Bölüm 12: " Görülmemesi Gereken "
Yazar: Esmael Vural

Naraelis — Aurelys Silea Zaman durmuş gibiydi. Sessizlik bir çığ gibi üzerimize düşüyordu. Sonra aniden; Orivar'ın sesi avlunun taşlarında sert bir yankı bıraktı. "Lysara." Tek kelimeydi, ama o kelimeyle birlikte avludaki enerji yeniden hareketlendi. Orivar bir adım öne çıktığında sabırsızlığı yüzünden okunuyordu. "Konuş." Velara hemen araya girmek istedi ama Orivar onu kesmişti. "Hayır. Burada artık eksik cümlelere yer yok." Serenai kıpırdamadı, bakışları Lysara'nın üzerindeydi. Sanki ondan çıkacak tek kelimeyi bile kaçırmak istemiyordu. Avludaki ışık akışı da bu bekleyişi hissediyor gibiydi; damarlar bazen hızlanıyor, bazen tekrar sakinleşiyordu. Lysara birkaç saniye konuşmadı, gözleri hâlâ benim üzerimdeydi. Yüzündeki ifade artık yalnızca şaşkınlık değildi. Sanki zihninde eski bir hesabı yeniden kuruyordu, parçaları bir araya getiriyordu. Sonunda başını çok hafif kaldırdı. Bakışlarını benim üzerimden çekip, Ael'lere çevirdi. "Ael Orivar," dedi sakince. "Anlaşılan o ki Silea'nın bu durumlarla doğrudan bir bilgisi yok." Kalbim bir an için sıkıştı. Lysara sözlerine devam etti. "Bu yüzden... onu gönderelim." Orivar'ın kaşları hemen çatıldı. "Hayır. Bu olayın merkezinde o var. Burada kalacak." "HAYIR." Söz ağzımdan düşünmeden çıkmıştı. Sesimin avluda yankılandığını o anda fark ettim. Zemindeki ışık damarları bir an bulunduğum yerden ileriye doğru ilerleyerek, avludaki duvarlara çarptı. Üç Ael aynı anda bana döndü ama ben yalnızca Lysara'ya bakıyordum. "Gitmiyorum. Heliorum'da olan şey benimle ilgiliyse—" "İşte tam da bu yüzden." Lysara'nın sesi yumuşaktı ama kararlıydı. Beni hayatında ilk kez böyle kesmişti. "Gitmen gerekiyor." Başımı salladım. "Hayır." Yanımda bir hareket oldu. Lioren bana doğru yarım adım yaklaştı. "Silea..." dedi alçak bir sesle. "Bence—" "Hayır Lioren." Ama o geri çekilmedi. "Silea... lütfen. Şimdi değil." Sesi neredeyse yalvarır gibiydi. Orivar'ın sabrı tükenmişti. "Yeter." Sesi avluda sert bir kırılma yarattı. Sonra bakışlarını Lioren'e çevirdi. "Sus, Heliorum'un tanığı." Lioren bir an dondu ama geri çekilmedi. Sadece başını çok hafif eğdi. Avludaki enerji o anda yeniden hareket etti. Serenai ve Velara kısa bir bakış paylaştı, ardından Serenai başını çok hafif salladı. Velara da aynı şekilde. Orivar bunu görüp bir saniye daha bekledikten sonra dişlerini sıkar gibi konuştu. "...Peki." Enerji havuzunun yüzeyi yeniden sakinleşti. "Kütüphaneci gidecek." Boğazım düğümlendi. "Hayır—" Lioren bu kez tereddüt etmeden elimi tuttu, parmakları benimkilere kenetlendiğinde kararlılığını anladım. Nabzım boğazıma şiddetli darbeler indiriyor, aklımla kalbim ayrı kulvarlarda takılıyordu. "Silea. Gel." Elimi çekmek istedim ama o bırakmadı. "Sadece bir süreliğine." dedi gözlerimin içine bakarak. Başımı yeniden Lysara'ya çevirdim. Bir şey söylemesini bekliyordum. Bir itiraz, bir işaret... Ama Lysara yalnızca bana bakıyordu. Sonra bana doğru bir adım attı. O anda avludaki enerji değişti. Onu takip ediyordu... Sanki Arx bir anda nefesini bırakmış gibi ışık damarları yumuşadı, havuzun yüzeyi sakinleşti. Lysara'nın yüzündeki gerginlik kaybolmuştu. Onu yıllardır tanıyordum; dik duruşunu, sıcak tonunu, sert bakışını, ölçülü sessizliğini... Ama şu anda gördüğüm ifade bambaşkaydı. Sanki içindeki bütün direnç bir anda çözülmüş gibiydi. Omuzları gevşerken bakışlarında garip bir huzur vardı. Yıllardır taşıdığı bir yükü sonunda bırakmış gibi. "Silea." Sesi her zamanki gibi sıcaktı ama bu kez daha yumuşaktı. "Git." Boğazım düğümlendi. "Hayır..." Gözlerimin doldu. Bunu saklamaya çalıştım ama başaramadım. Lysara bunu görmüştü. O beni her zaman görürdü... Yüzünde çok hafif bir gülümseme belirdi. O eski, tanıdık gülümseme. "Her şey yoluna girecek." Bu söz tehdit ya da başından savuşturmak için söylediği bir şey değildi. Tam tersine... sanki yıllardır beklediği bir şey nihayet gerçekleşmiş gibi konuşuyordu. Lioren elimi biraz daha sıkı tuttu. "Gel." Bu kez direncim kırıldı. Bir adım attım, sonra bir adım daha. Ama kapıya yaklaşırken son kez ar…