ALBINOR

Bölüm 24: " İniş "

Yazar:

ALBINOR – Esmael Vural kitap kapağı
ALBINOR – Esmael Vural kitap kapağı

Deyrulzefaran Manastır Avlusu Elias Soğuk hava yüzüme çarptığında içeride olmadığımızı fark ettim. Kapalı alanın boğucu basıncı gitmiş, yerini açık havanın o keskin sertliğine bırakmıştı. Nefes aldığımda içime dolan hava daha keskin, daha gerçekti. Ne var ki bu gerçeklik içimdeki boşluğu düzeltmekten ziyade, sadece etrafımdaki bulanıklığı netleştiriyordu. Manastırın avlusundaydık. Taş zemin geniş bir alana yayılıyor, manastırın kadim duvarları etrafımızı sarıyordu. Buna rağmen gökyüzü açıktı. Yukarı baktığımda gri bir boşluk gördüm. Sakin olmaktan uzak, aynı zamanda tamamen kapalı da olmayan bu tuhaf fark içimde bir türlü yerine oturmuyordu. Astrid yanımdaydı. Elimi hâlâ bırakmamıştı. Parmakları benimkilerin etrafına sıkıca dolanmıştı. Bu bir destekten öte, beni bu dünyada tutmak için bırakmamak üzere kilitlenmek gibiydi. Sanki gevşetse bir anda kaybolacağım bir an vardı aramızda. “Beni korkuttun,” dedi, sesindeki o titremeyi bastırmaya çalışarak. Sesi bu kez daha kontrollüydü. Ancak altındaki kırılma hâlâ duruyordu. Başımı ona çevirdim. Gözlerinin içine baktım. Tanıdıktı. Bu kez doğruydu. Buna rağmen içimdeki o tekinsiz eksiklik kapanmadı. “İyiyim,” dedim. Kelime dışarıda doğru duyuluyordu. Oysa içeride devasa bir boşluk gibi eksikti. Astrid gözlerimi bırakmadı. “İyi değilsin,” dedi. Bu bir itiraz olmaktan ziyade, durumun kaçınılmazlığını tamamen kabul etmek gibiydi. Cevap vermedim. Çünkü bu kez… mantıklı bir açıklama yapma isteğim yoktu. Arkamızda adım sesleri duyuldu. Daha düzenli ve kontrollü adımlardı bunlar. Yuhanon… Yaklaştı. Durdu. Bakışı doğrudan üzerimdeydi. “Ne gördün?” dedi. Sesi sakindi. Sesinde merak olmaktan ziyade, sadece o dilsiz ve her şeyi tartan ölçümü hissediliyordu. Astrid anında araya girdi. “Ne saçmalıyorsun sen?” Başını ona çevirdi. Gözleri sertleşmişti. “Kapalı bir odada, bir çukurun içinde ne görmüş olabilir ki? Bize anlat bakalım. Taş duvarlar mı konuştu? Zemin mi cevap verdi?” Bir adım attı. “Adam daha kendine bile gelememişken, sen hâlâ ne gördün diye soruyorsun. Bu sorunun kendisi saçmalık.” Yuhanon bakışını ondan ayırmadı. Ama cevabı hâlâ benden bekliyordu. Sessizlik uzadı. Sonra tekrar konuştu. “Ne gördün?” Bu kez daha netti. Daha doğrudan. Astrid geri çekilmedi. “Aynı şeyi tekrar sormak cevabı değiştirmeyecek,” dedi. Sesi daha düşüktü fakat daha keskindi. “Çünkü ortada cevap yok.” O anda konuşmam gerektiğini anladım. Kelimeler kendiliğinden geldi. “Birini gördüm,” dedim, sesimdeki o uyuşukluğu aşmaya çalışarak. Sözlerim dağılmadı. Aksine, avlunun o rustik akustiğinde muazzam bir ağırlık kazandı. Astrid dondu. Gerçek anlamda. Elinin tutuşu sertleşti. Nefesi kesildi. Yuhanon kıpırdamadı. Ama dikkatinin bir anda değiştiğini hissettim. Ben… onlara bakmıyordum. Bakışlarım sabitlenmiş, zemini düşünüyordu. Sanki kelimeleri o siyah obsidyen zeminden çıkarıyordum. “Oradaydı,” dedim. Sesim dışardan sakindi. Oysa içimde devasa bir fırtına kopuyordu. “Yakındı,” diye devam ettim, duraksamadan. “Net olmaktan ziyade, hatları sürekli dalgalanan bir biçim gibiydi.” Başımı çok az eğdim. “Yüzünü hem seçebiliyordum… hem de seçemiyordum.” Bir anlık boşluk oluştu aramızda. Astrid’in nefesi hızlandı. Buna rağmen konuşmadı. Yuhanon bu kez çok hafif öne eğildi. “Devam et,” dedi. Sesinde baskı olmaktan ziyade, geri adım atmaya hiç niyeti olmayan güçlü bir kararlılık vardı. “Bana benziyordu,” dedim. Kelimeyi düşünmedim. Ama doğruydu. “Tam olarak değil, farklı bir formdaydı.” Bakışlarım hâlâ sabitti. “…farklıydı.” Kelime kendiliğinden gelmişti… “Işık vardı. Üzerinde değil— içinde.” Astrid’in eli titredi. Yuhanon’un bakışları sertleşmedi. Ama derinleşti. “Gözleri…” Sesim bu kez yavaşladı. “…aynıydı.” Bu cümle ortama olduğu gibi yerleşti. Bende dahil kimse konuşmadı. Ama henüz bitmemişti. Nefesim değişti. Daha yavaş ve ağır soluyordum. “Oradaydı,” dedim tekrar. “...ama aynı zamanda orada değildi.” Bu çelişki beni rahatsız etmedi. Etmeliydi… Eskiden ederdi. Çünkü bir bilim insanı olarak mantığımın bittiği o sınır çizgisind…

Bölümün tamamını WritePad'de oku