AKREP KISKACI

4. Bölüm: Denge noktası

Yazar:

AKREP KISKACI - Fatma kitap kapağı
AKREP KISKACI kitap kapağı

Merhaba🤍 Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Size uzun ve eğlenceli bir bölümle geldim. Beğenip yorum yapmayı unutmayin. Kitabıma çalıntı ve yapay zeka diyenleri engelliyorum saygı çerçevesinde yorum yapın. Seviyorum sizi💜 ~"İyi ya da kötü diye bir şey yoktur; onu öyle yapan düşüncedir."~ -Hamlet- Keyifli okumalar...🦂 Az önce yaşanan o kabus, yerini mekanın yoğun çalışma temposuna bıraktığında zihnimdeki uğultu hâlâ dinmemişti. Avucumda sanki hâlâ o ölümcül yaratığın ayaklarının izi vardı. Vladimir'in o buz mavisi gözleri ve tenime temas eden o sıcaklığı zihnime düşüyordu. Bu da lanet kalbimin daha hızlı atmasına neden oluyordu. Günün son siparişlerini de masalara dağıtırken adımlarım mekanikleşmişti. Tepsiyi mutfağa bırakıp derin bir nefes aldım. Saate bakınca gece iki olduğunu gördüm Sonunda mesai bitmişti. Giyinme odasına geçip dolabımın kapağını açtığımda, omuzlarımdaki görünmez yük biraz olsun hafifledi. Önlüğümü çıkarıp sivil kıyafetlerimi üzerime geçirirken, aynadaki yansımama baktım. Solgun görünüyordum. çantamı omzuma asıp telefonumu elime aldığım an, ekran bildirim ışığıyla aydınlandı. Ekranda beliren ismi görünce kaşlarım hafifçe çatıldı {Gönderen: Vladimir Bey} "Dışarıda bekle. Seni ben bırakacağım." itiraz kabul etmeyen o diktatörce üslup sinirle dişlerimi sıktım. Nefret ediyorum bu adamdan! Tabi dediklerim ve hissettiklerim bir değil o ayrı. Telefonu cebime atıp odadan çıktım. Çalışanların kullandığı arka kapıdan sokağa adım attığımda, loş sokağın kenarına park etmiş olan araç hemen dikkatimi çekti. Vladimir'in koleksiyon parçası olan, simsiyah, klasikle moderni harmanlayan o özel yapım Mercedes, karanlığın içinde adeta pusuya yatmış bir yırtıcı gibi duruyordu. Aracın kusursuz görünüşü sokağın cılız ışığında parıldıyordu. Sürücü koltuğundaki valdimir , beni gördüğü an aracın farlarını bir kez yakıp söndürdü. Sakin kalmaya çalışarak adımlarımı arabaya doğru yönelttim. Arka kapıya davranacakken, ön yolcu koltuğunun camı yavaşça aşağı indi. Vladimir, direksiyona yaslanmış, karanlığın içinden beni izliyordu. "Arka koltuğa şoförlük yapacak kadar yaşlanmadım mışka," dedi, sesi düzdü. Yüzünde hiç bir ifade yoktu. "Öne geç." Gözlerimi devirip ön kapıyı açtım ve Mercedes'in konforlu koltuğuna yerleştim. Kapıyı kapattığım an, dış dünyayla ilişkim kesilmiş gibiydi. Aracın içini onun o baskın, odunsu ve erkeksi kokusu kaplamıştı. Vladimir arabayı çalıştırmadan önce bakışlarını üzerimde gezdirdi. "Hâlâ gerginsin." Sesinde Bariz bir alay vardı. "Dün geceki cesaretinden eser kalmamış." Bakışlarımı ona çevirdim. " 5 saat önce yaşananlardan sonra herkes gergin olurdu." Sesimi olabildiğince sakin tutmaya çalışıyordum. "Ama bunun korkuyla ilgisi yok." "Öyle mi?" Başını hafifçe salladı. "Ben tam tersini düşünmüştüm." Camdan dışarı baktım. Onunla tartışmanın hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini biliyordum. " Akrep elindeyken tıpkı küçük bir çocuğa benziyordun." Dedi sırıtarak. "Ben çocuk değilim," dedim, sesimi olabildiğince soğuk tutmaya çalışarak. " Ayrıca gergin olmam da çok normal gördüklerimden sonra gerginsem bu korkudan değil; sizinn gibi bir tımarhane kaçkınıyla aynı havayı solumama olan öfkemdendir." Tanrım neler diyorum ben!! Çenemi kapatıp Vladimire baktım ne düşünüyor diye Vladimir hafifçe başını geriye eğdi, dudaklarının kenarında tehlikeli ama alaycı bir tebessüm belirdi. Şaşırdım bana kızacağını falan düşünüyordum aracı çalıştırdı. Siyah asfaltı arkamızda bıraktı. "Akrepten önceki cesaretin gözlerimi yaşartmıştı oysa," dedi, yola bakarak ama benimle oynuyordu gıcık herif. "Ama fırtınaya meydan okumadan önce biraz daha büyümen gerekiyor sanki." "Ben yeterince büyüğüm," dedim hırsla. Gözlerimi yüzünün o kusursuz, sert hatlarında gezdirdim. "Ama sizin yaşınıza bakılırsa, belki de bir ayağınız çukurda sayılır, ha ihtiyar bey" Vladimir'in arabada yayılan kahkahası ile şaşırdım. Bu, onda görmeyi hiç beklemediğim, bir şeydi. Aracın hızını düşürüp kırmızı ışıkta durdu ve bedenini tamamen bana doğru döndürdü. Sol kolunu direksiyona d…

Bölümün tamamını WritePad'de oku