AKREP KISKACI

8. Bölüm: Akrebin zaafı

Yazar:

AKREP KISKACI – Fatma kitap kapağı
AKREP KISKACI – Fatma kitap kapağı

Merhaba🤍 Nasılsınız? Umarım çok iyisinizdir. 8. Bölüme geldik. Uzun bir bölüm oldu. Yavaş yavaş hayalime doğru yol alıyorum lütfen destek için yorum yapıp beğenmeyi unutmayın emeklerim çöp olsun istemiyorum. Neyse bölüme geçelim. Keyifliyli okumalar 🦂 "Cehennem boş, şeytanların hepsi burada." -William Shakespeare- {Aylinden devam} Aramızdaki son santimler de eriyip giderken, Vladimir'in gözlerindeki o karanlık açlık benliğimi tamamen esir aldı. Belimi kavrayan eliyle beni bedenine doğru çekti. Buz mavileri gözlerime kilitli haldeyken, başını hafifçe eğdi ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı. O an dünyayla olan tüm bağım koptu. Zihnimdeki bütün sesler sustu, zaman durdu. Dudaklarının sıcaklığı ve sertliği dudaklarımda tutuştuğunda donup kaldım. İlk kez bir erkek bana bu kadar yakın, bu kadar yakıcı bir şekilde dokunuyordu. Zihnim kilitlenmişti; ne yapacağımı, nasıl nefes alacağımı bilmeyerek öylece gözlerim açık, patlamaya hazır bir bomba gibi kucağında kalakaldım. Ellerim havada asılı kalmış, göğsümün hızla kalkıp iniyordu. Karşılık vermeyişim, o donakalmış halim Vladimir'i daha da çıldırttı. İçindeki zapt edemediği canavar tamamen serbest kalmış gibi boğuk, bir hırıltı çıkardı boğazından. Öptüğü alt dudağımı hırsla, yakıcı bir sertlikle dişlerinin arasına aldı ve sert bir şekilde ısırdı. Dudağıma yayılan o sızı ve ardından gelen yakıcı sıcaklık, bedenime elektrik akımı gibi bir şok dalgası yaydı. Dudaklarım acıyla aralandı. rüyadan uyanır gibi fırtınanın ortasına düştüm. Vladimir, aralanan dudaklarımı fırsat bilerek tek bir saniye bile kaybetmeden beni tamamen kendi fırtınasına çekti. Dilini, dudaklarımın arasından içeri kaydırıp ağzımın hakimiyetini tamamen ele geçirdi. Sıcak, nefes kesici dili dilime dolandığında, içimde o ana kadar hiç hissetmediğim bir yangın tutuştu. Savunma mekanizmalarım birer birer küle dönerken, kendimi tamamen ona teslim ederken buldum. Buz tutmuş ellerim kendiliğinden hareket etti; parmaklarımı onun ensesindeki sert, kısa saçlarına doladım. Dudağının ve dilinin her bir hareketine, içimden gelen amansız bir içgüdüyle karşılık vermeye başladım. Dudaklarımız birbirine kenetlenirken belimdeki eli beni daha da yukarı çekerek tam kucağına yerleştirdi. Bacaklarım iki yanına düşerken, bedenim gövdesiyle tamamen bütünleşti. Dilinin dilime teması, ağzımın içinde kurduğu o mutlak hakimiyet başımı döndürüyordu. Beni öpmüyordu; adeta ruhumu, nefesimi, bedenimi kendi varlığına katıyordu. Dudaklarımı resmen sömürüyordu. İçimdeki o hiç dokunulmamış hisler, onun bu vahşi ve derin öpücüğüyle alev aldı. Ağzımın içine dolan kendi kokusu, tütüne karışmış o sert erkek parfümü ve dudaklarındaki yakıcı sıcaklık, kasıklarımda ve karnımın derinliklerinde şiddetli bir kasılmaya sebep oldu. Daha önce hiç tatmadığım bu hissin benliğimi ele geçiren yoğun hazla baş edemedim. Dudaklarımın arasından dilimi içine çekip öpücüğü daha da derinleştirdiği o an, boğazımdan engel olamadığım, küçük bir inleme sızdı. "Ah." Bu küçük, inlemem ve kucağındaki varlığım, Vladimir'in zihnindeki son kontrol iplerini de koparttı. O yırtıcı, tehlikeli adam kontrolünü tamamen kaybetti. Sırtımdaki ve belimdeki parmakları tenimi ezercesine sıkılaştı, beni kendine daha da sert bastırdı. Dudakları dudaklarımı hırsla sömürürken, tutkusunun vahşetiyle hareketleri kontrolden çıktı. Gözü kararmış bir halde beni kendine çekerken, sol omzundaki yaralı kaslar şiddetle gerildi. Bedenlerimiz arasındaki o sert temas, vurulduğu noktaya büyük bir baskı uyguladı. "Ah" Vladimir'in boğazından acı dolu boğuk bir nida koptu. Dudakları dudaklarımdan ayrılırken, boyun damarları kabardı. Yarasından sızan taze, koyu kırmızı kan, üzerimdeki beyaz keten gömleğe bir leke gibi daha fazla yayıldı. O acı dolu hırıltı ve gömleğime bulaşan sıcak kan beni bir anda o derin sarhoşluktan çekip çıkardı. Gerçeklik zihnime bir balyoz gibi indi. "Tanrım! Vladimir!" nefesimi tuttum. Ellerimi hemen onun ensesinden çekip göğsüne koydum ve kendimi hızla geriye doğru ittim. Kucağından kayıp kol…

Bölümün tamamını WritePad'de oku