ALBINOR

Bölüm 5: " Bırakıldığı An... "

Yazar:

ALBINOR - Esmael Vural kitap kapağı
ALBINOR kitap kapağı

Hastane Odası — Lofoten Elias Ritim sesleri kulağıma dolmaya başladığında gözlerimi açtım. Tavan yine aynıydı, hâlâ hastanede olduğumu anladığımda nefesimi usulca verdim. Floresan lambaların soluk beyaz ışığı tavandan aşağı süzülüyor, odanın köşelerinde donukgölgeler bırakıyordu. Işık fazla parlak değildi ama gözlerimi rahatsız edecek kadar sertti. Tavandan gelen ince elektrik uğultusu, odanın içindeki mekanik bip sesleriyle karışıyordu. Antiseptik kokusu genzimi yakıyordu. Hastanelere özgü o keskin, steril koku. Bir süre sonra insanın alıştığını sandığı ama aslında hiçbir zaman gerçekten alışamadığı bir koku. İçine çektiğin her nefes ciğerlerini temizliyormuş gibi değil, aksine bir şeyi senden uzaklaştırıyormuş gibi hissettiriyordu. Yaşam kokusu değildi bu. Steril bir boşluk kokusuydu. Her şey tanıdıktı. Ama aynı zamanda yabancıydı. Ve bu yabancılık... bana ait değildi. Günler birbirine karışmıştı. Kaç gündür burada olduğumu bilmiyordum artık. Sabah mıydı, gece miydi, dışarıda kar yağıyor muydu... hiçbirinden emin değildim. Zaman odanın duvarları arasında eriyip gitmiş gibiydi. Saatler birbirine sızıyor, günler tek bir bulanık anıya dönüşüyordu. Zaman akmıyor, üzerimden kayıyordu. Monitörün düzenli ritmi odanın içinde yankılanıyordu. Sakince; Biiip..Biiip..Biiip... Bir süre sonra o ritim... bana aitmiş gibi gelmeye başladı. Her ses odanın duvarlarına çarpıp geri geliyordu. Sanki kalbimin attığını bana hatırlatmak için özellikle yüksek tutulmuştu. Ritmin düzeni bir süre sonra insanın zihnine kazınıyordu ve bir noktadan sonra o ses artık makineye ait olmuyor, senin bir parçan haline geliyordu. Doktorlar beni taburcu etmemişti. Kontrol altında tutulmamın daha güvenli olacağına karar vermişlerdi. Bu durum beni boğuyordu. Sanki görünmez bir çemberin içine alınmıştım. Duvarları olmayan ama yine de dışına çıkamadığım bir alanın içine... Bir an önce o spiral başlangıcının, buzulların altında kalan alanın ne olduğunu öğrenmek istiyordum. Orada bir şey vardı ve bu sadece eski bir taş parçası değildi. Onu yalnızca bulmak istemiyordum— ona geri dönmek istiyordum. Astrid ise kazı alanı hakkında bana bilgi vermeyi reddediyordu. "Dinlenmen lazım, Elias. O alan henüz tarihini bile bilmediğimiz kadar uzun süredir orada. Eminim sen toparlayana kadar da orada olmaya devam edecek." Astrid'in savunması—ya da beni uzak tutma çabası—işe yaramıyordu. Ses tonu sakin görünmeye çalışsa da içindeki gerginliği saklayamıyordu. Bunu fark ediyordum. Yıllardır birlikte çalışıyorduk. Onun sesindeki en küçük titreşimi bile ayırt edebilirdim. Bir şeyi saklıyordu. Bana bakışında bir şey değişmişti ama bunu söylemiyordu.Ayağa kalkıp gitmek ile burada kalmak arasında gidip gelen düşüncelerle boğuşurken... Bir şey oldu. Göğsüm her nefeste biraz daha daralıyordu. Sanki içimde görünmeyen bir el kalbimi sıkıyordu. Nefes almak zorlaşıyordu. Göğüs kafesim içe doğru bastırılıyor, kalbim kaburgalarımın arasında yer bulamıyormuş gibi çarpıyordu. Her atım kemiklerime çarpıyor gibiydi. Kulaklarımda kendi nabzımın sesi büyümeye başladı. Önce hızlı, sonra düzensiz. Monitörün ritmi bir an için sendeledi. Ekrandaki yeşil çizgi düz akışını kaybetti. Bir yükseldi, sonra sert bir şekilde düştü. Ardından yeniden tırmandı. Bir saniye sonra EKG cihazından gelen alarm sesi odanın sessizliğini parçaladı. Bu normal bir uyarı sesi değil, ince ve keskin bir çığlık gibiydi. O kadar yüksekti ki odanın duvarlarına çarpıp geri dönüyordu. Kulaklarımın içinde metal bir titreşim gibi yankılandı. BİP! BİP! BİP! O ritim... benim değildi. Her alarm sesi göğsümdeki baskıyla aynı anda patlıyordu. Sanki cihaz kalbimin içindeki düzensizliği bağırarak dünyaya duyuruyordu. Kapı aniden açıldığında Astrid içeri girdi. Yüzünde saklayamadığı bir endişeyle ilerlerken adımları hızlıydı. Kapı duvara çarptığında metal menteşeler kısa bir gıcırtı çıkardı. "Elías!" Yatağın kenarına eğildi. Bir an tereddüt etti. Sonra avucunu göğsüme bastırdı. Temas ettiği yer... daha önce de yanmıştı. "Yardım edin!" diye bağırdı.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku