AKANA: SUDA ERİMİŞ ZAMAN ⏳

5. Bölüm: RUHLARIN ÇARKI VE GÖKSEL SÖZLEŞME

Yazar:

AKANA: SUDA ERİMİŞ ZAMAN ⏳ – Hanife kitap kapağı
AKANA: SUDA ERİMİŞ ZAMAN ⏳ – Hanife kitap kapağı

Yıldızların ötesinde, zamansızlığın ortasında devasa bir meclis kurulmuştu. Ulu Gök Bilge Sözcüsü’nün gür sesi, evrenin kıvrımlarında yankılandı: "Kehanet gerçekleşiyor..." Gök Bilge Gözcüsü, gözlerini kadim küreye dikerek ekledi: "Akana ve Tunga çarkı başlatıyor." Gök Bilge Yazıcısı, parşömenlerin üzerine ışıkla kazıdı: "Ruh sözleşmesi anlaşılmak üzere..." Gök Bilge Kâhin ise nihai gerçeği fısıldadı: "Akana bu kez adaleti sağlamak için anlaşıyor. Nehir’in hayatını geri almayı seçti." O an gökyüzü yarıldı ve mavi ışıkların arasından bir heybet belirdi. Gelen, Akana’nın kadim üstadı Metehan’dı. Metehan, meclise bakarak son hükmü verdi: "İkisinin kaderi birleşti... Düzeni bozan laneti Akana yok edecek. Akana’nın Nehir’e geri dönmesi için kum saati başladı. Nehir’in kehaneti gerçekleşecek; ruhları emen yaratık dünyadan silinecek!" Toplantı sona erdiğinde, bilgeler tıpkı sis bulutu gibi karanlığa karışarak dağıldılar. Hiçbir şey bilmediğim, sahibini tanımadığım yabancı bir bedenin içindeydim. Karşımda ise ruhsuz herifin teki, bana karanlık şartlarla dolu bir sözleşme sunuyordu. "Ömrümün sonuna kadar yanında kalmam için bana sözleşme sunuyorsun bir de 'Duygularım yok' diyorsun, öyle mi?" dedim öfkeyle. "Sen benimle dalga mı geçiyorsun? Ben senden güç ve para istedim, ömrümü al demedim! Benimle ilgili gizli bir planın mı var, fuhuşçu musun sen?" Tuna, yüzündeki o değişmez soğuklukla baktı: "Öyle olsaydım, sözleşmeye gerek duymazdım. Zaten bana karşı koyacak gücün bile yok." Söylediği doğruydu; bu fâni bedenin içinde son derece zayıftım. Sadece bu zeki kızın beynindeki bilgileri kullanabiliyordum. Fuhuşçu değilse neydi peki bu adam? "Sana ihtiyacım yok, söylediklerimi unut," dedim gururumu toplayarak. "Ben paramı bir şekilde bulurum. Beni şu karşıdaki denizde buldun, değil mi?" Ruhsuz bir ifadeyle sordu: "Ne yapacaksın, denize girip yüzerek parayı mı arayacaksın?" "Evet, ben iyi yüzebilirim, gidip o parayı bulurum." "İyi yüzüyordun da neden karaya vurdun o zaman, Deniz Kızı?" "Bilmiyorum, hatırlamıyorum..." dedim duraksayarak. Sahi, ben Akana’ydım ama bu zayıf beden yüzmeyi biliyor muydu? Emin değildim. Tuna alaycı bir sesle devam etti: "Parayı bulsan bile suda çoktan ermiştir, kâğıtların dayanabileceğini sanmam. Ayrıca bir daha suya girersen seni kurtarmam." "Sana beni kurtar diyen olmadı zaten!" diye kestirip attım. "Ciddiyim, yüzme falan bilmiyorum." "Bana ne? Başka bir yol bulurum o zaman. Bir daha da sakın yoluma çıkma." "Git, nereye gidebiliyorsan git," dedi Tuna kapıya doğru yürürken. "Sırılsıklam bir halde, gece yarısı sığınabileceğin bir yer bulabiliyorsan sığın." Off... Haklıydı. Bu dünya hakkında hiçbir şey bilmiyordum. İntikam planları yapamadan sokaklarda helak olurdum. Tam o anda Üstadım Metehan’ın sesi zihnimde yankılandı: “Sen yaşatmak için varsın.” Bu adama bir süre katlanmaktan başka çarem yoktu. "Peki ya ileride evlenmek istersem? Ömür boyu senin yanında nasıl kalacağım?" dedim. Bu çağda evlenmek nasıl bir şeydi bilmiyordum ama soru sormam gerekiyordu. "Amacın ne senin? Evlenmek mi, yoksa sana eziyet edenlere ders vermek mi?" Kaşlarımı çatarak gözlerinin içine baktım: "Senin duyguların olmayabilir ama benim var! Birine gönlümü kaptırmayacağımın garantisi var mı?" O sırada Tuna’nın yüzü gölgelendi. Vakit daralıyordu; bedenindeki yıldırım ateşi nüksediyor, ruh açlığı canını yakmaya başlıyordu. Kehribar gözlerinin karanlıkta parlamasını engellemek için büyük bir direnç gösteriyordu. Benim ruhuma dokunamadığı için bir an önce insan avına çıkması gerekiyordu. "Sana son kez soruyorum," dedi tutmaya çalıştığı hırçın bir sesle. "Bir daha bu şansın olmayacak." İçimden, nasıl olsa güçlenince buradan gideceğim, hazır ev ve para varken bu adamın yanında kalsam ne çıkar, diye düşündüm. "Tamam, kabul ediyorum..." dedim. "Neye mühür basacağım? Ya da siz ne diyorsunuz, imza mı atacağım?" Tuna, canının acısını belli etmemeye çalışarak yanıtladı: "Kabul ettiğin an, sözün benim için senettir. Şimdi gitmem gerekiyor. Sakın malikanede…

Bölümün tamamını WritePad'de oku