10.Bölüm: Sahne sırası
Yazar: Fatma

Merhaba🤍 Nasılsınız bakim? Biliyorum yine geç attım bölümü ama anca müsait olabiliyorum . Yine uzun bir bölüm oldu sıkılacaklar mola vererek okusun lütfen oy verip yorum yapmayı unutmayın. Bölüme geçmeden önce uyarımı yapayım BU BÖLÜM KAN VE ŞİDDET İÇERİR RAHATSIZ OLANLAR OKUMASIN ŞİMDİDEN UYARIYORUM!!! "İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Asıl görülmesi gerekeni gözler göremez." -Antoine de Saint-Exupéry, - Keyifliyli okumalar dilerim 🦂 Mağazanın kapısından dışarı adım attığımızda, Nişantaşı'nın üzerine çökmüş olan kalabalık ve şehir gürültüsü bir dalga gibi etrafımızı sardı. Rüzgâr caddede savrulan yaprakları sürüklerken, caddeden geçen lüks araçların motor uğultuları ve korna sesleri havadaki gerilimi örtmeye yetmiyordu. Leyla teyze, yanında duran ve elleri tıkabasa alışveriş torbalarıyla dolu olan koruma görevlisine kısa bir işaret verip çantaları aracın bagajına teslim ettirdi. Ben ise parmaklarımın arasında tuttuğum o mat siyah karta dokunuyordum. Üzerinde hiçbir kabartma, isim ya da numara bulunmayan, sadece köşesinde küçük bir akrep figürü işlenmiş olan özel bir banka kartıydı bu. Vladimirin harcamam için bıraktığı ve hâlâ tek bir kuruşuna bile dokunmadığım kart. Kendi paramla alamayacağım bir şey değildi orada gördüklerim. Asıl mesele para da değildi zaten. Vladimir birine bir şey verdiğinde, o şey asla karşılıksız ya da sebepsiz olmazdı. O kart, onun benim üzerimdeki mülkiyet ve kontrol arzusunun bir simgesinden ibaretti. "Yine düşüncelere daldın Aylin." Leyla teyzenin yumuşak sesiyle irkilerek başımı kaldırdım. Açık kahveye kaçan gözleri, yüzümdeki en ufak mimiği bile okumak istercesine üzerimde geziniyordu. "Yok," dedim hızlıca, elimimdemi kartı çantama atıp kıyafetimin önünü düzeltirken. "Bir şey düşünmüyordum. Sadece akşamki işleri." Dudaklarında tecrübeli bir kadının anlayışlı gülümsemesi belirdi. "Vladimir'i düşünüyorsun." "Hayır!" Cevabım o kadar seri ve yüksek sesle çıkmıştı ki, kaldırımda yürüyen birkaç kişi dönüp bize baktı. Leyla teyze kendini tutamayarak neşeli bir kahkaha attı. "Ben henüz adından başka bir şey söylemedim ki kızım. Bu defensif halin bile her şeyi anlatıyor." Yüzümün aniden ısındığını, yanaklarıma hücum eden kanı hissedince bakışlarımı derhal karşı kaldırımdaki vitrinlere çevirdim. Yine rezil olduğum bir gün daha harika! "Vladimir Bey'in iş temposu çok yoğun Leyla teyze. Ben de onun yeni kişisel asistanıyım. Sadece bugün şirkette biriken dosyaları ve yaşanan karmaşayı düşünüyorum, hepsi bu." "Tabii, tabii. Öyledir," dedi Leyla teyze, tonundaki imayı hiç gizlemeyerek. Ardından mağazada bana aldığı kıyafetin poşetini bana doğru uzattı. "Bu arada, bir gün üzerinde görmek isterim. Benden sana küçük bir hediye." Poşetin içindeki şık elbiseye baktım. "Leyla teyze, gerçekten çok güzel bir parça ama valla çok pahalı ya." "Ama'sı yok dedim Aylin. Lütfen beni kırma da basit bir elbise." Uzattığı poşeti aldım. Tam o sırada telefonum yüksek sesli bir melodiyle çalmaya başladı. Ekrandaki isim vladimirdi. Yeşil ekranı kaldırdım. Telefonu kulağıma koyup konuşmaya başladım. "Alo?" "Aylin Hanım," dedi Dimitri. Sesi her zamanki gibi duygusuzdu. "Patron sizi bekliyor." Kaşlarımı çattım. "Şirkette mi?" "Evet Kendisi ana binadaki özel ofisinde. Aracım şu an bulunduğunuz caddenin köşesinde bekliyor." "Tamam, geliyorum." Telefonu kapatıp ekrana kısa bir süre baktıktan sonra Leyla teyze bana doğru adım attı. "Git hadi kızım, iş bekletilmeye gelmez. Ben de eve geçeyim artık." " Kusura bakmayın daha fazla zaman geçirmek isterdim ama patron çağırıyor. İsterseniz Sizi bırakması için Dimitri'ye haber vereyim?" "Yok," diyerek elini havada salladı. "Benim kendi şoförüm arka sokakta bekliyor zaten. Sen deli oğlumu daha fazla bekletme." Öne doğru eğilip bana sarıldı. Yanaklarıma dokunan sıcaklığı, etrafımdaki bu tekinsiz dünyada hissettiğim nadir güzel anlardan biriydi. "Akşam seni arayacağım, detayları konuşuruz," diye fısıldadı kulağıma. "Tamam Leyla teyze, dikkat et kendine." Onun siyah lüks araca…