A-33
Yazar: A İlke Sandıklı

Merhaba nasılsınız? IG: ailkesandikli Tiktok: yazarilke Gülfem belini kavrayan kollarla ürperirken sertçe yutkunmuştu. Her ne kadar kendini teslim etmeyi, genç bir kız toyluğuyla arzu etse de bunu yapamayacağını biliyordu. " Melih... " dedi tarazlı bir sesle. Melih kadını kavrayan kollarını daha da sıkılaştırdı itiraz eder gibi. " Melih. " dedi Gülfem bu kez daha tok çıkan bir sesle. " Hadi biz aklımızı yitirdik yaptık bir hata. Ya annen? İkimizi de öldürür vallahi. " " Alışır. Alışacak. " Gülfem bu kez zorla da olsa döndü adama yüzünü. " Melih senin evlilikten beklentilerini ben karşılayamam. Çocuk isteyeceksin belki, senin de hakkın ya baba olmak. Ben nasıl vereyim bu yaşımda sana çocuk? " Melih kaşlarını çattı bu defa. Kahveleri kadının gergin yüzünün her bir milimini turlarken yutkundu yavaşça. " Gülfem... senden olmayan çocuğu ne yapayım ben? Ya senle ya hiç. Anlamıyor musun sen beni? Ölüyorum sana ulan. Geberiyorum yıllardır. Çocuk olmazsa da olmayıversin. Sen ol yeter. " Kadın işittiklerini sindirmeye çabalarken tereddüdünden gram eksilmemişti. " Ama evlenecektin o kızla... " Sesli bir soluk bıraktı dudaklarından genç adam. " E kafasızım çünkü ben. Yapabilirim sandım. Yapamadım. " Bu defa gürültüyle soluyan Gülfem'di. Birkaç adım geri atarak adamın elleri arasından çıktığında Melih konuşmaya devam etti samimiyetle. " Yapamayacağımı da gördüm zaten ilk görüşmede. Kalktım geldim eve. Dedim sen olmayacaksan kimse de olmasın o zaman. " Bir süre sessizlik vuku buldu aralarında. Melih onu zorlamak istemiyordu fakat umutlanmıştı bir kere. Nasıl vazgeçerdi artık? Gülfem ise tartıp biçiyor düşündükçe boğulacak gibi oluyordu. Olacak şey değildi ya, oluyordu işte. " Kafamı allak bullak ettin Melih. " diye itiraf etti kadın nihayetinde. " Netleştirelim o zaman. Var mı müşterin daha? " " Yok. " " Hadi gel çıkalım hava alalım biraz. " Gülfem kararsız kaldığında ekledi Melih. " Mahalleden çıkarız kimse görmez. " Bunun üzerine yarım saate sahilde buluşmaya sözleştiler ve Melih dükkandan çıktı. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar konuşacak ve net bir karar vereceklerdi. Gülfem parmakları arasında tuttuğu çay bardağını çevirirken Melih nihayet söze girdi. " Annemi dert etme ben konuşurum. " Kadın burukça gülümsedi bunun üzerine. Bakışlarını denizden çekip karşısındaki adamın kararlı kahvelerine diktiğinde ise ciddileşti yeniden. " Annen benden haz etmez sen de biliyorsun. " " Benim umurumda değil, senin de olmasın. " Sessiz kaldı Gülfem. İşin aslı Tülay Hanım'ın kendisini isteyip istememesi onun için de çok mühim sayılmazdı. Neticede dişli kadındı, hakkından gelemeyecek değildi. " Anlaşabileceğimize inanıyor musun gerçekten? " diye sordu bu kez. Melih'in hır gür çıkartma eğilimi ve Gülfem'in uzun dili pek iyi bir ikili sayılmazdı. " Anlaşırız. Anlaşamazsak da anlaşamayacağımız konusunda anlaşırız. " Kadının bunun üzerine hafifçe güldü. Melih'in net oluşunu her zaman sevmişti. Başını hafifçe sallayarak baktı adamın yüzüne. Yakışıklı adamdı Melih. Yaşına göre olgundu, tersi pisti biraz ama Gülfem'e koymazdı. Zaten son aylarda her ne kadar itiraf etmek istemese de sık sık düşünür olmuştu onu. Şu an tüm bu konuşma olacak olanı biraz daha ertelemekten ibaretti. Bunun bilincinde olarak kabul etti teklifini. Onu da daha fazla kıvrandırmak istemiyordu. " Peki deneyelim. Ama yürümezse sen yoluna ben yoluma. Daha da karşıma çıkmayacaksın. " Melih'in yüzü ansızın aydınlandı. " Eyvallah. Ne zaman olur da çözemeyeceğimiz bir sebeple bitirmek istersen yolundan çekileceğim. " Kadın başını sallarken çayını dudaklarına götürmüştü. Kalbi genç kız gibi pır pır atıyordu resmen. Uzun zamandır böyle hissetmemişti ve bu bir an komik geldi. " Ama kimseden gizlemem ben haberin olsun. Elini tuttuysam tutmuşumdur Gülfem bakalım edelim dur yok öyle sanki suçlu gibi. " diye devam etti sözlerine Melih ciddiyetle. Kadın sesli bir iç çekti. " Eyvallah. Ama ben de şartımı söyleyeyim o halde. " Adam tek kaşını kaldırırken Gülfem çay bardağını elinden bıraktı. " Bana öyle…