Al Fanila Mahfuz

MENACE

Yazar:

Al Fanila Mahfuz - Mehmet İmen kitap kapağı
Al Fanila Mahfuz kitap kapağı

Yaşıyor mu? - Nabız atmıyor… Bilmiyorum, anlamadım. - Abi polis falan mı arasak? Başımıza iş almayalım şimdi. - Arayalım aramasına da bir tuhaflık var. Görünüşe bakılırsa askere benziyor ama yaşı askerlik yaşının üstünde… ıhım… bu asker olmalı baksana subay tıraşlı saç modeli haki renkli atlet… sıkıntı büyük. Hadi şuradan tutuver yukarı taşıyalım. - Hayır hayır dokunma dur! Abi arayalım polisi onlar daha iyi anlar. - Ne korktun sende bee, alt tarafı kaldırıp düzlüğe koyacağız ameliyat edelim demedim. Yaşıyorsa da suda boğulmasın diye dedim. - Ya abi beni bi dinler misin? Gel şöyle bi… dur işte… arıyorum. - tamam tamam… Serin bir Beykoz sabahında Kaptanın Mezarı Koyu mevkiinde bir erkek cesedi bulundu. Televizyon kanallarının naklen canlı yayın yaptığı, muhabirlerin soluksuz açıklama yaptığı esnada Jandarma ve olay yeri inceleme ekiplerinin anonsları birbirine karışıyordu. Az sonra olay yerine kamuoyunun televizyon ekranlarından yakından tanıyacağı Savcı Ayda Gamsız geldi. Ekiplerin otoritesine alıştığı Savcı Ayda cesede doğru ilerlerken ortamdaki hava bir anda buz gibi oldu. Jandarma İlçe Komutanı ile Uzman Jandarma arasındaki gerginlik, birazdan kimin azar işiteceği konusundaki fısıldaşmalarla sürüyordu. İlçe Komutanı, cesedin başında inceleme yapan Savcı Ayda’ya doğru yöneldi. Yüzü hafifçe kızarmış bir şekilde yanına çömelip tam ağzını açacakken Savcı Ayda’nın net ve keskin sesiyle “Ceset ne zamandır burada?” diye bölündü. Komutan kekeleyerek “Bu sabah şişe toplayan iki genç görmüş sayın savcım” diyebildi. Savcı Ayda ayağa kalkıp başını kaldırarak havayı kokladı, ardından etrafını saran kalabalığa ve ekiplere dönerek “Ne duruyorsunuz? Haydi herkes işinin başına” talimatını verdi. İlçe Komutanına dönüp “Cesedi kaldırın, doğrudan morga, oradan da otopsiye alınsın. Ben de orada olacağım” dedi. Siren sesleri birbirini kovaladı. Cenazeyi taşıyan ambulans hastanenin morguna doğru hareket ederken basın ekibi de olay yerini yavaşça terk etti. Kalan son jandarma timi de bölgeyi emniyete alıp çekildikten sonra Savcı Ayda bir süre daha yalnız başına çevreyi taradı, son imzasını da deftere atarak koyudan ayrıldı. Adli Tıp Kurumunun Yenibosna’daki binasında morgdan taşınan ceset sessiz ve steril otopsi odasına alındı. Sedyeye yatırılan cesedin üzerindeki örtü birazdan kalkacak ve ardındaki sırlar bütün çıplaklığıyla gözler önüne serilecekti. Odanın yan bölmesinde Adli Tıp Uzmanı Doktor Kerem Aksay ellerini dezenfektan ve otopsi esnasında kullanılan solüsyonlarla dikkatle temizliyordu. İlk çift ameliyat eldivenini geçirdikten sonra üzerine bir çift daha giydi. Asistanı Esra ise doktorun bone ve maskesini sabitleyip hazırlıkları tamamladı. Henüz cesedi detaylı incelemeye fırsat bulamamışlardı ki otopsi odasının kapısı açıldı. İçeriye başı boneli, ağzı maskeli Savcı Ayda girdi. Kerem Aksay’ın donuk bakışları, bu ani baskından duyduğu rahatsızlığı açıkça ele veriyordu. Savcı Ayda ise raflardaki ilaç şişelerini kurcalıyor, masadaki pensleri inceliyor, bir neşteri kaldırıp havada tartan bir bakış attıktan sonra rastgele bırakıyordu. Doktor Kerem masanın üzerindeki steril materyallere müdahale eden savcıyı izlerken başını sağa sola sallayıp içinden “Tövbe estağfurullah” diye geçirdi. Ayda, adeta profesyonel sınırları zorlayan bir alan ihlali yapıyordu. Nihayet ikisi de cesedin başına yöneldi. Savcı Ayda doğrudan konuya girerek “Ölüm sebebi ne olabilir” diye sordu. Doktor Kerem elindeki eldivenleri hafifçe düzelterek mesafeli bir tonla yanıtladı. “Henüz incelemedik savcım. Bunu söylemek için çok erken.” dedi. Ayda’nın cesedin baş kısmındaki bir detaya parmak basıp “Hocam, şuradaki iz nedir?” sorusuyla karşılaşan Doktor Kerem bu ani müdahale karşısında kısa bir an duraksadı. Şaşkınlığını hemen üzerinden atıp cesede biraz daha yaklaştı, birkaç saniye dikkatle inceledikten sonra konuşmaya başlayarak “Baş kısmı, sağ kulak hizasından enseye doğru açılmış. Darbe izleri var ama aynı zamanda bir dikiş izi de gözüküyor. Yara cerrahi olarak açılmak isten…

Bölümün tamamını WritePad'de oku