7. Bölüm: Kırılan sınırlar
Yazar: Fatma

Merhaba🤍 Bugün Nasılsınız bakalım? Umarım çok iyisinizdir. 7. Bölümle sizlerleyim güzel bir bölüm oldu. Tüm haklar saklıdır kitap bana ait boş yapanları engelliyorum beğenip yorum yapmayı unutmayın ballar seviyorum sizi💝 Keyifli okumalar🦂 "İnsan, en çok kendisinden kaçamaz." -Suç ve Ceza, Dostoyevski- {İlahi bakış açısından devam} Siren sesleri hangarın içinde yankılanırken, polis araçlarının mavi-kırmızı ışıkları camlardan içeri vuruyordu. "Acele edin!"diye bağırdı Vladimir. Sesi, tünelin karanlığında yankı bıraktı. Dimitri ve korumalar vakit kaybetmeden üzerlerine benzin dökülen konteynerleri ateşe verdiler. Dev alev topu hangarı sarıp milyon dolarlık sevkiyatı küle çevirirken, Vladimir, Lev ve Dimitri gizli tahliye tüneline dalarak çelik kapıyı arkalarından kilitlediler. Karanlık tünelde ilerlerken Vladimir'in adımları yeri eziyordu resmen. Tünelin sonundaki kapı, kulübün iki sokak arkasındaki terk edilmiş bir depoya açılıyordu. Dışarı çıktıklarında siyah SUV onları bekliyordu. Dimitri ön kapıyı açacakken Vladimir sürücü koltuğunun kapısına uzandı ve anahtarı Dimitri'nin elinden çekip aldı. "Aracı ben alacağım. Siz öbür arabayla gidin," dedi Vladimir. Sesi itiraz kabul etmeyen bir tondaydı. Lev kaşlarını çattı. "Vladimir, saçmalama. Şu an şehir kaynıyor, Gökalp ortalıkta-" "Siz gidin dedim!" Diye kestirip attı Vladimir. Siyah SUV'ye atlayıp gaza bastı. Motorun sesi boş sokakta yankılanırken, tek bir hedefi vardı. Aylin'i görmek {Aylinden} Saat gecenin 12'sini geçmişti ama bir türlü uyuyamıyordum gözlerim sürekli telefonumdaydı. Yan odada annem uyuyordu; en ufak bir seste uyanacak kadar hassas bir uykusu vardı. İçimdeki huzursuzluk bir türlü geçmiyordu. Vladimir'in "Bu konuşma bitmedi" derkenki bakışı zihnimde dönüp duruyordu. Tam ışığı kapatacakken cebimdeki telefon titredi. Ekranda onun adını görünce kalbim göğüs kafesime çarptı. {Gönderen: Vladimir Bey} "Kapının önüne çık." Hemen Pencereye doğru gittim tülü hafifçe araladım. Sokağın köşesinde, lambanın tam altında duruyordu. Vladimir arabanın kaputuna yaslanmış, cebinden çıkardığı gümüş akrep desenli çakmağıyla oynuyordu. Annem uyanmasın diye nefesimi tutarak Üzerime hırkamı geçirip sessiz adımlarla merdivenlerden indim. Binanın Kapısından çıkarken onu gördüm. Etrafıma bakıp ona doğru yürüdüm. "Siz çıldırdınız mı?"diye fısıldadım öfkeyle. "Saat gecenin 12'si! Annem yukarıda uyuyor, mesaj atıp buraya gelmek ne demek?" "Senin yüzünden!" Dedi Vladimir. Sinirle. İçindeki fırtına yeri göğü sarsacak güçteydi. "Ama sen naptın? Beni delirtmeye devam ettin!" "Ben işimi yapıyordum!"diye çıkıştım sinirle. "Müşteriyle ilgileniyordum! Siz benim patronumsunuz Vladimir Bey, sahibim değil! Her hareketimi kontrol edemezsiniz!" "O adam normal bir müşteri değil!" Diye kükredi neredeyse. Sesi sokakta yankılanınca kontrolünü kaybettiğini anladım. Öfkesini bastıramayarak arkasını döndü ve arabanın tekerleğine sert bir tekme savurdu. Çıkan ses gecenin sessizliğini bölerken şakaklarındaki damarlar patlayacak gibi kabarmıştı. Soluk soluğaydı. Sırtı bana dönükken derin bir nefes aldı. Yavaşça bana doğru döndü. O yıkıcı, kontrolsüz öfkenin arkasında ilk defa başka bir şey gördüm. çaresiz bir tutku. Aradaki mesafeyi iki büyük adımla kapattı. Neyle karşılaşacağımı bilemeden geri adım atacakken, iri ve sıcak elleri bir anda yüzümün iki yanını kavradı. Parmakları yanaklarımı, öyle bir sarmaladı ki nefesim kesildi. Sertti ama beni incitmekten ölesiye korkan bir hassasiyet vardı bu dokunuşta. Başparmakları elmacık kemiklerimin üzerinde durdu. Gözlerini kapattı. Birkaç saniye sadece benim nefesimi dinledi, yüzümün sıcaklığını ellerinin arasında hissetmeye çalıştı. O korkusuz adam, sırf sakinleşebilmek için yüzümü ellerinin arasına almıştı. "Beni çıldırtıyorsun." Diye fısıldadı. Gözlerini açtığında, o buz mavileri doğrudan ruhuma kilitlendi. Yüzümü bırakmadı. Başını hafifçe eğdi. Dudakları çenemin kenarından süzülüp boynumun tam birleşim noktasına, sıcak tenime dokundu. Gözlerim kendiliğinden kapandı.…