AKANA: SUDA ERİMİŞ ZAMAN ⏳

3. Bölüm: SUYUN VE KANIN ADALETİ

Yazar:

AKANA: SUDA ERİMİŞ ZAMAN ⏳ – Hanife kitap kapağı
AKANA: SUDA ERİMİŞ ZAMAN ⏳ – Hanife kitap kapağı

YABANCI BİR BEDENDE İLK ADIMLAR Gözlerimin önüne serilen bu dünya, anlayamayacağım kadar garip ve karmaşıktı. Adam kırmızı renkli demir yığınının içinde oturmuş, bana bakıyordu. Sonra aniden bir hışımla kapıyı açıp yanımdan geçti, sert adımlarla üzerime yürüdü: "Ne duruyorsun burada, binsene arabaya?" Bir adama baktım, bir de o parlak demir yığınına. Zihnimdeki boşlukta sadece bildiğim kavramları aradım. "Araba mı? Hani bunun eyeri?" Adam kaşlarını çatıp yüzünü nefretle buruşturdu. "Dalga mı geçiyorsun benimle? At mı bu eyeri olsun? İçine girip oturacaksın be kadın! Aklın iyice gitmiş senin de... Eyeri hatırlıyorsun, arabayı hatırlamıyorsun!" "Bilmiyorum," dedim çaresizce. "Araba denen bu şeye nasıl binileceğini bilmiyorum." Tuna, kehribar gözlerini üzerime dikip derin bir nefes aldı. İçinden geçen hırçın düşünceleri duyamıyordum ama yüzündeki sabırsızlık her şeyi anlatıyordu: “Işık hızı gücümü kullansam saliseler içinde karakoldaydık. Gücümü senin üzerinde kullanamadığım için uğraşıyorum işte…” Sertçe arabanın kapısını açtı. "Hadi gir içeri, seninle kaybedecek vaktim yok benim." Yüzü bir ölü kadar ruhsuz, tavırları ise tahammülsüzdü. Tek bir mimik dahi oynamıyordu ifadesinde. Bu adamda, ne olduğunu henüz çözemediğim tekinsiz bir gariplik vardı. Bedeninin içinde uyandığım kızın kıyafetleri, kesik saçları ve bu tuhaf çağın kendisi kadar garipti her şey. Bir mağaraya ya da dar bir deliğe sığınır gibi girdim arka koltuğa. Tuhaf bir merak ve tedirginlikle oturdum. O an, zihnimde tıpkı bir perde açılır gibi bir görüntü belirdi; bu beden, yani Nehir, arabaya nasıl binileceğini, ne yapılması gerektiğini çok iyi biliyordu. O bu dünyaya aitti; bense bu yabancı zihnin içinde kaybolmuş bir ruhtum. Galiba hayatta kalabilmek için Nehir’in beynindeki o gizli bilgileri tek tek incelemem gerekecekti. Bünyesi o kadar zayıf, direnci o kadar düşüktü ki, bu kadar acıya nasıl dayandığına şaşmamak elde değildi. Yanımdaki adama gelince... Beni ölümden kurtarmıştı ama şimdi bir an önce başından atmak istiyordu. Tuna arabaya binip hırsla gaza bastı. Araç öne fırlayınca dengemi kaybedip savruldum. "Tutunmazsan savrulursun!" diye gürledi Tuna. "Nasıl tutunacağımı bilmiyorum ki!" Frene aniden bastı. "Öne gel, çattık ya!" "Nasıl geleceğim öne?" "Geç işte şuradan, koltukların arasından..." Zar zor öne doğru kayıp yanına oturdum. Emniyet kemerini üzerime çekip takarken yüzü yüzüme iyice yaklaştı. Gözleri yırtıcı bir hayvanınki gibi kehribar renginde parıldıyordu; teni ise yakından bakıldığında garip bir şekilde pürüzsüz ve pul gibi mermersi bir ışık saçıyordu. Bu adam gerçekten normal bir ölümlü müydü? Gaza basıp beni Büyükçekmece’de bir karakolun yakınına kadar getirdi. "İn arabadan ve şu karakola doğru yürü." "Oradan sonra ne yapacağım? Bekleyecek misin beni?" "Sana söylemiştim," dedi buz gibi bir sesle. "Beni görmedin, duymadın. Bir daha karşılaşmayacağız. Sen gidip aileni bulacaksın." "Adın ne peki? Bari onu bilseydim..." "Adımı bilmesen daha iyi." Sessizce gözlerinin içine baktım. "Teşekkür ederim. Seni unutacağım belki ama şunu unutma; sen benim bu yeni dünyada ilk gördüğüm kişisin..." Cevap vermedi. Oturduğum yerde emniyet kemerini çözmeye çalıştım ama başaramadım. Sabırsızca kendi kemerini çıkarıp üzerime doğru eğildi. Göğsündeki o garip soğukluğu hissettim. Parmağı elime değdiğinde iliklerime kadar titredim; buz gibiydi, adeta cansız bir beden gibi soğuk... Kemerin düğmesine basıp beni serbest bıraktı ve anında geri çekildi. "İn aşağı, hemen." Tavrı ne kadar sinir bozucu ve kibirli olsa da o benim hayatımı kurtaran kişiydi. Arabadan inerken kafamı üst çıtaya çarptım. Yüzüme bile bakmadan gaza basıp uzaklaştı; arkasında bıraktığı toz bulutunun ortasında öylece kala kaldım. Derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım. Nehir’in zihnini zorladım. Hafızasındaki görüntüler bir yapbozun kayıp parçaları gibi zihnime akıyor, birbirine karışıyordu. Kendime, yani Akana’ya ait hiçbir şey hatırlayamıyordum ama bu bedenin ve bu geçmişin bana ait olmadığını çok iyi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku