5. Bölüm: Buz ve Ateş
Yazar: Fatma

Merhaba🤍 Öncelikle herkese keyifli okumalar dilerim. Bu bölüm, şimdiye kadar yazdığım en uzun ve en yoğun bölümlerden biri oldu. Umarım Aylin ve Vladimir arasındaki gerilim, inatlaşma ve güç savaşını okurken siz de benim kadar hissedersiniz. Ben aşırı duygu değişimi yaşadım bence sizde yaşicaksınız sjjsjsj beğenip yorum yapmayı unutmayın 💜 Müzik: tuğkan gamzeler keyifli okumalar.💖 🦂 "Kalbin aklın bilmediği nedenlere sahiptir." - Blaise Pascal- Gecenin çöken ağır sessizliğiyle birlikte kulüpten çıkış için adım attığım an, Vladimir'in koridorun gölgesine gizlenmiş siluetini gördüm. Bütün gün boyunca onu çıldırtmanın, verdiği o gururlu tatmin duygusu içimi kaplamıştı. Varlığını tamamen yok sayarak, gölgelerin içindeki heybetli siluetinin yanından teğet geçip gitmeye çalıştım. Ama Vladimir Petrovun fırtına öncesi sessizliğini hafife almıştım. Tam yanından geçip gideceğim o saniyede, sert ve yakıcı parmakları anında bileğimi kavradı. Ne olduğunu anlayamadan, beni bir tüy gibi kendine doğru çekip arkasından sürüklemeye başladı. "Ne oluyor? Bırakın beni! Ne yapıyorsunuz siz?" diye bağırdım, kendimi geriye doğru çekmeye çalışarak. Ama kavraması o kadar sertti ki adeta felç olmuştum. "Nereye götürüyorsunuz beni? Eve gideceğim ben, bırakın diyorum!" Vladimir tek bir kelime bile etmedi. Gün boyu barda yaptığım her hamlede, başka bir adamla gülüştüğüm her anda biriktirdiği o hırsı adım atışından okunuyordu. Beni arka çıkıştan dışarıya, gecenin soğuğuna çıkardı. Sokakta duran simsiyah Mercedes'in kapısını tek eliyle açtı ve beni resmen koltuğun üzerine fırlattı. (Bildiğiniz fırlattı haşin erğim benim ajajajjsjs) Düşmenin etkisiyle koltuğa çarparken sinirle doğrulmaya çalıştım. "Siz çıldırdınız mı?! Bırakın gideyim!" Vladimir yüzüme tek bir kelime etmeden, bakışlarındaki o öldürücü, karanlıkla gözlerimizin kesişmesine izin verdi. Ardından kapıyı suratıma öyle bir şiddetle kapattı ki, araba sallandı. İçerideki kilit mekanizmasının o mekanik "tık" sesi araçta yankılandı. Kapı koluna asıldım ama kilitlenmişti. Camı yumruklamak istedim ama o çoktan sürücü koltuğuna geçmiş, kapısını sertçe kapatmıştı bile. ""Kapa çeneni yeterince ayarlarımla oynadın." Sesi kısıktı ama içinde gün boyu biriken o felaket fırtınası gürlüyordu. "Ben sizin malınız değilim!" diye haykırdım, üzerime doğru gelen o baskın çekime karşı direnmeye çalışarak. "Beni burada zorla tutamazsınız, kapıyı açın! Eve gitmek istiyorum!" Vladimir kontağı çevirdi. Aracın motoru gecenin içinde adeta kükredi. Gaza öyle bir bastı ki sırtım koltuğa gömüldü. Şehrin ışıkları camdan silik çizgiler gibi akıp giderken, arabayı yüksek hızla sürmeye başladı. "Ben hariç herkese güldün," dedi Vladimir, gözleri yoldan ayrılmadan. Direksiyonu tutan ellerindeki parmak boğumları sıkılmaktan bembeyaz kesilmişti. Kollarındaki damarlar deri altından belirginleşmiş, patlayacak gibi kabarmıştı. "Beni kışkırtmaktan, sabrımla oynamaktan zevk alıyorsun, değil mi?" " Ne saçmalıyorsunuz Vladimir Bey!" dedim, sesimdeki o hafif titreşimi saklamak için bağıra bağıra. "Siz herkese emir vermeye, insanları gözünü kırpmadan öldürmeye alışmış bir zorbasınız! Ama ben sizin oyuncağınız olmayacağım!" Arabayı sahil yolunun en karanlık, en tenha noktasında aniden frenleyerek durdurdu. Lastiklerin çığlığı gecede yankılandı. Kontağı kapattı. Aniden emniyet kemerini çözüp tamamen bana doğru döndü. Bedeninden yayılan sıcaklık üzerime çöktü. "Sen Benimsin," dedi, sesi alçak, ama bir o kadar da takıntılı bir tehlikeyle doluydu. "Babanın borcuna karşılık seni aldığım günden beri sadece benimsin. Bana aitsin. Başka bir adama bakamazsın, başkasına gülümseyemezsin. Bunu o küçük kafana sokacaksın." "Ben kimsenin değilim-" Eli hızla boynuma sarıldı. Parmakları boğazımı sıkmıyordu ama kaçmamı imkânsız kılacak bir güçle, şah damarımın tam üzerinde duruyordu. Sıcak parmaklarının altındaki nabzım deli gibi atmaya başladı. Beni kendine doğru çekti. Yüzü yüzüme o kadar yaklaştı ki aramızda tek bir milim bile kalmadı. Dudakları dudaklarıma…