiklerim hariç Nereye gidersen git, seni takip edeceğim Seni takip edeceğim ama o kadar uzağa değil* (Follow You Down- Gin Blossoms) Öğle molası çoktan bitmişti. Benny ve Lola’yla okul çıkışında görüşmek üzere vedalaştıktan sonra son dersime girmek için koridorda ilerliyordum. “Hey Ellison!” dedi yabancı olmayan bir ses. Karşımda görmeyi beklemediğim biri vardı. Harper Lane. Kim olduğunu tahmin edebiliyor musunuz? Edemiyorsanız söyleyeyim. Kendisi okulun en güzel ve popüler kızıdır, namı diğer Bayan Mükemmel. Ve tabii ki Ryan Walker’ın eski sevgilisi... Aslında hâlâ çıkıp çıkmadıklarından haberim yoktu çünkü beni neden ilgilendirsin ki? Ama belki de takılmaya devam ediyorlardır. Her neyse. Harper, topuklu ayakkabıların tıkırdatarak koridoru aşıp yanıma geldi. Gizleme zahmetine girmeden beni baştan aşağı süzdükten sonra üstten bir bakış attı. Okula gelirken bu denli özendiği için onu suçlamıyordum ancak gösterdiği çabanın gereksiz olduğunu da inkar edemezdim. Bayan Callen’ın matematik dersi için topuklu ayakkabıya kesinlikle ihtiyacım yoktu. “Efendim?” diye sordum. Kıstığı gözleriyle ceketimi inceliyordu. “Ryan dün sizinleymiş.” dedi göz teması kurmadan. “Evet. Bizim evimizdeydi.” dedim. Harper’ın önemsemediği kişilere basit görgü kurallarını uygulamadığını fark ettim. Ben de seni çok önemsemiyordum zaten. “Yani?” dedi ellerini iki yana açıp gözlerini devirerek. “Anlamadım.” dedim. Daha öncesinde bir soru sormamış olmasına rağmen benden bir cevap beklemesine anlam verememiştim. “Aranızda herhangi bir şey geçmedi değil mi?” dedi. “Ne?” dedim şaşkınlıkla. Beni hesap sormak için mi durdurmuştu yani... “Sandığımdan daha alıksın sanırım. Anlamıyor musun?” dedi parmağını yüzüme doğru şıklatarak. “Ryan’la aranızda bir şey oldu mu?” Ojeli parmağını elimin tersiyle yüzümün önünden itekledim. Sinirlenmiştim. Ne kadar da kırılası parmaklar... “Neden gidip bunu Walker’a sormuyorsun?” dedim samimiyetten eser olmayan gülümsememle. Kaşlarını çatarak bir adım geriledi. Dakikalardır kişisel alanımı işgal ettiğinden geri çekilmesiyle rahatlamıştım. “Nasıl yani, siz ikiniz...” “Bak...” dedim lafını bölerek. “Bu saçmalığı nereden duydun bilmiyorum ama...” “Gwen...” dedi. Ani itirafına pek şaşırdığım söylenemezdi. Okulun ayaklı magazini için yerinde bir hareketti. “Walker’la aramda sandığın gibi bir şey olmadı, olamaz da.” dedim. “Tabii ki olamaz.” dedi çokbilmiş bir ifadeyle. “Bunu aklından bile geçiremezsin zaten. Sen ve o tamamen farklı dünyaların insanlarısınız.” “Bittiyse gidiyorum.” dedim ve cevap vermesini beklemeden Bayan Mükemmel’e sırtımı dönerek sınıfa girdim. Son dersim ileri seviye matematikti. Puanlarımı yüksek tutmak ve USC’ye girebilmek için çoğu dersimi ileri seviye alıyordum. Sınıfa girer girmez karşılaştığım yüzler pek de haz etmediğim üvey kardeşleriminkiler olmuştu. “Matt?” dedim şaşkınlıkla. “Burada ne arıyorsunuz?” “Selam, inek.” dedi sırıtarak. “Pardon, Bayan Pennywise demek istemiştim.” Yanındaki birkaç mankafayla hâlâ biraz şiş ve kızarık olan burnuma bakarak sözde komik esprisine gülmüştü. Az önce söylediklerini görmezden gelerek “Nasıl bir mucize oldu da bu dersi alabildiniz siz?” diye sordum. Gülümsemesi hafifçe solduğunda damarına bastığımı fark ederek küçük bir tatmin yaşadım. “Basketbolda üst lige çıkabilmemiz için Koç Tucker ileri seviye dersler almamızı istedi.” dedi Leo ikizi yerine. Aman ne hoş. “Siz de mi?” dedim hayal kırıklığıyla. “Bu dönem her birinizin suratını görmek zorunda olmak çok kötü oldu.” “Şahane demek istedin herhalde.” dedi Matt. Gözlerimi devirerek yerime oturdum. Aradan geçen süre içinde Bayan Callen sınıfa girerek dersi başlatmıştı. Bayan Callen “Haftaya eksiklerinizi ölçmek için küçük bir test yapacağım.” dediğinde dersin sonuna gelmiştik. ♪♪♪ “Buna inanabiliyor musun?” dedim elimdeki jelibondan bir ısırık alıp. “Lisenin son senesini her yerde ucube ikizlere ve elebaşları Bay Mükemmel’e rastlayarak geçireceğim.” “Kızım, b…