ALBINOR

Bölüm 8: " Çoktan Başlamıştı "

Yazar:

ALBINOR - Esmael Vural kitap kapağı
ALBINOR kitap kapağı

Aurelys Şehir Yolu — Albinor Silea Heliorum, Aurelys'in biraz dışında, yüksek bir tepenin üzerine kuruludur. Beyaz kubbeleri ormanın üzerinden seçilir ama araya her zaman mesafe konmuştur. Çünkü Heliorum yalnızca bir yapı değildir. Bugün bu fark daha net hissedilirken bilginin saklandığı bu kütüphane kalabalığın ortasında değil, şehrin kenarında durur. Kapıdan çıktığımda Aurelys görünmüyordu. Önümüzde uzanan yol önce ormandan geçer ve tepenin etrafını çevreleyen soluk beyaz ağaç gövdeleriyle yükselirdi. Yüzeyleri pürüzsüz ve üzerlerine düşen ışık gövdelerin içinde dolaşıyormuş gibi görünürdü. Dalları ince ve uzundu. Yaprakları yarı saydamdı; en küçük rüzgârda titrer ve üzerlerinden geçen ışığı yüzlerce küçük parçaya bölerlerdi. Yapraklar birbirine değdiğinde ince bir ses çıkar, uzaktan duyulduğunda bir fısıltıya benzerdi. Sanki ormanın kendisi nefes alıyormuş gibi. Bu nefes bize ait değildi. Yol toprağın içinden aşağı doğru kıvrılıyordu. Şehre giden yol... İlk adımımı attığım anda toprağın içinde bir ışık kıpırdadı. Ayaklarımın altındaki ince damarlar bir an parladı. Sonra ışık yavaşça söndü. Bir adım daha attım, toprak yine parladı. Sonra yine söndü. Her adımda aynı şey oluyordu. Sanki yol yürüyüşümüzü sayıyordu ya da yürüdüğümüzden emin olmaya çalışıyordu. Lioren bunu fark etmişti. "Bunu daha önce görmemiştim," dedi. Başımı çevirmedim. "Çünkü... nadir olur. Yani her zaman olmaz." Yürümeye devam ettik. Ormanın içinden aşağı indikçe beyaz gövdeler aralanıyor, yaprakların arasından kırılan ışık etrafımızda dolaşıyordu. Ağaçların gövdelerinde ince damarlar da parlamaya başlamıştı. Önce birinde, sonra yanındaki ağaçta. Sonra biraz ileride bir başkasında. Sanki orman da yürüyüşümüzü takip ediyordu. Orman yalnızca izlemiyordu. Katılıyordu. Lioren birkaç adım daha yürüdü. Sonra tekrar konuştu. "Yol... etrafındaki enerjiden besleniyor." Bu kez ona baktım. Ayaklarının altındaki toprak bir an daha parladı ve tekrar karardı. "Sanırım," dedim. Bir süre daha yürüdük. Orman seyrelmeye başladı. Beyaz gövdeler aralandı ve Aurelys'in kuleleri görünür hale geldi. Şehir ışık içindeydi. Bu ışık alışık olmayan biri için kör edecek kadar yoğundu. Ama şehre yaklaştığımızda ilk fark ettiğim şey ışık değildi. Albenslerdi... Kapıya yakın ilk sokakta birkaç Albens yürüyordu ki bizi gördüklerinde durdular. Kimse konuşmadı ama bakışları hemen ayaklarımızın altındaki yola kaydı. Tam o anda yol tekrar parladı. Ve aynı anda... onların ışığı soldu. Avuç içlerindeki damarlar bir an için zayıfladı. Boyunlarının kenarındaki ince parıltı sakinleşti. Gözlerindeki ışık bile birkaç saniyeliğine soluklaştı. Bir kadın çocuğunun omzuna dokundu ve bir adam yürürken durdu. İki Albens konuşmayı yarıda kesti. Kimse korkmadı, ama herkes anladı. Lioren de anlamıştı. Adımlarını yavaşlatırken gözleri şehirdeki Albenslere kaydı. Sonra yola baktı. Sonra tekrar onlara. Ve bir anda durdu. "Silea... Şimdi anladım." Başımı ona çevirip yüzüne baktığımda ifadesini gördüm ve kalbim tekledi. Genelde donuk olan yüz hatları son yaşananlarla sürekli değişiyordu. Kaşları havalanırken gözleri belirgin bir şaşkınlığı yansıtıyordu. İstemsizce ona doğru bir adım daha attım, yol kendiliğinden parlamaya devam etti. Sonra söndü. Lioren gözleriyle etrafındaki insanları işaret etti. "Yol ışığı çekiyor," dedikten sonra bir saniye sustu ve bakışları şehrin sokaklarında dolaştı. "Yalnızca senden değil, her şeyden." Gözleri yeniden bana döndü. "Baksana..." Sesi alçaldı. "Albenslerin ışıkları soluyor." Başımı hafifçe salladım. "Evet, haklısın." Bu durum doğaldan uzaktı. Lioren nefesini yavaşça verdi. "Bu yüzden herkes anlıyor." Bir adım daha attım. Toprak yine parladı ve sonra söndü. "Yol," dedi Lioren yavaşça, "Aurelys'in temelinden ışık çekiyor." Ve bu durdurulamıyordu. Etrafımızdaki Albensler sessizce geri çekiliyordu. Kimse önümüzde durmadı, kimse yolumuzu kesmedi. Ama herkes merakla, endişeyle bize bakmaya devam etti. Ve biraz da korkuyla. Çünkü Aurelys'te yaşayan herkes, bunu hissediyordu. Toprak…

Bölümün tamamını WritePad'de oku