Bölüm 10: " Eksik Söylenenler "
Yazar: Esmael Vural

Arx — Aurelys Silea Serenai'nin sözleri avluda asılı kaldı... "Zamanı gelmişti." Havuzun yüzeyi yeniden dalgalandı. İlk başta hafifti. Sonra havuzun içindeki ışık derinlerden yükselen bir nefes gibi genişledi. Avlunun taş zemininde dolaşan ince ışık damarları harekete geçti. Zeminin altından geçen akışlar kısa süreliğine hızlandı, sonra tekrar yavaşladı. Albinor... her zamanki tepki veriyordu. Orivar bunu fark etmişti, bakışı sertleşti. Yerinde biraz daha yükseldi. "Zamanı gelmişti derken neyi kastediyorsun, Konsey üyesi Serenai?" Sesi avlunun taşlarında yankılandı. Enerji havuzunun yüzeyindeki ışık halkaları o anda genişledi. Sonra tekrar daraldı. Sanki avlu onların konuşmasını dinliyordu ve yargılıyordu. Serenai başını hafifçe yana eğdi. Gözleri önce Orivar'a kaydı, sonra tekrar bana döndü. O bakış... insanın içine giriyordu ve enerjiyi tüketiyor gibiydi. "Albinor'un kalbinde bir titreşim oluştu," derken sesi sakindi. Ama o sakinliğin içinde ağır bir kesinlik vardı. Etraftaki enerji bu sözle birlikte yeniden dalgalandı. Avlunun zemininde dolaşan ışık damarları bir an için daha parlak hale geldi. Sanki Ael'ler her konuştuğunda zemindeki enerji ayak parmak uçlarıma vuruyordu. Ael'lerin fiziksel bir teması gibi. Orivar'ın kaşları çatıldı. "Heliorum'dan bahsediyorsun." Serenai başını çok hafif salladı. "Hayır." Kısa bir duraksama oldu. "Heliorum yalnızca bir yapı. Bunu sen de biliyorsun... Konsey üyesi Orivar..." Havuzun ışığı bir an için daha parlak yandı. "Hissettiğim şey... yapının ardındaki titreşimdi." Kalbim göğsümde daha hızlı atmaya başladı. Serenai'nin bakışları tekrar bana döndü. "Albinor'un kalbi... kısa da olsa uyandı. Tek bir kalp atışı..." Bu söz havada ağır bir taş gibi düştü. Orivar hemen konuştu. "Bu... bu imkânsız." Sesi bu kez daha sertti. Enerji havuzunun yüzeyinde sert bir dalga oluştu. "Duvar mühürlü." Serenai'nin yüzünde hiçbir değişiklik olmadı. "Sadece... uzun zamandır sükunetini koruyordu. Mühürlü olması, cevap vermeyeceği anlamına gelmez." Taş zemini çok hafif titreşti. Bunu yalnızca ben fark etmiş olabilirdim. Ya da Lioren. Çünkü yanımda çok hafif bir hareketlenme oldu. Serenai tekrar konuştu. "Heliorum'un altına indiğinde... başka bir şey hissettin mi, Kütüphaneci?" Boğazımın kuruduğunu fark ettim. Bana ünvanımla hitap etmişti. Bu Valera'nın verdiği tüm şevkat kırıntılarını ortadan kaldırmıştı. Duvar — Işık ve o gölge... Zihnimde dönenler... Kelimeler hemen çıkmadı. Tam konuşacakken Lioren bir adım öne çıkıp başını eğdi. "Ael'ler." Sesi saygılı fakat kararlıydı. "Heliorum'da olanları anlattık." Orivar'ın bakışı anında ona döndü. "Yanlış." Lioren bir an durdu. Ama geri çekilmedi. "Alt kata indik, enerji akışı kısa süreliğine dengesini kaybetmişti." Serenai'nin bakışı onun üzerindeydi. "Başka... bir şey?" Lioren "Hayır." dedi hiç tereddüt etmeden. Bu kelime avluda yankılandı. Neden? Anlam vermeye çalışıyordum, ama asla bunu kavrayamıyordum. Serenai birkaç saniye boyunca onu izlerken havuzun enerjisi o anda çok hafif dalgalandı. Sonra gözleri tekrar bana döndü. "Sen?" Soru tek kelimeydi fakat bütün avlu o sorunun ağırlığını hissediyordu. Bir an Lioren'e baktım, sırtı hâlâ benimle Ael'ler arasındaydı. Zihnim sürekli bunu neden yaptığını sorguluyordu. Velara o anda konuştu. "Silea." Sesi her zamanki gibi diğerlerinden tamamen farklıydı, yumuşaktı. Ama ışığında, gözlerinde saklanan bir korku vardı. Bir adım bana doğru yaklaştı. Enerji havuzunun ışığı onun hareketiyle birlikte yumuşadı. "Silea, Heliorum'da olan hiçbir şey seni suçlu yapmaz." Bakışları doğrudan benimkileri buldu. "Sadece gerçeği söylemen yeterli." Orivar sabırsızlanmıştı. "Heliorum sıradan bir yapı değildir. Ve sen de sıradan bir Albens değilsin." Yasanın koruyucusunun sesi avlunun taşlarında sert yankılandı. Bu kez zemin damarları kısa süreliğine daha parlak yandı. "Orası Albinor'un kalbine açılan kapının kabuğudur," diyerek konuşmaya devam etti ve bir adım daha yaklaştı. "Orada oluşan her değişim Konsey'e bildirilmelidir." Avludaki ışık a…