ALBINOR

Bölüm 18: " Çemberin İçinde "

Yazar:

ALBINOR – Esmael Vural kitap kapağı
ALBINOR – Esmael Vural kitap kapağı

Gizli Arşiv Odası – Heliorum Kütüphanesi Silea Heliorum’un alt arşivinde ışık yeniden kendi ritmine dönmüştü. Damarlar duvarların içinde ince çizgiler halinde akıyor, rafların gölgeleri taş zeminin üzerine yumuşak bir düzenle düşüyordu. Her şey olması gerektiği gibiydi. Ben değildim. Göğsümün ortasında kalan o ince çekilme tamamen kaybolmamış, sadece geri çekilmişti. Sanki bir şey içimde bir kapı aralamış, sonra o kapıyı açık bırakıp geri durmuştu. Nefes alırken hissetmiyordum ama nefes verdiğim an kendini hatırlatıyordu. Oradaydı. Bekliyordu. Masanın üzerindeki kadim yazı yeniden sessizdi. Az önce parlayan satır, şimdi diğerlerinden farksız görünüyordu. Artık hiçbirimiz onun yalnızca bir satır olduğunu düşünmüyorduk. Lioren de düşünmüyordu. Bunu bakışlarından anlayabiliyordum. Önündeki notları yeniden düzenlemişti ama yazmıyordu. Bu, onun için alışılmadık bir durumdu. Normalde bir şeyi çözemediğinde daha hızlı hareket ederdi. Şimdi ise durmuştu. Sayfalara bakıyor, sonra başka bir sayfaya geçiyor, sonra geri dönüyordu. Hiçbirine gerçekten dokunmuyordu. Çözümün sayfaların arasında olmadığını anlamıştı ama henüz nereye bakacağını bilmiyordu. Sandalyemi masaya biraz daha yaklaştırdım. Aramızdaki o birkaç parmaklık mesafeyi kapatırken, omzumun onun omzuna teğet geçişiyle içimdeki o durağan enerji hafifçe dalgalandı. “Ne buldun?” diye sordum, sesimi olabildiğince sakin tutmaya çalışarak. Başını kaldırmadan cevap verdi. “Bir şey eksik.” Bu cümle beklediğimden daha ağır geldi. Çünkü ben de aynı şeyi hissediyordum ama bunu onun söylemesini istememiştim. İçimdeki belirsizlik, onun ağzından çıkınca daha somut hale geldi. “Metinde mi?” dedim, gözlerimi onun dağılmış saçlarında ve yorgunluktan solmuş ışık çizgilerinde gezdirerek. “Metinde de.” Kısa bir duraksama oldu. Lioren elindeki tüy kalemi masaya bırakıp bakışlarını doğrudan benimkilere kilitledi. Gözlerindeki o saklı kaybetme korkusu ilk kez bu kadar korumasızdı. Sonra ekledi: “Sadece metinde değil, Silea. Az önce zihninin bu odayla kurduğu o tekinsiz rezonansta da büyük bir boşluk var. Sanki kütüphane bütünü tamamlamak için seni çağırıyor ama yine birşey eksik. Ve o da burada değil.” Elimi kitabın kenarına koydum. Sayfaya biraz daha yaklaştım. Kıvrımlı işaretler, birbirine bağlanan çizgiler, sağdan sola akan satırlar… İlk baktığımda yabancı gelen her şey şimdi tanıdık gelmeye başlamıştı. Ama anlam hâlâ yoktu. Tanıdık olan şey, çözüm değil, tekrar eden bir düzen hissiydi. “Devamı olabilir mi?” dedim. “Başka bir ciltte.” “Olabilir.” Lioren bu kez başını kaldırdı. Bana doğru hafifçe eğildiğinde nefesinin sıcaklığı yüzümü yalayıp geçti. Aramızdaki bu ani fiziksel yakınlık, alt arşivin tüm soğukluğunu bir anda yok etmişti. “Bu tek başına yazılmış bir metin gibi davranmıyor.” “Nasıl yani? Kütüphanenin en yasak odasında, tek başına parıldayan bir yazı bu, Lioren.” “İşte tam da bu yüzden,” dedi, notlarından birini önüme doğru çevirerek. Orada çizdiği semboller arasında bazı bağlantılar kurmaya çalışmıştı. Bazı işaretleri yan yana getirmiş, bazılarını ayırmış, bazılarını da tekrar eden yapılar halinde işaretlemişti. “Bak,” dedi. Elini elimin hemen yanına koydu, parmaklarımızın birbirine değmesine ramak kalmıştı. Parmağıyla iki farklı grubu gösterdi. “Bunlar tekrar ediyor. Ama burada kesiliyor.” Parmağı biraz aşağı kaydı. “Şu yapı da kapanış gibi davranıyor, fakat ardından gelen şey eksik. Sanki biri bu asil satırları tam ortasından ikiye bölmüş gibi.” Gözlerimi çizgilerin üzerinde gezdirdim. İlk bakışta düzensiz görünen şeyin altında gerçekten de kırık bir bütün vardı. Bir şey bilerek bölünmüş, parçaları farklı yerlere dağıtılmıştı. “Yani bu metin tamamlanmamış,” dedim. “Hayır.” Başını hafifçe iki yana salladı. Gözlerini kısmış, yüzümdeki her bir çizgiyi ezberlemek ister gibi bakıyordu. “Tamamlanmış. Ama bütün değil.” Bu ayrım içimde bir yere oturdu. Çünkü bu yalnızca teknik bir fark değildi. Bir şey tamamlanmış ama bütün değilse, o zaman eksik olan parça başka bir yerdeydi. Ya da başka bi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku