6. Bölüm: Akrep ve Geyik
Yazar: Fatma

Merhaba🤍 Nasılsınız? Umarım çok iyisinizdir 6. Bölümle sizlerleyim güzel bir bölüm oldu. Yeni karakterimiz olaya dahil oldu. Beğenip yorum yapmayı unutmayin sizi seviyorum 💖 Keyifli okumalar küçük fareler🦂 "İnsan yüreği bir sırlar labirentidir." Victor Hugo (Aylinden devam) Lev bardağındaki buzu hafifçe sallayarak masaya doğru eğildi. Yüzündeki o eksilmeyen muzip gülümsemeyle doğrudan bana baktı. "Bu arada Aylin" dedi Lev, bana doğru dönerek"Dün geceki o siber matris hamlen için seni tekrar tebrik etmem gerekiyor. Şirketteki kıdemli mühendis ordusu panik içinde kendi kuyruğunu kovalarken, sen iki dakikada çözdün hatayı. Ciddi söylüyorum, Vladimir'in şimdiye kadar yaptığı en iyi şey seni bulması." Damla elindeki kadehi dudaklarına götürürken kaşlarını çattı. Şaşkınlıkla bir bana, bir de Lev'e baktı. "Bir dakika, bir dakika. Ne siber matrisi? Ne holdingi? Aylin sen garsonluk yapmıyor muydun? Kod falan ne alaka?" Lev kıkırdayarak araya girdi. "Ah, sevgili Damla, sen bu dahi arkadaşının sadece servis yaptığını mı sanıyordun? Aylin dereceyle bitirdiği matematik diplomasını dün gece saat üçte bizim şirketin çökmek üzere olan güvenlik ağını kurtarmak için kullandı. Kelimenin tam anlamıyla holdingi bir gecede krizden çıkardı." Damla'nın gözleri yuvalarından fırlayacak gibi oldu. "Gecenin üçünde mi?" diyip bana döndü. "Kızım sen bana hiç bundan bahsetmedin! Nasıl yani?" "Uzun bir hikâye Damla," dedim, bakışlarımı masadaki bardaklara kaydırarak. "Sadece patronumuz çaresiz kalınca yardım ettim diyelim." Yanımda oturan Vladimir'in çene kemiğinin kasıldığını hissettim. 'Çaresiz kalmak' lafı onun gururuna dokunmuştu. Vladimir cebinden sigara paketini çıkardı. İçinden bir sigara çekip dudaklarının arasına yerleştirdi. Gümüş akrep desenli çakmağının o tok tık sesi locada yankılandı. Turuncu alev buz mavisi gözlerinde bir an için parıldadı. Sigarasını yaktıktan sonra çakmağı masaya bıraktı ve dumanı ağır ağır, gözlerini bir milim bile yüzümden ayırmadan bana doğru üfledi. O dumanın ardından bana bakışı İçinde kelimelere dökülmeyen, "Çaresiz ha?" diyen meydan okuyan tavır ruhumu yakmaya yetti. Duman hafifçe aramızda süzülürken sigarasından bir nefes daha çekti. O soğuk patron maskesinin arkasında meşale gibi yanan bir hırs vardı. Gözlerimi onun o meydan okuyan bakışlarından kaçırmak, üzerimdeki o baskıyı ve boğazımdaki o kuruluk hissini bastırmak için masanın ortasındaki kristal şişeye ve yanındaki viski kadehine uzandım. Kendime sert bir şeyler koyup tek dikişte içmek istiyordum. Fakat parmaklarım kadehin camına dokunduğu an, Vladimir'in iri, sıcak eli anında bileğimi kavradı. Bileğimi sıkmıyordu ama hareket etmemi tamamen imkânsız kılacak bir güçle tutuyordu. Sıcak parmakları tenimi anında yaktı. (Bu da her şeye yükseliyor ndndn) "İçmiyorsun," dedi. Sesi tek bir itiraz kabul etmeyen, çelikten bir duvar gibiydi "Pardon?" dedim, elim kadehin üzerinde takılı kalmışken başımı ona çevirerek. "Kendi içeceğime de mi siz karar veriyorsunuz?" "Bu gece değil," dedi Vladimir, sigarasından son bir nefes çekip tablada söndürürken. Yüzü yüzüme o kadar yaklaştı ki sesi sadece benim kulaklarımda çınladı."Zaten zihnin yeterince bulanık ve bana karşı fazla cesursun. Bir de alkolle kendini tamamen kaybetmene izin vermeyeceğim." Lev aradaki gerilimi görüp kadehini havaya kaldırdı. "Dostum, kıza biraz nefes aldır. Bütün gece holding işi konuşacak değiliz ya!" Damla ise gözlerini ikimizin üzerinde gezdiriyor, aramızdaki tutkuyu ve çekimi anlamaya çalışıyordu. Vladimir bileğimi yavaşça bıraktı ama gözlerindeki o sahiplenicilik beni çoktan kendi ağına düşürmüştü bile. bileğimi serbest bıraktı ama durmadı. Uzandığım viski kadehini soğuk parmaklarıyla kavradı. Gözlerimin tam içine bakarak bardağı benden tamamen uzaklaştırdı ve masanın diğer ucuna, kendi tarafına bıraktı. "Bu gece içmiyorsun dedim sana." "İnanılmazsınız gerçekten," diye mırıldandım dişlerimin arasından. Onun bu mutlak kontrol arayışı, sanki ben onun mülküymüşüm gibi davranması içimdeki gururu harıl…