A-18
Yazar: A İlke Sandıklı

Genç kız elindeki kaşığı hemen önünde duran tarhana çorbasına daldırırken Serhan dikkatli bir şekilde kendisini seyrediyordu. Bunu fark eden Ecem gergince kımıldanarak başını kaldırdı ve kahvelerini adamın bal rengi irislerine dikti. " Ne oldu? " diye fısıldadı utanarak. Adam ise bu soruyla hafifçe gülümsedi. " Hiç, " Ecem onun kendisini izliyor oluşunu görmezden gelmeye çalışarak bir kaşık daha aldı çorbasından. Çorba gerçekten de güzeldi. Buraya ara sıra uğrardı fakat son gelişinin üstünden de aylar geçmişti. " Sor hadi bekliyorum. " diyen adamı işittiğinde yeniden kaldırdı başını ve bu kez anlamayarak baktı yüzüne. " Neyi sorayım? " derken içeriye giren iki gence kısa bir bakış atmış ve tanıdık olup olmadıklarını kontrol etmişti. Bunu fark eden Serhan iç çekti. " Bu saatte mahalleden kimse uğramaz buraya rahat ol. Hem görseler bile, hasta olduğun için seni çorbacıya getirmiş olamaz mıyım? " Ecem başını salladı hafifçe. " Olabilirsin. Abimsin sonuçta. " diye mırıldandı kendi kendine. Adam bu yanıtla burnundan güler gibi bir ses çıkartmıştı. " Hay sokayım abine. " dedi sonra ansızın. Bu çıkışı kızı şaşkına çevirirken derin bir nefes çekti ciğerlerine. Sakinleşmek ve ağzını toparlamak adına birkaç saniye sessizce dışarıyı seyretti. Fakat pek de beceremeyince bakışlarını yeniden kızın şaşkın kahvelerine çevirdi. Ecem oldukça şaşkındı çünkü Serhan'ı böyle argo konuşurken görmek pek olağan bir şey değildi. " Ne abisi Ecem şimdi? " Ecem yavaşça yutkunurken kaşığı elinden bırakmış ve oturduğu sandalyede geriye doğru yaslanmıştı. " Mahalleli gözünde öylesin diye dedim ben... " Serhan masanın üzerinden kıza doğru eğilirken kaşlarını çatmıştı. " Kimsenin gözünde öyle görünmek istemiyorum. Yeter gözünü seveyim. " bağırmıyordu fakat öfkesini belli ediyordu. Genç kız başını salladı hafifçe. Onu kızdırmak istememişti. Patavatsızlık etmişti. Serhan da bunun üzerine sert bir soluk bıraktı ve tıpkı kız gibi geriye yasladı bedenini. Kıza çıkışmak en son isteyeceği şey de olsa bu abi mevzusu canını haddinden fazla sıkıyordu. " Evet sor hadi. Beni tanımak istiyormuşsun ya. Neyi bilmek istiyorsun? " Ecem kirpiklerini kırpıştırırken ne diyeceğini bilemedi. Bu öyle soru cevap şeklinde ilerleyebilecek bir süreç miydi ki? Fakat yine de başlangıç için biraz konuşmaları fena bir fikir de olmayabilirdi. Alt dudağını yalarken biraz düşündü. Adam hakkında bilmediği pek bir şey yoktu esasında. Amerika'da geçirdiği yıllara da rahmetli annesinden dolayı hakimdi. Gerçi nişanlandığını duyduktan sonra hakkında hiçbir şey bilmek istemez olmuştu. Belki o süreçlerden haberdar olmayabilirdi. Yine de o zamanlara dair bir şey öğrenmeye de hevesli değildi. İç çekti önce ve sonra belki de sorulabilecek en genel şeyi sordu. " Geleceğe dair hedeflerin neler? " Serhan bu soruyla gülecek gibi oldu başta fakat sonra kızın gerçekten de ciddi olduğunu görüp toparladı kendisini. İş mülakatında gibi hissetmişti. " Hm... " diye mırıldandı önce. " Sanırım Amerika'da başladığım şeyi bitirmek. Daha önce de anlatmıştım. Orada yeni bir kafe bar fikri atmıştık ortaya. Açtığımız mekan kısa sürede tutunca yenisi için anlaşmaya varmıştık. Ama sonra biliyorsun işte buraya döndüm. Oradaki mekanı ortağa devretsem de fikri hakları hala bende. Türkiye'de de aynı konseptte bir mekan açmak hatta bunu zincir hale getirmek istiyorum. " Ecem adamın anlattıklarını ciddiyetle dinlerken hak verircesine başını sallıyordu. " Umarım en kısa sürede hayallerini gerçekleştirirsin. " " Peki sen söyle bakalım? " dedi Serhan. Ecem ise omuz silkti hafifçe. " Okulumu bitirip klinik yüksek lisans yapacağım. Sonra da kendi kliniğimi açmak istiyorum. " " Başaracağından şüphem yok. " Genç kız hafifçe gülümsedi. Tabi tüm bunlar için iyi bir gelire ihtiyaç duyması da cabasıydı. Bir de şimdi ev meselesi çıkmıştı. Dertli bir iç çektiğinde adamın kaşları hafifçe çatıldı. " Ne oldu şimdi? " diye sordu merakla. Ecem ise omuz silkti. " Evi gerçekten alacak mısın? " Serhan kendinden emin bir şekilde başını salladı. " Yarı…