A-4
Yazar: A İlke Sandıklı

Hitlemeyi unutmayın 🔥 Ig:ailkesandikli Tiktok:ailkesandikli Serhan kızın telaşla gözlerini kaçırıp, elindeki havluyu kendisine doğru uzatması karşısında ister istemez gülümsemişti. Yine de kızın bu utangaç ve çekingen halleri ona fazlasıyla yabancı geliyordu. Eline aldığı havluyla saçlarını kurulamaya başladığında Ecem eliyle içeriyi işaret etti. " Sen geç, biliyorsun zaten. " deyip onaylaması için adama baktığında onun, ıslak bir köpek yavrusu gibi kurulanma çabası bir an çok şirin göründü gözüne ve alt dudağını dişledi. Serhan da başını hafifçe sallayarak salona doğru yönelmişti. " Şey, nasıl içiyorsun kahveni? " Soruyu işitince olduğu yerde durup kıza bakmıştı yeniden. " Dümdüz, sade. " Ecem de başını sallayıp hızlı adımlarla mutfağa yöneldi. Kendine ilk maaşıyla idarelik bir kahve makinası aldığı için şanslı hissettiği günlerden biriydi. Kahveleri filtre kağıdına doldurup suyunu da ekledikten sonra kapağını kapatmış ve düğmesine basmıştı. Birkaç dakika içerisinde ise kahveleri kupalara aktarıp salona dönmüştü. Serhan kendine uzatılan kahveyi alırken teşekkür etti. Ecem ise minik bir tebessümle karşılık verdi. Gergin hissediyordu. Evine pek misafir gelmezdi. Bu yüzden pek derli toplu da olmazdı fakat şansına salonu çok kullanmadığı için iyi durumdaydı. Ancak aynı şeyi kendi odası ve banyo için söylemek güçtü. Adamın karşısındaki kanepeye oturup kupasını kucağında sabitlediğinde, Serhan bal rengi gözlerini evin duvarlarından ayırıp kıza dikmişti. " Çok şey değişmiş mahallede. " diye girdi söze. Ecem de başını salladı. Değişmişti tabii, yıllardır uğramamıştı ki buralara. " Ee anlat, ne var ne yok. Hızlı bir adaptasyona ihtiyacım var. " derken gülmüş ve bembeyaz dişlerini gözler önüne sermişti. Ecem yanağını huylandıran saç tutamlarını sağ eliyle kulağının arkasına tıkarken omuz silkti. " Burada mısınız ki artık? " Serhan dudak bükmeden hemen önce kahvesinden bir yudum almıştı. " Babama bağlı. Bana kalsa, burası ona iyi gelmeyecek. " Ecem kahvelerini ellerinin arasında duran pembe kupaya indirirken kısık bir sesle konuştu. " Bence arkadaşlarıyla birlikte olmak iyi gelebilir. " Bunun üzerine Serhan gülümsemişti. " Affedersiniz psikolog hanım, bu sizin uzmanlık alanınız sonuçta. " Ecem bu ufak şakayı fazlasıyla ciddiye alıp başını hızla kaldırdığında, onun gülen yüzünü görüp utanmıştı. " Estağfurullah. " dedi yalnızca. Sonra bir süre daha sessizlik oldu. Ecem bakışlarını yeniden kupasına indirdiğinde Serhan onu inceliyordu. Nihayetinde dayanamayıp konuştu yeniden. " Ee, anlatmayacak mısın? " Genç kız bu soruyla başını kaldırmış ve adamın merak dolu olduğunu düşündüğü gözlerine bakmıştı. Alt dudağını yaladı gayriihtiyari ve sonra bunu yaptığına pişman olup telaşla konuştu. " Siz taşındıktan sonra, dedemi kaybettik. Sonra Çiçek nişanlandı, İbrahim ile. Bu yaz evlenecekler. Bakkal Necmi abi emekli oldu. Onun olduğu yere Melih abi oto tamirci açtı. Hangi parayla ben de bilmiyorum. " deyip omuz silktikten hemen sonra gözlerini kaçırmıştı. Bir an boş bulunmuş ve dedikodu yaparken bulmuştu kendini. Serhan bu tavrına bıyık altından gülse de sesini çıkartmadı. " Dila abla evlendi, bir tane de oğlu oldu. Kayınvalidesiyle yaşıyor. " diye devam etti Ecem anlatmaya. " Hakanların evine haciz geldi ama Necmi abi ödedi borçlarını. " Aklına gelen her şeyi önemli önemsiz anlatmaya devam ederken Serhan'ın tok sesi böldü konuşmasını. " Peki siz? Siz nasıl sözlendiniz.. " dediğinde kız yeniden adamın gözlerine dikmişti bakışlarını. Bir süre sessiz kalınca Serhan yeniden konuşma ihtiyacı hissetti. " Yani, hiç bilmiyordum da şaşırdım. Bir de pek alakanız da yok gibi... " Ecem yavaşça yutkunurken artık buz kesilen kahvesini izlemeye koyuldu yeniden. Ne diyeceğini bilemedi. Kendini anlatabilse dahi karşısındaki adamın anlayabileceğinden de şüpheliydi üstelik. " Haddimi aştıysam, özür dilerim. " dedi bu kez Serhan. Huzursuz olmuştu, kızı sorguluyor gibi görünmekten. Oysa sadece merak etmişti. " Yok. " dedi Ecem pürüzlü bir sesle. Sonra boğazını temizle…